Ana Sayfa / Rehberler / Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı)

Haksız İşgal

Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı): Şartları, Hesaplanması ve Dava Süreci

Son güncelleme: Av. Arif Gölcan Okuma süresi ~19 dk.

Ecrimisil, İhtiyaç Nedeniyle Tahliye ve Ortaklığın Giderilmesi yazılarımızda yan konu olarak değindiğimiz, ancak kendi başına ele alınmayı hak eden önemli bir gayrimenkul hukuku kurumudur. Uygulamada en çok akla gelen görünümü tahliye etmeyen kiracı olsa da, ecrimisil aslında çok daha geniş bir alanı kapsar: paylı mülkiyette payını kullanamayan paydaşlar, miras ortaklığındaki taşınmazlar, üçüncü kişilerin izinsiz kullandığı arsa ve tarlalar da bu kurumun tipik uygulama alanlarındandır. Bu yazıda ecrimisilin ne olduğunu, hangi hâllerde talep edilebileceğini, hesaplama yöntemini ve dava sürecini genel hatlarıyla ele alıyoruz.

BİRLİKTE ARANAN DÖRT ŞART
  1. Haksız bir işgal bulunmalı
  2. İşgalci kötüniyetli olmalı
  3. Hak sahibi zarara uğramış olmalı
  4. Zarar ile işgal arasında illiyet bağı bulunmalı

Kusur aranmaz: işgalci kusursuz olduğunu ispatlasa dahi kötüniyet varsa ecrimisil doğar. Buna karşılık kullanım rızaya dayanıyorsa haksızlık ve kötüniyet oluşmaz, sorumluluk da doğmaz.

Ecrimisil Nedir?

Ecrimisil, bir taşınmazın (veya taşınırın) malikinin ya da hak sahibinin rızası dışında, haksız ve kötüniyetli biçimde başkası tarafından kullanılması nedeniyle talep edilebilen tazminattır; uygulamada "haksız işgal tazminatı" olarak da anılır. Yargıtay 7. HD'nin 18.01.2024 tarihli, 2022/6762 E. ve 2024/330 K. sayılı kararındaki tanımla ecrimisil, "zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat"tır. Ecrimisil, kanunda ayrıca ve doğrudan düzenlenmiş bir dava türü değildir; hukuki temelini Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 995. maddesinden alır ve esas çerçevesi Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir.

TMK m. 995'e göre: "İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır."

Yargıtay'ın 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre fuzuli (haksız) işgal, tarafların karşılıklı iradesiyle kurulan bir kira ilişkisine benzetilemez; niteliği itibarıyla bir haksız fiildir ve haksız işgalden doğan zararın tazmini gerekir. Yargıtay 7. HD'nin 25.10.2023 tarihli, 2022/3751 E. ve 2023/5074 K. sayılı kararı bu ilkeyi güncel olarak tekrarlamaktadır. Ancak Yargıtay, zamanaşımı bakımından haksız fiillere özgü süreleri değil, kira alacaklarına ilişkin beş yıllık zamanaşımını uygulamaktadır — bu da ecrimisilin "karma" bir hukuki niteliğe sahip olduğunu göstermektedir.

Ecrimisilin Gündeme Geldiği Başlıca Durumlar

  • Paylı (müşterek) mülkiyette: Ortak bir taşınmazdan yararlanamayan paydaş, kullanıma fiilen engel olan diğer paydaştan veya paydaşlardan, kendi payı oranında ecrimisil talep edebilir. Aynı şekilde paydaşlardan biri, taşınmazı işgal eden üçüncü bir kişiden de kendi payı oranında ecrimisil isteyebilir. Apartman ve sitelerde ortak alanı (otopark, bahçe, çatı gibi) tek başına işgal eden kat malikine karşı da benzer biçimde ecrimisil istenebilir; bu özel rejim için Kat Mülkiyeti ve Apartman/Site Yönetimi Uyuşmazlıkları yazımıza bakabilirsiniz.
  • Elbirliği (miras) mülkiyetinde: Bir mirasçının, diğer mirasçıların rızası alınmadan veya miras şirketine temsilci atanmadan ortak taşınmazdan tek başına yararlanması hâlinde, diğer mirasçılar ecrimisil talep edebilir. Bu dava, mirasçılardan herhangi biri tarafından tek başına açılabilir.
  • Üçüncü kişilerin izinsiz kullanımında: Bir arsanın, tarlanın veya boş taşınmazın, malikin bilgisi ve rızası dışında bir üçüncü kişi tarafından ekilip biçilmesi veya kullanılması klasik bir ecrimisil örneğidir. Bu kişilerin taşınmazdan çıkarılması için izlenecek yollar ayrı yazımızın konusudur: Fuzuli İşgalde Tahliye. İşgalci bir kamu idaresi ise (örneğin taşınmazdan kamulaştırma yapılmadan yol geçirilmişse), bedel ve ecrimisil talepleri için Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Atma rejimi geçerlidir.
  • Kira ilişkisinin sona ermesinden sonra: Kira sözleşmesi kesin olarak sona erdiği hâlde kiracının taşınmazı tahliye etmeyip kullanmaya devam etmesi de sık karşılaşılan bir ecrimisil sebebidir. Ancak burada önemli bir ayrıma dikkat etmek gerekir: kira sözleşmesi TBK hükümlerine göre kendiliğinden uzamış sayılıyorsa (örneğin fesih bildirim sürelerine uyulmadıysa), kiracı hâlâ yasal kiracıdır ve talep edilecek şey ecrimisil değil, olağan kira alacağıdır. Ecrimisil ancak kiracının artık hiçbir hukuki dayanağı kalmadığı (mahkemenin kesinleşmiş tahliye kararına veya geçerli bir fesih bildirimine rağmen taşınmazı kullanmaya devam ettiği) andan itibaren gündeme gelir; bu noktadan sonra kiracı "fuzuli şagil" (haksız işgalci) sayılır.
  • Rızayla başlayan, sonradan haksız hâle gelen kullanımda: Bir yakınının bir taşınmazda bedelsiz oturmasına izin veren malik, bu rızasını (örneğin noter ihtarnamesiyle) geri aldığı andan itibaren, kullanım haksız işgale dönüşür ve o tarihten sonrası için ecrimisil talep edebilir hâle gelir.

Sona eren intifa veya oturma hakkına rağmen kullanım sürüyorsa da ecrimisil istenebilir; bkz. İntifa ve Oturma Hakkı. Paydaşın payını üçüncü kişiye satması hâlinde ise önalım davası gündeme gelir. Eşler arasında ortak taşınmazın tek taraflı kullanımında mal rejimi tasfiyesi için bkz. boşanmada mal paylaşımı.

Ecrimisil Talep Edebilmenin Şartları

Yargıtay içtihatlarına göre ecrimisil talebi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Taşınmaza yönelik haksız bir işgalin bulunması — kullanımın, hak sahibinin rızası veya hukuki bir dayanağı olmaksızın gerçekleşmesi.
  • İşgalcinin kötüniyetli olması — işgalcinin, kullanımının haksız olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği hâllerde kötüniyetli sayılır.
  • Malikin/hak sahibinin zarara uğramış olması — malik, taşınmazı kendisi kullanacak veya kiraya verecek olsa dahi işgal nedeniyle bundan mahrum kalmışsa, bu bir zarar sayılır.
  • Zarar ile haksız işgal arasında illiyet (nedensellik) bağının bulunması.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta: ecrimisil şartları arasında kusur aranmaz. İşgalci kusursuz olduğunu ispatlasa dahi, kötüniyet şartı gerçekleşmişse ecrimisil borcu doğar.

Bunun aynası da şudur: kullanım hak sahibinin rızasına dayanıyorsa haksızlık ve kötüniyet unsurları oluşmayacağından ecrimisil sorumluluğu da doğmaz. Yargıtay 8. HD'nin 23.02.2021 tarihli, 2018/11798 E. ve 2021/1572 K. sayılı kararının ifadesiyle, "rızaya dayalı kullanım, haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile sorumluluk da söz konusu olmamaktadır."

İntifadan Men Koşulu ve İstisnaları

Kural olarak, özellikle paydaşlar arası ilişkilerde ecrimisil talep edilebilmesi için, taşınmazdan yararlanamayan hak sahibinin, diğer tarafa taşınmazı kullanmasına artık rıza göstermediğini önceden bildirmiş olması (intifadan men koşulu) aranır. Yargıtay 7. HD'nin 02.10.2024 tarihli, 2023/5469 E. ve 2024/4232 K. sayılı kararında kural, "men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler" biçiminde ifade edilmiştir. Bildirim, ecrimisilin başlangıç tarihini de belirlediğinden noter ihtarnamesiyle yapılması önerilir.

Nitekim Yargıtay 1. HD'nin 28.02.2012 tarihli, 2011/12668 E. ve 2012/2038 K. sayılı kararında, ecrimisilin ihtarnamede davalıya tanınan sürenin bitiminden dava tarihine kadarki dönem için hesaplanması gerektiği, önceki dönemi de kapsayacak biçimde hüküm kurulmasının bozma sebebi olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle ihtarnamedeki tarih, talep edilebilecek dönemin fiilî başlangıcıdır.

Aynı 7. HD kararı, bu koşulun aranmadığı hâlleri de sayar: taşınmazın kamu malı olması, doğal ürün veren yerlerden olması veya kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması. Uygulamada en sık karşılaşılan istisnalar şunlardır:

  • Kamu malı niteliğindeki taşınmazlarda: İşgal edilen yer Hazineye veya kamu idaresine ait ise intifadan men koşulu aranmaz; ecrimisil doğrudan istenebilir (bkz. Fuzuli İşgalde Tahliye).
  • Doğal ürün veren taşınmazlarda: Taşınmaz kendiliğinden ürün veren (meyvelik, zeytinlik, otlak gibi) nitelikteyse, paydaşın ayrıca ihtar çekmesi gerekmez.
  • Kira geliri elde edilerek kullanılan taşınmazlarda: Taşınmazı elinde bulunduran paydaş, taşınmazı kiraya verip gelir elde ediyorsa, diğer paydaşlar intifadan men koşulu aranmaksızın kendi payları oranında talepte bulunabilir.
  • Paydaşın kendi payını aşan kullanımında: Taşınmazı kullanan paydaşın kullanımı, kendi payına düşenden açıkça fazlaysa ve bu durum diğer paydaşların yararlanmasını fiilen ortadan kaldırıyorsa, koşul yumuşatılabilir.
  • İşgalcinin haksızlığı zaten bildiği hâllerde: Örneğin taşınmazı zorla ya da açıkça hukuka aykırı biçimde ele geçiren kişiye karşı ayrıca bildirim aranmaz.

Kira ilişkisinin sona ermesi bağlamında ise, sözleşmenin sona erdiğinin (dava, ihtarname veya mahkeme kararıyla) ilgiliye usulüne uygun bildirilmiş olması, genellikle intifadan men koşulunu da karşılamış sayılır; ayrıca bir bildirime gerek kalmayabilir.

Hazine taşınmazlarında idari ecrimisil: İşgal edilen yer Hazineye aitse ecrimisil, dava yoluyla değil, idarenin tek taraflı tahakkuk işlemiyle istenir; işgalci bu işleme karşı idari yargıda dava açar. Burada ispat yükü idarededir: Danıştay 4. Dairesi'nin 26.03.2024 tarihli, 2023/4664 E. ve 2024/2152 K. sayılı kararıyla onanan idare mahkemesi kararında, yapılan tespit sonucunda "her türlü şüpheden uzak ve net bir şekilde davacının hangi tarihlerde taşınmazı işgal ettiği" ortaya konulamadığı gerekçesiyle tahakkuk işlemi iptal edilmiştir. İdare, işgalin ne kadar süreyle ve ne şekilde gerçekleştiğini belirlemek için, taşınmazın bulunduğu yerde ikamet eden ya da tarım yapan yerel kişilere de sormak suretiyle kapsamlı bir araştırma yapmakla yükümlüdür.

Ecrimisil Bedeli Nasıl Hesaplanır?

Ecrimisil bedelinin alt ve üst sınırını içtihat çizer. Yargıtay 8. HD'nin 30.03.2021 tarihli, 2018/15985 E. ve 2021/2950 K. sayılı kararına göre ecrimisil, "haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır"; kapsamını ise "haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar)" birlikte belirler. Yani alt sınır taşınmazın emsal kira bedeli, üst sınır ise malikin o taşınmazdan elde edebileceği toplam ekonomik getiridir.

Yargıtay 8. HD'nin 23.02.2021 tarihli, 2018/11798 E. ve 2021/1572 K. sayılı kararı, izlenmesi gereken usulü adım adım ortaya koyar: taraflara emsal kira sözleşmelerini sunmaları için süre verilir, mahkemece emsaller celbedilir, keşif mahallinde bilirkişilerce re'sen emsal araştırılıp rayiç belirlenir; somut veriler böylece toplandıktan sonra ecrimisil istenen ilk dönemin kira miktarı belirlenir ve bu bedele ÜFE'nin tamamı yansıtılmak suretiyle sonraki yılların ve toplam ecrimisilin tutarı bulunur.

İlk dönem kira parasının kendisi ise, Yargıtay 1. HD'nin 10.02.2014 tarihli, 2013/17311 E. ve 2014/1867 K. sayılı kararına göre, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut hâliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının emsal kira sözleşmeleriyle karşılaştırılması; taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de gözetilerek yöredeki rayice göre belirlenmesi yoluyla saptanır.

Uygulamada hesaplama şu şekilde işler:

  • Mahkeme, taşınmazın niteliği, konumu ve emsal kira bedellerini dikkate alarak bilirkişi incelemesi ve keşif yaptırır.
  • Ecrimisil bedeli, dava dilekçesinde bilirkişi delili gösterilerek talep edilir; keşif ve bilirkişi raporu sonrasında talep tutarı ıslah dilekçesiyle güncellenebilir.
  • Ecrimisil alacağına yasal faiz de talep edilebilir; ancak faizin hangi tarihten işleyeceği ve talebin dilekçede nasıl yazıldığı sonucu doğrudan etkiler. Bunu aşağıda ayrı bir başlıkta ele alıyoruz.

Emsal kira veya kapitalizasyon yöntemiyle tahmini tutarı ve beş yıllık sınırın etkisini ecrimisil hesaplama aracımızla hesaplayabilirsiniz.

Ecrimisile Faiz Ne Zaman Başlar?

Faiz başlangıcı, ecrimisil davalarında dilekçedeki bir eksiklik yüzünden en çok hak kaybına yol açan başlıktır. Ecrimisil haksız fiilden doğsa da, faizin işgalin başladığı tarihten itibaren toplam tutar üzerinden tek seferde yürütülmesi kural olarak kabul edilmez.

Kural: her dönemin faizi kendi dönem sonundan işler. Ecrimisil dönemler hâlinde hesaplandığından, her dönem için bulunan miktara o dönemin sonu — yani tahakkuk tarihi — itibarıyla faiz yürütülür. Yargıtay 8. HD'nin 24.03.2021 tarihli, 2018/14906 E. ve 2021/2713 K. sayılı kararının ifadesiyle, "ecrimisil davalarında, her dönem için belirlenen miktara dönem sonu (tahakkuk tarihi) itibariyle faiz yürütülmesi gerekmektedir." Aynı Dairenin 29.03.2021 tarihli, 2019/5402 E. ve 2021/2896 K. sayılı kararında bu ilke, hüküm fıkrasındaki her dönemin tutarı ayrı ayrı gösterilip alacağın "ait olduğu dönemlerin sonundan itibaren işleyecek yasal faiziyle" tahsiline karar verilmek suretiyle uygulanmıştır.

Bunun doğrudan sonucu, kararın kendisinin de dönem dönem yazılmasıdır: hangi dönem için kaç lira ecrimisile hükmedildiği ve her dönemin sonu hükümde açıkça gösterilmelidir. Yargıtay 8. HD anılan 2018/14906 E. ve 2021/2713 K. sayılı kararında, "hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi" gerektiğini vurgulamış, aksine kurulan hükmü bozma sebebi saymıştır; aynı yönde, Yargıtay 7. HD'nin 06.06.2023 tarihli, 2023/2494 E. ve 2023/3117 K. sayılı kararında aktarılan bozma ilamı. Toplam ecrimisil tutarı üzerinden tek bir faiz başlangıcı belirlenmesi de bozmayı gerektirir (Yargıtay 7. HD, 13.05.2026 tarihli, 2025/3808 E. ve 2026/2664 K. — onanan hüküm).

İşgalin başladığı tarih, kural olarak faiz başlangıcı değildir. Yargıtay 3. HD'nin 18.03.2013 tarihli, 2013/3343 E. ve 2013/4578 K. sayılı kararında bu açıkça düzeltme sebebi yapılmış, "her dönem için belirlenen ecrimisil miktarına talep olması halinde dönem sonu (tahakkuk tarihi) itibariyle faiz yürütülmesi gerekirken, işgalin başlangıcı tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru görülmemiştir" denilerek hüküm dönem dönem düzeltilmiş ve bu hâliyle onanmıştır. Aynı Dairenin 09.05.2011 tarihli, 2011/4165 E. ve 2011/8039 K. sayılı kararında da ecrimisilin "birer yıllık dönemler halinde dönem sonundan itibaren" faize tabi olduğu belirtilmiştir.

İstisna: taşınmazın belirli bir günde boşaltılması kararlaştırılmışsa. Tahliye için kesin bir tarih belirlenmiş ve bu tarihe uyulmamışsa, haksız işgal o günü izleyen gün başlayacağından faiz de bu tarihten yürütülür. Yargıtay 7. HD'nin 12.10.2023 tarihli, 2022/3418 E. ve 2023/4708 K. sayılı kararında, satış şartnamesi uyarınca en geç 31.12.2015 tarihinde taşınmazı tahliye etmesi gereken davalı bakımından "davalının haksız işgali 31.12.2015 tarihini takip eden gün başlayacağından, faizin bu tarih esas alınarak yürütülmesi gerekirken dava tarihi itibariyle faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir" denilmiştir. Aynı Daire, 05.12.2024 tarihli, 2024/4459 E. ve 2024/5510 K. sayılı kararında da aynı sonuca varmıştır. Bu iki kararın ortak yanı, işgalin başlangıcının taraflarca önceden ve kesin bir güne bağlanmış olmasıdır.

Kademeli faiz açıkça istenmelidir; mahkeme kendiliğinden hükmedemez. HGK'nın 28.11.2019 tarihli, 2017/1053 E. ve 2019/1236 K. sayılı kararında, davacının "her dönem için tahakkuk etmiş olan ecrimisil alacağının dönem sonlarından itibaren kademeli yasal faiziyle birlikte tahsilini talep edebilir" denilmiş, ancak "mahkemece bu şekilde kademeli faize karar verilebilmesi için bu hususta davacının talepte bulunması gerektiği" vurgulanmıştır. Böyle bir talep yoksa, "dava dilekçesinde talep edilen miktara dava tarihinden itibaren, ıslah ile arttırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir."

Bunun tersi de bozma sebebidir. Yargıtay 8. HD'nin 07.01.2019 tarihli, 2018/14914 E. ve 2019/78 K. sayılı kararında, dilekçesinde yalnızca alacağın "faizi ile birlikte" tahsilini isteyen davacı lehine kademeli faize hükmedilmesi, HMK m. 26'daki taleple bağlılık kuralının aşılması sayılmış ve hüküm faiz başlangıcı bakımından "dava tarihi itibariyle" olarak düzeltilmiştir. Islahın araya girdiği hâllerde ayrım korunur: Yargıtay 8. HD'nin 15.02.2021 tarihli, 2018/12330 E. ve 2021/1260 K. sayılı kararında, belirlenen ecrimisilin bir kısmına dönem sonu olan tarihten, ıslahla artırılan kalan kısma ise ıslah tarihinden yasal faiz işletilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Uygulamanın tümüyle yeknesak olmadığını da belirtmek gerekir: Yargıtay 7. HD'nin 06.02.2023 tarihli, 2022/6272 E. ve 2023/638 K. sayılı kararında, davacı işgalin başlangıcından itibaren kademeli faiz talep ettiğini ileri sürmesine rağmen, faizi dava tarihinden başlatan ilk derece kararı onanmıştır. Bu nedenle talep, hangi dönem için hangi tarihten faiz istendiğini gösterecek açıklıkta yazılmalıdır.

Temerrüt oluşturan bir ihtarname varsa faiz, tebliğ tarihinden işler. İntifadan men ihtarnamesi aynı zamanda karşı tarafı temerrüde düşürüyorsa, faiz başlangıcı dava tarihi değil ihtarnamenin tebliğ tarihidir. Yargıtay 7. HD'nin 01.12.2022 tarihli, 2022/3801 E. ve 2022/7377 K. sayılı kararında, mahkemenin dava tarihi olan 09.04.2015 yerine ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 12.11.2014 tarihini esas alması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 1. HD'nin 24.06.2013 tarihli, 2013/8160 E. ve 2013/10497 K. sayılı kararında da, kullanıma muvafakat bulunan hâllerde ihtarın tebliğine kadar işgal tazminatı istenemeyeceği ve faizin de temerrüt tarihi olan tebliğ tarihinden başlatılması gerektiği ifade edilmiştir. Yukarıda ele aldığımız intifadan men ihtarnamesi, bu yönüyle yalnızca ecrimisilin değil faizin de başlangıcını belirler.

Faiz türü yasal faizdir. Haksız işgal haksız fiil niteliğinde olduğundan, ecrimisile ticari (avans) faiz değil yasal faiz uygulanır. Yargıtay 7. HD'nin 04.12.2023 tarihli, 2023/5032 E. ve 2023/5909 K. sayılı kararında aktarılan, Dairenin aynı dosyada verdiği 30.11.2022 tarihli bozma ilamında, "taşınmazın fuzuli işgali, haksız eylem niteliğinde olduğundan belirlenen ecrimisil bedeline ticari faiz yerine yasal faiz uygulanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle hesap yapılması" bozma sebebi sayılmıştır.

Talep nasıl kurulur? Ecrimisil tutarı yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlendiğinden, dava açılırken istenecek miktar çoğu zaman tam olarak bilinmez. Bu durumda dava kısmi dava olarak açılır ve rapor geldikten sonra talep artırılır: HMK m. 109/4 uyarınca talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erene kadar artırılabilir; zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Artırım hakkı bir kez kullanılabildiğinden, raporun ardından yapılacak artırımın talep edilen tüm dönemi kapsaması gerekir.

Bu çerçeve 31 Temmuz 2026'da değişti: belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107, 7589 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırıldı ve yerini yukarıdaki talep artırımı aldı. Kaldırılan madde yalnızca bu tarihten önce açılmış davalarda uygulanmaya devam ediyor (7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/10); derdest bir ecrimisil dosyanız varsa eski rejim sürüyor demektir.

Zamanaşımı Süresi

Ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre dava tarihinden geriye doğru işler. Yargıtay 7. HD'nin 11.09.2024 tarihli, 2024/2616 E. ve 2024/3724 K. sayılı kararının ifadesiyle: "25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar." Örneğin bugün açılacak bir davada, ancak son beş yıllık dönem için ecrimisil talep edilebilir; daha eski dönemler zamanaşımına uğramış sayılır.

Ancak bu, mahkemenin kendiliğinden (resen) gözeteceği bir husus değildir — davalının süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunması gerekir. Davalı bu def'i ileri sürmezse, davacının beş yıldan daha uzun bir geçmiş dönem için yaptığı talep de kabul edilebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev konusunda, talebin dayandığı hukuki ilişkiye göre net bir ayrım yapmak gerekir:

  • Mülkiyet hakkına dayanan ecrimisil → Asliye Hukuk Mahkemesi. Paydaşlar arası, miras ortaklığındaki veya taşınmazı izinsiz kullanan üçüncü kişiye karşı açılacak ecrimisil davaları haksız fiilden kaynaklandığından burada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Fuzuli İşgalde Tahliye ve El Atmanın Önlenmesi yazılarımızda ele aldığımız senaryolar bu gruba girer.
  • Kira ilişkisine dayanan işgal tazminatı → Sulh Hukuk Mahkemesi. Taraflar arasında bir kira ilişkisi bulunmuş ve talep, sözleşmenin sona ermesinden sonraki kullanım dönemine ilişkinse (uygulamada "işgal tazminatı" olarak anılır), uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklandığından HMK m. 4 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Belirleyici ölçüt, talebin kira ilişkisinden mi yoksa doğrudan mülkiyet hakkından mı doğduğudur. Tereddüt hâlinde davanın yanlış mahkemede açılması zaman kaybına yol açacağından, dava açmadan önce somut olayın niteliğine göre doğru mahkemenin belirlenmesi önem taşır.

Yetkili mahkeme: Ecrimisil, niteliği itibarıyla bir tazminat (şahsi hak) talebi olduğundan tek başına açıldığında HMK m. 12'deki kesin yetki kuralına tabi değildir; genel yetki kuralları (davalının yerleşim yeri) ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi seçenekleri gündeme gelir. El atmanın önlenmesiyle birlikte açılması hâlinde ise dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.

Ecrimisil ile Tahliye/Müdahalenin Men'i Davasının Birlikte Açılması

Uygulamada hak sahibinin asıl amacı çoğu zaman yalnızca tazminat almak değil, taşınmazı geri almak veya kullanımını serbest kılmaktır. Bu nedenle ecrimisil talebi, genellikle tahliye veya el atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) talebiyle birlikte aynı dava dilekçesinde ileri sürülür. Bu, hem zaman hem masraf tasarrufu sağlar. Ancak bu yöndeki karar kesinleşene kadar, taşınmazın fiilen kullanılmaya devam edilmesi hâlinde ecrimisil işlemeye devam eder.

Dava Öncesi Arabuluculuk Gerekir mi?

Bu noktada bir ayrım yapmak gerekir. Kira Hukuku Rehberi'mizde belirttiğimiz zorunlu arabuluculuk kuralı, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar için geçerlidir. Paydaşlar arası, miras ortaklığındaki veya üçüncü kişiye karşı açılan ecrimisil davaları bu kapsama girmez ve arabuluculuk dava şartı aranmaz. Buna karşılık talep, kira ilişkisinden kaynaklanan bir işgal tazminatı niteliğindeyse (yukarıdaki görev ayrımında Sulh Hukuk'a giren grup), dava öncesinde arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Paydaşı olduğum bir taşınmazı diğer paydaş tek başına kullanıyor; ne yapabilirim?

Kural olarak önce diğer paydaşa, taşınmazı bu şekilde kullanmasına artık rıza göstermediğinizi (intifadan men) bildirmeniz gerekir. Bu bildirimden sonraki dönem için kendi payınız oranında ecrimisil talep edebilirsiniz. Taşınmaz kiraya verilip gelir elde ediliyorsa veya doğal ürün veren nitelikteyse bu bildirim aranmayabilir.

Kira sözleşmesi bitti ama kiracı hâlâ oturuyor; hemen ecrimisil isteyebilir miyim?

Öncelikle sözleşmenin gerçekten sona erip ermediğini kontrol etmek gerekir. Kiracı, olağan fesih bildirim sürelerine uyulmadığı için sözleşme kendiliğinden uzamışsa, hâlâ yasal kiracıdır ve ecrimisil değil, kira alacağı söz konusu olur. Ecrimisil, ancak sözleşmenin kesin olarak sona erdiği ve kiracının bunu bilerek taşınmazda kalmaya devam ettiği andan itibaren gündeme gelir.

Ecrimisil davasını hangi mahkemede açmalıyım?

Talebiniz mülkiyet hakkına dayanıyorsa (paydaşlık, miras ortaklığı, üçüncü kişi işgali) Asliye Hukuk; taraflar arasında sona ermiş bir kira ilişkisinden kaynaklanan işgal tazminatı ise Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Ecrimisil talep etmeden önce ihtar çekmem şart mı?

Paydaşlar arası ilişkilerde kural olarak evet; ancak kamu malı, doğal ürün veren taşınmaz, kiraya verilerek gelir elde edilen taşınmaz gibi hâllerde bu koşul aranmaz. Kira ilişkisinin sona ermesi bağlamında ise, durumun ilgiliye usulüne uygun bildirilmiş olması çoğu zaman bu koşulu da karşılar.

Ecrimisile faiz ne zaman başlar?

Kural, her dönem için hesaplanan ecrimisile o dönemin sonundan (tahakkuk tarihinden) itibaren kademeli yasal faiz yürütülmesidir; işgalin başladığı tarihten toplam tutar üzerinden tek seferde faiz işletilmesi bozma sebebidir. Kademeli faize hükmedilebilmesi için dava dilekçesinde açıkça talep edilmiş olması gerekir; yalnızca faiziyle birlikte tahsil istenmişse faiz dava tarihinden, ıslahla artırılan kısma ıslah tarihinden işler. Karşı tarafı temerrüde düşüren bir ihtarname çekilmişse faiz, ihtarnamenin tebliğ tarihinden başlar. Ecrimisile ticari faiz değil yasal faiz uygulanır.

Ecrimisil davasını kaç yıl geriye dönük açabilirim?

Kural olarak beş yıl; ancak davalı zamanaşımı def'inde bulunmazsa, mahkeme daha uzun bir dönem için de karar verebilir.

Ecrimisil ile tahliye/müdahalenin men'i davasını aynı anda açabilir miyim?

Evet, uygulamada bu iki talep sıklıkla birlikte ileri sürülür; bu hem süreci hem masrafları azaltır.

Sonuç: Pratik Öneriler

  • Talebinizin dayanağı hangi ilişkiden kaynaklanıyorsa (paydaşlık, miras, kira sonrası işgal, üçüncü kişi işgali) buna göre hem intifadan men koşulunun aranıp aranmadığını hem de görevli mahkemeyi baştan belirleyin.
  • Mümkünse, rızanızı geri aldığınızı veya taşınmazın tahliyesini talep ettiğinizi karşı tarafa yazılı olarak (noter ihtarnamesiyle) bildirin; bu hem ispat kolaylığı sağlar hem de ecrimisilin başlangıç tarihini netleştirir. Bunun için doldurulabilir örnek ecrimisil ihtarnamesini kullanabilirsiniz.
  • Ecrimisil talebinizi, mümkünse tahliye veya müdahalenin men'i talebiyle birlikte aynı dilekçede ileri sürmeyi değerlendirin; bu süreç ve masraf tasarrufu sağlar. Bunun için doldurulabilir örnek ecrimisil dava dilekçemizden yararlanabilirsiniz.
  • Zamanaşımı süresinin dava tarihinden geriye doğru beş yılla sınırlı olduğunu unutmayın; gecikmeden hareket edin.
  • Faiz talebinizi dilekçede açıkça yazın. "Her dönemin sonundan itibaren işleyecek kademeli yasal faiz" ibaresi yoksa mahkeme, taleple bağlılık kuralı gereği faizi dava tarihinden başlatmak zorunda kalır; ıslahla artırdığınız kısma da ıslah tarihinden faiz işler. Temerrüt ihtarnamesi çekmişseniz tebliğ tarihini de dilekçede belirtin.
  • Ecrimisil bedelinin hesaplanmasında emsal kira araştırması ve bilirkişi raporu belirleyicidir; elinizde güçlü emsal kira sözleşmeleri veya ilanları varsa bunları dosyaya sunun.
  • Görev ve yetki kuralları bakımından hassas olan bu davalarda, dava açmadan önce bir avukattan destek almak usulden ret riskini ortadan kaldırır.

Dosyanıza Özgü Bir Değerlendirme

Yukarıdaki anlatım genel çerçeveyi verir; hangi sürenin işlediği ve hangi yolun açık olduğu somut belgelere göre değişir. Kendi durumunuz için görüşmek isterseniz: