Almanya'da vefat eden bir babadan Türkiye'deki daire mirasçılara nasıl geçer? Hollanda vatandaşlığına geçmiş bir kardeş, İzmir'deki tarladan pay alabilir mi? Yurtdışında yaşayan mirasçının Türkiye'ye hiç gelmeden terekeyi paylaştırması mümkün müdür? Bu soruların cevabı, iç hukuktaki miras kurallarından önce hangi ülkenin hukukunun uygulanacağına bağlıdır.
Yabancılık unsuru taşıyan miras — yani mirasçılardan birinin yabancı olduğu, murisin yurtdışında öldüğü veya terekede yurtdışı mal bulunduğu haller — Türkiye'deki sıradan bir miras işleminden farklı işler. Devreye kanunlar ihtilafı kuralları girer, belgeler apostil ve tercüme ister, süreler uzar ve bazı yabancı belgeler tek başına geçerli olmaz.
Bu yazı, konuyu yalnızca yurtdışı boyutuyla ele alıyor: hangi ülkenin hukuku uygulanır, mirasçılık belgesi nereden alınır, yurtdışında düzenlenen ölüm belgesi ve mahkeme kararı Türkiye'de nasıl kullanılır, üç aylık ret süresi ve veraset vergisi süreleri yurtdışındakiler için nasıl işler. Mirasçılık belgesinin ne olduğu, mirasın reddinin sonuçları, tenkis ve muris muvazaası gibi konuların iç hukuktaki ayrıntısı için sitedeki mirasçılık belgesi ve mirasın reddi ile diğer miras yazılarımıza; yurt dışında yaşayan bir okuyucu olarak Türkiye'deki hukuki işlerin tümüne genel bakış için Yurtdışındaki Türkler İçin Hukuk Rehberi yazımıza bakabilirsiniz.
Hangi Ülkenin Hukuku Uygulanır? İkiye Bölünen Miras
Yabancılık unsuru taşıyan mirasta uygulanacak hukuku 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (MÖHUK) belirler. MÖHUK'un miras hükmü olan m. 20, tek bir kural gibi görünse de aslında terekeyi ikiye böler:
Hükmün lafzı şudur: miras ölenin millî hukukuna tâbidir, Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır (m. 20/1); mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler ise terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir (m. 20/2). Yargıtay 7. HD'nin 07.02.2022 tarihli, 2021/2182 E. ve 2022/734 K. sayılı kararı da maddeyi bu şekliyle uygulamaktadır. Yani genel kural ölenin vatandaşlık hukukudur; Türkiye'deki taşınmazlar bunun istisnasıdır.
- Taşınmazlar (gayrimenkuller): Nerede olursa olsun, bulundukları ülkenin hukukuna tabidir. Türkiye'deki bir daire, tarla veya işyeri için — murisin vatandaşlığı ne olursa olsun — Türk miras hukuku uygulanır.
- Taşınırlar (menkuller): Banka hesabı, araç, hisse, ev eşyası gibi mallar ise murisin ölüm anındaki milli hukukuna (vatandaşı olduğu ülkenin hukukuna) tabidir.
Türkiye'de doğup büyümüş, sonradan başka bir ülkenin vatandaşlığına geçmiş kişiler için bu ayrım kritik hale gelir. Türk vatandaşlığı devam ediyorsa (çifte vatandaşlık) menkuller için de Türk hukuku esas alınır; ancak kişi Türk vatandaşlığından çıkmışsa, menkul mallarında artık yeni vatandaşlığının hukuku geçerli olur. Türkiye'deki taşınmazlar ise her hâlükârda Türk hukukuna tabi kalır — bu, mavi kart sahipleri için de değişmeyen bir güvencedir.
Hükmün çoğu zaman atlanan üçüncü cümlesi ayrı bir bağlama kuralı getirir: mirasın açılması sebepleri, iktisabı ve taksimi terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir (MÖHUK m. 20/1, son cümle). Pratik anlamı şudur: kimin mirasçı olduğu ve payların ne olduğu bir hukuka, mirasın nasıl kazanılacağı ve nasıl paylaştırılacağı başka bir hukuka tabi olabilir.
Yargıtay 14. HD'nin 20.04.2021 tarihli, 2018/2863 E. ve 2021/2943 K. sayılı kararı bu çerçevenin pratikte nasıl işlediğini gösterir ve mirasçılık belgesinin kısmen verilebileceğini ortaya koyar. Suriye uyruklu mirasbırakanın mirasçıları, Türkiye'deki taşınmazlar için değil, soybağını kurmak ve açılan davalarda temsili sağlamak için mirasçılık belgesi istemişti. Daire, Suriye uyruklu kişilerin Türkiye'deki taşınmazlarına ilişkin kısıtlamalar nedeniyle taşınmazlar yönünden istemin reddinin doğru olduğunu, ancak bunun dışındaki sebepler için mirasçılık belgesi verilmesi gerektiğini belirterek ret kararını bozdu. Yani bir kısıtlama belgeyi tümüyle kapatmaz; belge, amacı sınırlanarak alınabilir. (Karar, mirasbırakan 01.05.2002'de öldüğü için MÖHUK'un değil, mülga 2675 sayılı Kanun'un 22. maddesini uygulamıştır; kural bugün MÖHUK m. 20'de aynı biçimde sürmektedir.)
İki Ayrı Mirasçılık Belgesi Gerekebilir
Terekenin ikiye bölünmesinin en somut sonucu belgede ortaya çıkar. Menkuller ile taşınmazlar farklı hukuka tabi olduğunda, mirasçı payları da farklı çıkabileceğinden, uygulamada iki ayrı mirasçılık belgesi gerekebilir:
- Türkiye'deki taşınmazlar için, Türk hukukuna göre düzenlenmiş bir mirasçılık belgesi,
- Yurtdışındaki menkuller için, murisin milli hukukuna göre düzenlenmiş ayrı bir belge.
Bu, ilk bakışta gereksiz bir bürokrasi gibi görünür; oysa zorunludur. Türk tapu müdürlüğü, taşınmazın devri için Türk hukukuna göre payları gösteren bir belge ister. Yabancı bir mahkemenin veya noterin, kendi hukukuna göre düzenlediği ve farklı paylar gösteren belge, Türkiye'deki taşınmaz bakımından doğrudan işleme konulamaz.
Türk hukukuna göre mirasçılık belgesi almak için başvurulacak merci de yabancılık unsuruna göre değişir. Bu, çoğu kişinin bilmeden yanlış kapıya gittiği noktadır.
Noterden Değil Mahkemeden: Yabancılık Unsuru Varsa
Önce bir tereddüdü kaldıralım: yabancı uyruklu olmak mirasçılık belgesi istemeye engel değildir. Yargıtay 14. HD'nin 14.12.2020 tarihli, 2016/18145 E. ve 2020/8365 K. sayılı kararının ifadesiyle "yabancılar mirasçılık belgesi isteyebilir". Soru belgeyi alıp alamayacağınız değil, hangi mercie başvuracağınızdır.
Türk hukukunda mirasçılık belgesi, kural olarak sulh hukuk mahkemesinden veya noterden alınabilir. Ancak noterin belge düzenleyebilmesi, işin "sıradan" olmasına bağlıdır. Yabancılık unsuru bulunduğunda noter yetkili değildir; belge yalnızca sulh hukuk mahkemesinden alınır.
Noterin belge veremeyeceği, dolayısıyla mahkemeye başvurmanın zorunlu olduğu tipik haller şunlardır:
- Mirasçılardan biri veya birkaçı yabancı uyruklu ise,
- Muris yabancı vatandaş ise,
- Nüfus kayıtlarında yabancı unsur veya eksiklik bulunuyorsa (örneğin yurtdışında doğmuş, kaydı geç yapılmış mirasçılar),
- Mirasçılık ilişkisi yabancı belgelerle ispatlanacaksa.
Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir; yetkili mahkeme ise genellikle murisin son yerleşim yeri ya da taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Mirasçının yurtdışında olması, davayı Türkiye'de bir vekil aracılığıyla yürütmesine engel değildir — yeter ki vekâletnamede mirasçılık belgesi talep etme yetkisi bulunsun.
Mahkeme mirasçıları nasıl araştırır?
Yabancılık unsuru bulunan dosyalarda mahkeme, mirasçı çevresini yalnızca nüfus kaydıyla belirleyemez; ilgili ülkenin başkonsolosluğu ve makamlarıyla yazışma yapılması gerekir. Bu, davanın en uzun süren aşamasıdır ve mirasçının elindeki yabancı nüfus/veraset belgelerini baştan dosyaya koyması süreci kısaltır.
Araştırmanın sonucu her zaman mirasçı bulunması yönünde olmaz. Yargıtay 7. HD'nin 03.12.2025 tarihli, 2025/3837 E. ve 2025/5166 K. sayılı kararıyla onanan bölge adliye mahkemesi kararına konu olayda, ilgili ülke makamlarıyla yapılan yazışmalar sonucunda mirasçı bulunmadığı tespit edilmiş ve "5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 20/3 hükmü uyarınca Türkiye'de bulunan mirasçısız terekenin Devlete kalacağı" sonucuna varılmıştır (MÖHUK m. 20/3: Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır). Yurt dışında ölen ve Türkiye'de taşınmazı bulunan kişilerin uzak mirasçıları için bu, harekete geçmemenin somut bedelidir: mirasçı çıkmazsa tereke Hazine'ye geçer.
Hangi yer mahkemesi? Bu, yurt dışında ölen bir yakının dosyasında ilk sorulan ve en çok vakit kaybettiren sorudur. MÖHUK m. 43 iki kademeli bir ölçüt koyar: mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yeri Türkiye'de değilse terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Kademe atlanmamalıdır: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 21.04.2025 tarihli, 2025/1288 E. ve 2025/5648 K. sayılı kararında, murisin yerleşim yeri kaydı İsviçre olduğu hâlde Daire, dosya kapsamından murisin Türkiye'deki son yerleşim yerinin Çatalzeytin/Kastamonu olduğunu saptamış ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini değil o yer mahkemesini yetkili görmüştür. Yani “muris yurt dışında yaşıyordu, davayı taşınmazın olduğu yerde açarım” kısayolu çoğu dosyada yetkisizlik kararıyla döner.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2025 tarihli, 2025/3758 E. ve 2025/6294 K. sayılı kararı ölçütü iki noktada daha netleştirir. Birincisi, yabancı vatandaşlık tek başına yetkiyi taşımaz: muris Alman vatandaşıdır, buna rağmen Türkiye'de bir son yerleşim yeri bulunduğu için uyuşmazlık o yer mahkemesinde görülür. İkincisi, nüfus kaydındaki adres belirleyici değildir: iki mahkeme birbirine farklı adresler göstererek yetkisizlik kararı vermiş, Daire TMK m. 19'daki ölçütü (kişinin “sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer”) esas alarak kayıttaki adresi değil fiilî yerleşim yerini yetkili saymıştır. Karar bir tereke temsilcisi atanması istemine ilişkindir; yani m. 43 yalnız çekişmeli davalarda değil, terekeye ilişkin işlerde de uygulanmaktadır.
Buna karşılık dava, muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle birlikte açılıyorsa yetki tapu iptali talebine göre kurulur ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (Yargıtay 1. HD, 18.09.2012, 2012/6930 E. ve 2012/9588 K.); ayrıntı için tenkis davası ve muris muvazaası yazılarımıza bakabilirsiniz.
Yabancı Mirasçının Taşınmaz Edinme Sınırları
Yabancı uyruklu bir mirasçının Türkiye'deki taşınmazı miras alması kural olarak mümkündür; ancak bu, sınırsız değildir. Türk vatandaşlığını koruyan mirasçılar ile mavi kart sahipleri bu sınırların dışındadır — onlar bu bakımdan Türk vatandaşı gibi işlem görür. Mavi Kart sahibinin hangi konuda Türk vatandaşı, hangisinde yabancı sayıldığı için Mavi Kart Hakları yazısına bakabilirsiniz. Sınırlar, Türk vatandaşlığıyla hiçbir bağı kalmamış yabancı uyruklu mirasçılar için gündeme gelir:
- Uyruğun izin verilen ülkeler arasında olması. Yabancının uyruğu, Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye'de taşınmaz edinmesine izin verilen ülkeler arasında bulunmalıdır. Karşılıklılık (mütekabiliyet) şartı bugün aranmaz; aşağıda açıklandığı üzere bu şart 2012'de kaldırılmıştır.
- Askerî yasak ve güvenlik bölgeleri. Bu bölgelerdeki taşınmazlar yabancılarca edinilemez. Miras yoluyla böyle bir taşınmaza hak kazanılırsa, taşınmazın tasfiye edilerek bedele çevrilmesi yoluna gidilir.
- Yüzölçümü ve oran sınırları. Bir yabancının ülke genelinde edinebileceği taşınmaz için üst sınırlar ve bir ilçedeki özel mülkiyete konu alanın belirli bir oranını aşamama kuralı vardır.
Karşılıklılık şartı: hangi ölümlerde hâlâ geçerli?
Bu, yurt dışındaki mirasçıların en sık yanıldığı noktadır; çünkü kural 2012'de değişmiştir ve hangi kuralın uygulanacağını murisin ölüm tarihi belirler.
Değişikliğin kaynağı kanunun kendisidir: 18.05.2012'de yürürlüğe giren 6302 sayılı Kanun ile Tapu Kanunu m. 35 değiştirilmiş, karşılıklılık ilkesi kaldırılmış ve yerine Bakanlar Kurulunca — 698 sayılı KHK'nın 9. maddesiyle yapılan değişiklikten sonra Cumhurbaşkanınca — belirlenen ülke vatandaşlarının taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilmesi esası getirilmiştir. Aynı formülasyon yukarıda anılan 14. HD kararlarının gerekçesinde de yer alır. Yargıtay 7. HD'nin 18.12.2025 tarihli, 2025/2291 E. ve 2025/5467 K. sayılı kararı ölçütün 2025'te de uygulandığını gösterir; şu kadar ki o kararda metin ilk derece mahkemesinin gerekçesinden aktarılmakta, Dairenin kendi değerlendirmesi ise onamadan ibarettir.
Buna karşılık eski kural tümüyle tarihe karışmış değildir, çünkü ölçüt ölüm anına bağlanır. Yargıtay 14. HD'nin yukarıda anılan 2016/18145 E. sayılı kararına göre "terekenin miras bırakanın ölüm günü itibariyle açıldığı tarihte taşınmazların iktisabı yönünden karşılıklılık aranacaktır"; aynı ölçüt, Dairenin 02.07.2020 tarihli, 2016/14561 E. ve 2020/4348 K. sayılı bozma ilâmında da yer almış ve bu bozmaya uyularak verilen karar Yargıtay 7. HD'nin 29.04.2024 tarihli, 2024/1330 E. ve 2024/2250 K. sayılı kararıyla onanmıştır. Miras, ölümle açıldığı için uygulanacak rejim de o tarihte donar.
Sınırların kapsamı da sanıldığından dardır. Yargıtay 14. HD'nin 23.02.2021 tarihli, 2017/1775 E. ve 2021/1158 K. sayılı kararına göre "Tapu Kanununda belirtilen bu sınırlama yalnızca taşınmaz mallar yönünden uygulanabileceğinden yabancı uyruklu kişilerin taşınır mallar ile para veya diğer haklar yönünden mirasçı olmalarında yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır". Banka hesabı, araç, hisse ve alacaklar bakımından yabancı mirasçının önünde bu türden bir sınır yoktur.
Bu bölümdeki kuralları Türkçe okumayan bir mirasçıya anlatmanız gerekiyorsa, aynı konunun İngilizcesi Turkish Inheritance Law for Foreign Nationals sayfasındadır.
Yurtdışında Ölüm: Yabancı Ölüm Belgesi, Apostil ve Tercüme
Muris yurtdışında ölmüşse, süreç bir belge zinciriyle başlar. Yabancı makamlarca düzenlenen ölüm belgesinin Türkiye'de kullanılabilmesi için iki işlem gerekir:
- Apostil şerhi — belgeyi düzenleyen ülke 1961 Lahey Sözleşmesi'ne tarafsa (Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya ve pek çok ülke taraftır), o ülkenin yetkili makamından apostil alınır. Ülke taraf değilse belge, oradaki T.C. konsolosluğunca tasdik edilir.
- Yeminli tercüme — apostilli belge Türkiye'de yeminli tercümanca çevrilir ve tercüme noterde onaylatılır.
Ölümün Türkiye nüfus kütüğüne işlenmesi de önemlidir. Yurtdışındaki ölüm, otomatik olarak Türk nüfus kayıtlarına yansımaz; genellikle T.C. konsolosluğu aracılığıyla bildirilir. Nüfus kaydında ölüm görünmeden mirasçılık belgesi ve tapu işlemleri aksayabileceğinden, bu bildirim sürecin ilk halkasıdır.
Aynı belge zinciri, yurtdışında düzenlenmiş nüfus kayıtları, evlilik belgeleri ve doğum belgeleri için de geçerlidir. Mirasçılık ilişkisini kuran her yabancı belgenin apostilli ve tercümeli olması gerekir.
Yabancı Mahkeme Kararı Türkiye'de Doğrudan Geçerli Değildir
Yurtdışında yaşayan mirasçıların en sık yanıldığı nokta budur. Bulundukları ülkede aldıkları bir mirasçılık belgesi (Erbschein, grant of probate vb.) veya miras konusunda verilmiş bir mahkeme kararı, Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz.
Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye'de sonuç doğurması için, niteliğine göre iki yoldan biri gerekir:
- Tanıma — yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm ve kesin delil olarak kabul edilmesi. Bir mirasçılık ilişkisinin tespiti gibi durumlarda gündeme gelir.
- Tenfiz — yabancı kararın Türkiye'de icra edilebilir hale gelmesi; karar bir edimin yerine getirilmesini (örneğin bir ödemeyi) gerektiriyorsa aranır.
Her ikisi de Türk mahkemesinde açılacak ayrı bir davayla yürütülür ve MÖHUK'taki şartlara bağlıdır: kararın kesinleşmiş olması, kamu düzenine aykırı olmaması, savunma hakkının ihlal edilmemiş olması gibi. Sürecin işleyişi, gerekli belgeler ve şartlar için tanıma ve tenfiz rehberimize bakınız; miras bağlamında ayrıca şu bilinmelidir: yabancı boşanma kararı Türkiye'de tanınmamışsa, nüfus kaydında evlilik sürdüğünden vefat hâlinde eski eş mirasçı gibi görünür. Uygulamada çoğu zaman daha pratik olan yol, yabancı belgeyle uğraşmak yerine Türkiye'de doğrudan Türk hukukuna göre mirasçılık belgesi almaktır — özellikle Türkiye'deki taşınmazlar bakımından zaten Türk hukuku uygulanacağı için, bu yol hem daha hızlı hem daha kesindir.
Üç Aylık Ret Süresi: Yurtdışındakinin Görünmez Tuzağı
Mirasın reddi (reddi miras), Türk hukukunda üç aylık hak düşürücü süreye tabidir. Yasal mirasçılar için bu süre, mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren işler. Süre içinde reddedilmezse miras — borçlarıyla birlikte — kazanılmış sayılır.
Bu kural yurtdışında yaşayanlar için özel bir risk yaratır. Murisin borca batık bir tereke bırakması hâlinde, yurtdışındaki mirasçı çoğu zaman durumu geç öğrenir; öğrendiğinde de "nasılsa Türkiye'ye gidemiyorum" diyerek işlemi erteler. Oysa:
- Ret, Türkiye'ye gelmeden yapılabilir. Bulunduğunuz ülkedeki T.C. konsolosluğu aracılığıyla ya da özel yetki içeren bir vekâletnameyle Türkiye'deki bir vekil eliyle mirasın reddi beyanında bulunulabilir. Vekâletnamede mirasın reddine ilişkin açık ve özel yetkinin bulunması şarttır.
- Süreyi başlatan an "öğrenme"dir. Yurtdışındaki mirasçı bakımından öğrenme tarihinin ne zaman gerçekleştiği, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; ancak bu belirsizliğe güvenmek risklidir.
Mirasın reddinin ayrıntısı, gerçek ret ile hükmen ret ayrımı ve reddin sonuçları için mirasçılık belgesi ve mirasın reddi yazımıza bakabilirsiniz.
Veraset ve İntikal Vergisi: Yurtdışındakiler İçin Uzayan Süreler
Mirasla intikal eden mallar için veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi gerekir. Beyanname süresi, ölümün ve mükellefin (mirasçının) nerede bulunduğuna göre değişir — ve yurtdışı boyutu bu süreleri uzatır:
| Durum | Beyanname süresi |
|---|---|
| Ölüm Türkiye'de, mirasçı Türkiye'de | 4 ay |
| Ölüm yurtdışında, mirasçı Türkiye'de | 6 ay |
| Ölüm Türkiye'de, mirasçı yurtdışında | 6 ay |
| Ölüm yurtdışında, mirasçı ölenle aynı ülkede | 4 ay |
| Ölüm ve mirasçı farklı yabancı ülkelerde | 8 ay |
Bu uzatılmış süreler bir kolaylık gibi görünse de, yurtdışındaki mirasçının belgeleri (apostil, tercüme, nüfus kayıtları) toparlaması da zaman aldığından pratikte dar kalabilir. Süre kaçırıldığında verginin aslı ortadan kalkmaz; yalnızca vergi ziyaı ve gecikme faizi eklenerek yük artar.
Verginin tutarı, intikal eden malın değeri ve mirasçının yakınlık derecesine göre artan oranlı bir tarifeyle hesaplanır. Somut bir öngörü için Veraset ve İntikal Vergisi Hesaplama Aracımızı kullanabilirsiniz. Taşınmaz devrinde ayrıca tapu harcı gündeme geleceğinden, Tapu Harcı Hesaplama Aracımız da kıyaslama için yararlıdır. Devirden sonra taşınmazı elinde tutmaya devam edecek mirasçının karşılaşacağı kira geliri ve satış vergileri — konut istisnası, işyeri stopajı, beş yıllık değer artışı kuralı ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları — için dar mükellefin gayrimenkul vergilendirmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Ters Yön: Türkiye'deki Mirasçı, Yurtdışındaki Mal
Şimdiye kadar yurtdışındaki mirasçının Türkiye'deki malı ele alındı. Tablonun tersi de sık yaşanır: Türkiye'de yaşayan mirasçı, murisin yurtdışındaki malına — Almanya'daki banka hesabına, sigorta birikimine, emeklilik fonuna veya oradaki taşınmaza — ulaşmak ister.
Burada kural yine MÖHUK'un bölünmüş mantığıdır, ama ayna gibi ters çalışır:
- Yurtdışındaki taşınmaz, bulunduğu ülkenin hukukuna tabidir. Almanya'daki daire Alman miras hukukuna göre, o ülkenin makamları önünde paylaşılır; Türk mahkemesinden alınan mirasçılık belgesi orada çoğu zaman tek başına yeterli olmaz, ilgili ülkenin usulüne uyulması gerekir.
- Yurtdışındaki menkuller (banka hesabı gibi) ise, muris Türk vatandaşı olarak öldüyse Türk hukukuna tabidir; ancak bunları fiilen tahsil etmek için yabancı bankanın veya kurumun istediği belgeler (çoğu zaman apostilli ve o ülke diline çevrilmiş bir mirasçılık belgesi) tamamlanmalıdır.
Pratikte bu, Türkiye'deki mirasçının çoğu zaman hem Türkiye'de hem de malın bulunduğu ülkede ayrı işlem yürütmesini gerektirir. Türkiye'deki avukat süreci koordine edebilir, ancak yabancı ülkedeki tapu veya banka işlemi için orada da bir muhataba ihtiyaç duyulur. Bu tür dosyalarda en pratik yaklaşım, iki ülkedeki süreçleri baştan ayrı ayrı planlamak ve her biri için gereken belgeleri (apostilli mirasçılık belgesi, tercümeler) çoğaltarak hazırlamaktır.
Yabancı Vasiyetname ve Saklı Pay
Muris yurtdışında bir vasiyetname bırakmışsa iki ayrı soru doğar: vasiyetname şekil bakımından geçerli midir ve içerik bakımından Türkiye'deki taşınmazı ne ölçüde etkiler?
Şekil bakımından Türk hukuku esnektir: MÖHUK, vasiyetnamenin düzenlendiği ülkenin hukukuna uygun yapılmış olmasını geçerlilik için yeterli sayar. Yani Almanya'da Alman hukukuna göre düzenlenmiş bir vasiyetname, Türkiye'de şekil yönünden geçersiz sayılmaz.
Ancak içerik bakımından, Türkiye'deki taşınmaz yine Türk hukukuna tabidir. Bunun en önemli sonucu saklı paydır: Türk hukuku, altsoya ve eşe belirli oranlarda dokunulamaz bir pay tanır. Yurtdışındaki bir vasiyetname, tüm malvarlığını tek bir kişiye bırakmış olsa dahi, Türkiye'deki taşınmaz bakımından diğer mirasçıların saklı payı korunur ve bu mirasçılar tenkis davası açabilir. Saklı pay ve tenkisin ayrıntısı için tenkis davası yazımıza bakabilirsiniz.
Görünürde satış olan ama gerçekte mirastan mal kaçırma amacı taşıyan devirler — örneğin murisin ölümünden önce taşınmazı bir yakınına devretmesi — yurtdışındaki mirasçılar için ayrı bir sorundur. Bu durumda muris muvazaası ileri sürülebilir ve bu davanın hak düşürücü süresi bulunmadığından, durumu yıllar sonra öğrenen yurtdışındaki mirasçı bakımından en değerli yollardan biridir.
Süreci Uzaktan Yürütmek: Vekâletnamenin Merkezi Rolü
Yukarıdaki işlemlerin neredeyse tamamı — mirasçılık belgesi davası, mirasın reddi, veraset vergisi beyanı, taksim ve tapu devri — Türkiye'ye gelmeden, doğru düzenlenmiş bir vekâletnameyle yürütülebilir. Kritik olan, vekâletnamede işe uygun özel yetkilerin bulunmasıdır:
- Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) talep etme,
- Mirasın reddi (açık ve özel yetki gerektirir),
- Tereke işlemleri, terekenin tespiti ve taksim sözleşmesi yapma,
- Vergi dairesinde beyanname verme, tahakkuk ve ödeme işlemleri,
- Taşınmazı devretme ve tapuda ferağ verme (taşınmaz devri özel yetki ister),
- Dava açma, tevkil ve arabuluculuğa katılma.
Miras payını kardeşine veya bir başka mirasçıya devretmeyi düşünenler için ek bir uyarı: mirasçılardan biri kısıtlı (vesayet altında) ise, miras payının devri sözleşmesi için vesayet organının izni aranır. Bunun dayanağı TMK m. 462/9'dur: vesayet altındaki kişinin miras payının devri sözleşmesi yapabilmesi vesayet makamının iznine bağlıdır. Yargıtay 7. HD'nin 07.02.2022 tarihli, 2021/2182 E. ve 2022/734 K. sayılı kararı bu şartı aramış ve sözleşmeyi kısıtlı adına vasinin yapması ya da vasinin kısıtlıya yetki vermesi hâllerinin ikisinde de vesayet organlarının izninin gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur; izin alınmadan yapılan devir sözleşmesi sonradan geçersizlik tartışmasına açık hâle gelir.
Vekâletnamedeki yetkilerden biri eksik olduğunda süreç durur ve yurtdışındaki mirasçı için yeni bir vekâletname turu başlar — bu da haftalar kaybettirir. Vekâletnamenin konsolosluk mu yoksa apostilli yabancı noter yoluyla mı düzenleneceği, hangi işlem için hangi yolun seçileceği ve en sık yapılan hatalar için yurt dışından vekâletname yazımıza bakmanızı öneririz; miras işlerinin başarısı büyük ölçüde o belgenin doğru kurulmasına bağlıdır.
Sık Sorulan Sorular
Yabancı vatandaş olan kardeşim Türkiye'deki babamızın dairesinden pay alabilir mi?
Kural olarak evet. Türkiye'deki taşınmaz Türk hukukuna göre paylaşılır ve mirasçının yabancı olması tek başına mirasçılığa engel değildir; yabancılar Türkiye'de miras yoluyla taşınmaz edinebilir. Ölçüt, murisin ölüm tarihine göre değişir: 18.05.2012'den önceki ölümlerde karşılıklılık (mütekabiliyet) araştırılır, bu tarihten sonraki ölümlerde ise karşılıklılık aranmaz ve yalnızca uyruğun izin verilen ülkeler listesinde bulunup bulunmadığına bakılır. Uygulamada diğer sınırlar, askerî yasak bölge gibi yerlerde taşınmaz edinilememesi ile yüzölçümü ve oran sınırlarıdır. Türk vatandaşlığını koruyan veya mavi kart sahibi mirasçılar bakımından ise bu sınırlar kural olarak gündeme gelmez.
Babam Almanya'da öldü; Türkiye'deki dairesi hangi ülkenin hukukuna göre paylaşılır?
Türkiye'deki taşınmaz, murisin vatandaşlığı ne olursa olsun Türk hukukuna göre paylaşılır (taşınmazda bulunduğu yer hukuku ilkesi). Almanya'daki banka hesabı, aracı gibi menkul mallar ise murisin ölüm anındaki milli hukukuna tabidir. Bu nedenle aynı kişinin Türkiye'deki ve Almanya'daki malları farklı kurallara, hatta farklı paylara göre bölüşülebilir; çoğu zaman iki ayrı mirasçılık belgesi gerekir.
Almanya'dan aldığım mirasçılık belgesini (Erbschein) Türkiye'de kullanabilir miyim?
Doğrudan kullanamazsınız. Yabancı bir mahkeme veya makamın düzenlediği belge Türkiye'de kendiliğinden geçerli olmaz; niteliğine göre tanıma veya tenfiz davası gerekebilir. Türkiye'deki taşınmaz için en pratik yol, yabancı belgeyle uğraşmak yerine Türk sulh hukuk mahkemesinden doğrudan Türk hukukuna göre mirasçılık belgesi almaktır; taşınmaz zaten Türk hukukuna tabi olduğu için bu yol daha hızlı ve kesindir.
Mirasçılık belgesini noterden alabilir miyim, yoksa mahkemeye mi gitmeliyim?
Herkes Türk vatandaşıysa ve tabloda yabancı unsur yoksa noterden (hatta e-Devlet üzerinden) alınabilir. Ancak mirasçılardan biri yabancı uyruklu ise, muris yabancıysa veya nüfus kayıtlarında yabancı unsur varsa noter yetkili değildir; belge yalnızca sulh hukuk mahkemesinden alınır. Tek bir mirasçının başka ülke vatandaşı olması bile bu sonucu doğurur.
Üç aylık ret süresini kaçırdım; borçlu tereke için ne yapabilirim?
Üç aylık süre kaçırılmış olsa bile, terekenin miras bırakanın ölümü anında borca batık olduğu ileri sürülebilir. Ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş bir tereke, reddedilmiş sayılır ve bunun tespiti (hükmen ret) süreye bağlı olmaksızın istenebilir; genellikle alacaklılar takibe geçtiğinde gündeme gelir. Yine de gerçek ret, hükmen retten daha güvenlidir; bu yüzden borçlu bir tereke söz konusuysa süre içinde konsolosluk veya vekil aracılığıyla reddetmek en sağlıklısıdır.
Yurtdışında yaşıyorum; Türkiye'deki miras için vergi vermem gerekir mi?
Evet. Veraset ve intikal vergisi, mirasçının nerede yaşadığına değil Türkiye'deki malın intikaline bağlıdır. Türkiye'deki bir taşınmazı miras alan yurtdışındaki mirasçı bu vergiden sorumludur ve beyanname verilmeden tapuda devir yapılamaz. Beyanname süresi tarafların nerede olduğuna göre değişir: ölüm ve mirasçının ikisi de Türkiye'deyse 4 ay; biri yurtdışındaysa 6 ay; ölüm yurtdışında ve mirasçı ölenle aynı ülkedeyse yine 4 ay; ikisi farklı yabancı ülkelerdeyse 8 ay (VİVK m. 9/1-b).
Türkiye'ye hiç gelmeden mirası paylaştırabilir miyim?
Evet. Mirasçılık belgesi davası, mirasın reddi, veraset vergisi beyanı, taksim ve tapu devri dâhil hemen her işlem, özel yetkili bir vekâletnameyle Türkiye'deki bir vekil eliyle yürütülebilir. Belgede mirasçılık belgesi talep etme, mirasın reddi, taksim sözleşmesi yapma, vergi işlemleri ve taşınmaz devri yetkilerinin ayrı ayrı bulunması gerekir; eksik bir yetki süreci baştan durdurur.
Sonuç: Pratik Öneriler
- Terekeyi ikiye bölerek düşünün. Türkiye'deki taşınmaz Türk hukukuna, yurtdışındaki menkuller murisin milli hukukuna tabidir; çoğu zaman iki ayrı mirasçılık belgesi gerekir.
- Taşınmaz için Türk mahkemesine gidin. Yurtdışındaki belgeyi Türkiye'de tanıtmaya çalışmak yerine, Türk sulh hukuk mahkemesinden doğrudan mirasçılık belgesi almak daha hızlı ve kesindir.
- Yabancı unsur varsa noter değil mahkeme. Tek bir mirasçının yabancı olması bile, mirasçılık belgesinin mahkemeden alınmasını zorunlu kılar.
- Belgeleri apostilli ve tercümeli hazırlayın. Yurtdışı ölüm belgesi ve nüfus kayıtları apostil ile tercüme edilmeden işleme girmez; ölümün Türk nüfus kütüğüne bildirilmesi ilk adımdır.
- Borçlu terekede süreyi bekletmeyin. Üç aylık ret süresi öğrenmeyle işler; kaçırırsanız hükmen ret yolu vardır ama gerçek ret daha güvenlidir. Ret, konsolosluk veya vekil aracılığıyla Türkiye'ye gelmeden yapılabilir.
- Vergi süresini takvime yazın. Yurtdışı boyutunda beyanname süresi 6 veya 8 aya uzar; yine de belge toplama süresiyle birlikte dar kalabilir.
- Muris muvazaasında zaman sizinle. Mirastan mal kaçırma iddiasının hak düşürücü süresi yoktur; durumu geç öğrenen yurtdışındaki mirasçı için en değerli yollardandır.
- Her şeyi tek bir vekâletnameye bağlayın. Mirasçılık belgesi, ret, vergi, taksim ve tapu devri yetkilerini içeren doğru bir vekâletname, sürecin tamamını Türkiye'ye gelmeden yürütmenizi sağlar; metni önceden bir avukata hazırlatmak en sık yaşanan aksamaları baştan önler.
İlgili Yazılar
Dosyanıza Özgü Bir Değerlendirme
Yukarıdaki anlatım genel çerçeveyi verir; hangi sürenin işlediği ve hangi yolun açık olduğu somut belgelere göre değişir. Kendi durumunuz için görüşmek isterseniz: