Av. Arif Gölcan Hukuk Bürosu İletişim
+90 542 312 01 02 WhatsApp SMS info@arifgolcan.av.trE-posta Konum İletişim Formu

Ana Sayfa / Rehberler / Yabancı Boşanma Kararının Tanınması ve Tenfizi

MÖHUK m. 50-59 · NHK m. 27/A

Yabancı Boşanma Kararının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi: Nüfusa Tescil ve Dava Yolu

Son güncelleme:

Son güncelleme: 10 Ağustos 2026 · 5718 sayılı MÖHUK m. 50-59, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A ve 07.02.2018 tarihli Tescil Yönetmeliği esas alınmıştır.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının en sık karşılaştığı ve en geç fark ettiği hukuki sorunlardan biri şudur: Almanya'da, Hollanda'da, Fransa'da boşandınız; ama Türkiye'deki nüfus kaydınızda hâlâ evli görünüyorsunuz. Yabancı bir mahkemenin verdiği boşanma kararı, Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Türk nüfus kütüğüne işlenmesi için o kararın Türkiye'de tanınması gerekir — ya nüfus müdürlüğü üzerinden idari tescille ya da aile mahkemesinde açılacak bir tanıma davasıyla.

Bu yapılmadığı sürece ortaya çıkan tablo çoğu kişinin sandığından ağırdır. Türk hukuku bakımından evlilik devam ettiğinden, Türkiye'de yeniden evlenemezsiniz; vefat hâlinde nüfusta "eş" görünen eski eşiniz yasal mirasçı sıfatıyla ortaya çıkar; boşanmaya bağlı mal rejimi tasfiyesi ve soyadı değişikliği gibi sonuçlar askıda kalır. Bu makale, iki yolun — idari tescil ile tanıma-tenfiz davasının — şartlarını, hangi durumda hangisinin seçileceğini, gerekli belgeleri ve tanımanın miras ile mal rejimine etkilerini uygulama sırasına göre anlatır.

Bu makale, Yurt Dışında Yaşayan Türkler İçin Türkiye Hukuk Rehberi'nin parçasıdır. Sürecin tamamı Türkiye'ye gelmeden, konsolosluktan verilecek bir vekâletname ile yürütülebilir.
İçindekiler
  1. Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark
  2. İki Yol Var: İdari Tescil ve Tanıma Davası
  3. İdari Yol: Nüfus Müdürlüğünde Tescil (NHK m. 27/A)
  4. Dava Yolu: Tanıma ve Tenfiz Davası
  5. Gerekli Belgeler: Kesinleşme Şerhi, Apostil, Yeminli Tercüme
  6. Tanımanın Sonuçları: Hangi Tarihten İtibaren Boşanmış Sayılırsınız?
  7. Süreci Yurt Dışından Yürütmek
  8. Sık Sorulan Sorular
  9. Sonuç

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark

İki kavram günlük dilde birbirinin yerine kullanılır; hukuken farklıdır ve hangisine ihtiyacınız olduğu, yabancı kararın hangi bölümünü Türkiye'de kullanmak istediğinize bağlıdır:

  • Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm ve kesin delil olarak kabul edilmesidir (MÖHUK m. 58). Boşanmanın kendisi — yani evliliğin sona erdiği sonucu — için tanıma yeterlidir; çünkü boşanma icra edilecek bir edim değil, bir hukuki durum değişikliğidir.
  • Tenfiz, yabancı kararın Türkiye'de icra edilebilir hâle getirilmesidir (MÖHUK m. 50). Kararın bir ödemeye veya bir davranışa zorlamaya elverişli bölümleri — nafaka, maddi-manevi tazminat, yargılama gideri, mal paylaşımına ilişkin ödeme hükümleri — Türkiye'de ancak tenfiz kararıyla icraya konabilir.

Pratik sonuç: yalnızca "Türkiye'de de boşanmış görünmek" istiyorsanız tanıma yeterlidir. Yabancı kararda hükmedilen nafakayı veya tazminatı Türkiye'deki malvarlığından tahsil etmek istiyorsanız, aynı davada o bölümler için tenfiz de talep edilir — iki talep tek dilekçede birleştirilebilir.

Aradaki bir diğer önemli fark şudur: tenfizde, kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (anlaşma, kanun hükmü veya fiilî uygulama) aranır (MÖHUK m. 54/a); tanımada karşılıklılık şartı aranmaz (m. 58/1). Türkiye ile aralarında anlaşma bulunmayan bir ülkenin boşanma kararı da tanınabilir.

Uygulamada en çok sorulan ülke bakımından bu şart sorun çıkarmaz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.12.2019 tarihli, 2019/272 E. ve 2019/1396 K. sayılı kararında, Türkiye ile Almanya arasında tenfiz yönünden karşılıklılık şartının sağlandığı kabul edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.04.2024 tarihli, 2024/1851 E. ve 2024/2469 K. sayılı kararı da Almanya ile Türkiye arasında "hukuki ve fiili karşılıklılık ilkesinin bulunduğu" tespitiyle aynı yöndedir.

İki Yol Var: İdari Tescil ve Tanıma Davası

2017 yılına kadar tek yol dava açmaktı. 690 sayılı KHK ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na eklenen m. 27/A, boşanma kararlarının belirli şartlarla mahkemeye gitmeden, nüfus idaresi üzerinden tesciline imkân tanıdı. Bugün iki yol yan yana durur ve seçim, büyük ölçüde eski eşinizle iş birliği yapıp yapamadığınıza bağlıdır:

İdari tescil (NHK m. 27/A)Tanıma-tenfiz davası (MÖHUK)
MerciYurt dışında dış temsilcilik (konsolosluk), Türkiye'de yetkili il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğüAile mahkemesi
Kimin başvurusu gerekirHer iki tarafın — bizzat veya vekilleri aracılığıylaTek tarafın başvurusu yeterli; karşı taraf davalı olur
KapsamYalnızca boşanma, evliliğin butlanı/iptali veya mevcut olup olmadığının tespitiBoşanma + nafaka, tazminat ve diğer edaya ilişkin hükümler (tenfizle)
Kararın kaynağıYabancı adli veya idari makam kararıKural olarak yabancı mahkeme kararı
SüreBelgeler tamamsa haftalar mertebesindeTarafların durumuna göre birkaç ay ile bir yıl-üstü arasında değişir
Tipik kullanımTarafların anlaştığı, yalnızca boşanmanın tescili gereken durumlarKarşı tarafa ulaşılamayan, katılmayan veya nafaka-tazminat tahsili istenen durumlar

İdari Yol: Nüfus Müdürlüğünde Tescil (NHK m. 27/A)

Kanun üç şart arar: kararın, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adli veya idari makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması; Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; ve tarafların bizzat veya vekilleri aracılığıyla birlikte başvurması.

Birlikte başvuru şartı ne anlama gelir?

İdari yolun kilit şartı budur. "Birlikte başvuru", iki tarafın aynı anda aynı gişede bulunması anlamına gelmez; başvurular vekiller aracılığıyla ve uygulamada farklı zamanlarda da tamamlanabilir. Ancak iki tarafın da iradesi mutlaka gereklidir. Eski eşiniz başvuruya katılmıyorsa, ulaşamıyorsanız ya da nerede olduğunu bilmiyorsanız idari yol kapalıdır; tek seçenek tanıma davasıdır.

Başvuru vekille yapılacaksa vekâletnamenin fotoğraflı olması ve yabancı boşanma kararının nüfus kütüğüne tescili işlemi için özel yetki içermesi gerekir. Konsoloslukta düzenlenecek vekâletnamede bu yetkinin metne açıkça yazdırılması, sık yapılan eksikliklerin başında gelir; ayrıntı için yurt dışından vekâletname rehberimize bakınız.

İdari yolun sınırı: yalnızca boşanmanın kendisi

Nüfus idaresi, kararın yalnızca boşanmaya (veya butlan, iptal, evliliğin tespitine) ilişkin bölümünü tescil eder. Yabancı kararda yer alan nafaka, velayet, kişisel ilişki, tazminat ve mal paylaşımı hükümleri idari yolla Türkiye'de sonuç doğurmaz — bu bölümlerin Türkiye'de geçerli kılınması veya icrası için tanıma-tenfiz davası gerekir. Uygulamada birçok kişi idari tescili yaptırdıktan sonra nafaka hükmünü icraya koymak isteyip bu ayrımla karşılaşır.

Bir avantajı da not etmek gerekir: bazı ülkelerde (örneğin bazı İskandinav ülkelerinde) boşanma mahkeme kararıyla değil, belediye veya valilik gibi idari makam kararıyla gerçekleşir. m. 27/A metni "adli veya idari makam" kararlarını birlikte kapsadığından, bu tür idari boşanmalar için idari tescil yolu özellikle elverişlidir. Bu avantajın değeri, dava yolundaki dar kapıyla birlikte okununca ortaya çıkar: MÖHUK m. 50/1 tanıma-tenfiz davasında bir mahkeme kararı arar ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2024 tarihli, 2023/10093 E. ve 2024/2353 K. sayılı kararında, Fransa noterliğince verilen boşanma belgesinin mahkeme kararı vasfı taşımadığı gerekçesiyle tanıma istemi reddedilmiştir. Yani mahkeme dışı bir makamın verdiği boşanma için çoğu zaman tek işleyen yol idari tescildir.

Başvurunun reddi ise hakkın kaybı anlamına gelmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2022 tarihli, 2022/5479 E. ve 2022/6321 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, m. 27/A'daki idari başvuru "taraflara sunulmuş seçimlik bir hak"tır: tanıma davası açmak için önce idari yolun tüketilmesi şart değildir ve tescil talebi reddedilen kararların tanınması MÖHUK hükümlerine göre dava yoluyla istenebilir.

Dava Yolu: Tanıma ve Tenfiz Davası

Eski eş başvuruya katılmıyorsa, karara nafaka-tazminat gibi tenfiz gerektiren hükümler ekliyse ya da idari başvuru reddedilmişse, MÖHUK'a göre dava açılır.

Görevli ve yetkili mahkeme

Boşanma aile hukukuna ilişkin olduğundan dava aile mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme, kendisine karşı tanıma-tenfiz istenen tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesidir; Türkiye'de yerleşim yeri yoksa sâkin olduğu yer, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri seçilebilir (MÖHUK m. 51/2). İki tarafı da yurt dışında yaşayan çiftler için bu üç büyük ilden birinde dava açılabilmesi önemli bir kolaylıktır.

Mahkeme neyi inceler, neyi inceleyemez?

Tanıma-tenfiz davası, boşanmanın yeniden görülmesi değildir. Türk hâkimi, yabancı mahkemenin doğru karar verip vermediğini inceleyemez; buna revizyon yasağı denir. İnceleme şu başlıklarla sınırlıdır (MÖHUK m. 54, 58):

  • Karar kesinleşmiş mi?
  • Konu, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konu mu? (Boşanma münhasır yetki alanı değildir; bu şart boşanma tanımada nadiren sorun çıkarır.)
  • Hüküm, Türk kamu düzenine açıkça aykırı mı? Yabancı hukukun boşanma sebeplerinin veya usulünün Türk hukukundan farklı olması tek başına kamu düzeni engeli değildir; aykırılık, kararın sonucunun Türk hukukunun temel değerleriyle bağdaşmaması hâlinde gündeme gelir.
  • Savunma hakkı ihlal edilmiş mi? Yabancı davada usulüne uygun çağrılmayan veya temsil edilmeyen taraf, ancak kendisi bu yönde itiraz ederse incelenir (m. 54/ç).
  • Tenfiz istenen bölümler için ayrıca karşılıklılık (m. 54/a) — tanımada aranmaz.

Kamu düzeni denetiminin çerçevesini Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.02.2012 tarihli, 2010/1 E. ve 2012/1 K. sayılı kararı çizer: hâkim yabancı kararın içeriğini denetleyemez ve bu "içeriği tetkik yasağı" takdir hakkıyla ortadan kaldırılamaz. Bu yüzden yabancı kararın salt gerekçesiz olması dahi tek başına tanıma-tenfiz engeli değildir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2014 tarihli, 2013/16635 E. ve 2014/3011 K. sayılı kararı, gerekçe içermemenin kamu düzenine açık aykırılık sayılmayacağını ifade eder.

Aykırılığın eşiği de yüksektir: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2025 tarihli, 2025/6336 E. ve 2025/10236 K. sayılı kararının ifadesiyle kamu düzenine aykırılık "ancak Türk hukuk düzeninin temelini oluşturan vazgeçilmez ilkelere açık, ağır ve katlanılamaz bir aykırılık halinde" söz konusu olabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.11.2014 tarihli, 2013/1136 E. ve 2014/974 K. sayılı kararı da tenfiz hâkiminin, sırf Türk hukukundakinden farklı maddi ve usul kuralları uygulanarak verildiği için yabancı bir kararı kamu düzenine aykırı sayıp reddedemeyeceğini söyler.

Somut örnekler aynı yöndedir: anlaşmalı boşanmada tarafların yabancı mahkemede bizzat dinlenmemiş olması, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.06.2012 tarihli, 2011/19791 E. ve 2012/16687 K. sayılı kararında engel görülmemiştir. İki eşin aynı vekille temsil edilmesi de Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2023 tarihli, 2022/9092 E. ve 2023/978 K. sayılı kararında Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamıştır.

Savunma hakkı denetiminde ölçü, Türk tebligat hukuku değil kararı veren mahkemenin kendi usul hukukudur (lex fori); Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 15.06.2023 tarihli, 2023/873 E. ve 2023/3310 K. sayılı kararı, tanıma hâkiminin daveti Türk Tebligat hukuku kurallarına göre değerlendiremeyeceğini açıkça belirtir. Buna karşılık hiç tebligat yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanarak verilen hükmün tanınması mümkün değildir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2024 tarihli, 2024/108 E. ve 2024/2251 K. sayılı kararı bu hâlde istemin reddini gerektirmiştir. İtirazın kaynağı da önemlidir: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2024 tarihli, 2024/1759 E. ve 2024/1884 K. sayılı kararında vurgulandığı gibi bu engel, ancak kendisine karşı tenfiz istenen tarafın itiraz etmesi hâlinde gündeme gelir; mahkeme kendiliğinden incelemez.

Dava basit yargılama usulüne tabidir (m. 55); mahkeme dilekçe ve belgeler üzerinden, sınırlı sayıda celsede sonuçlandırır. Tarafların duruşmaya bizzat katılması gerekmez; vekille temsil yeterlidir.

Masraf tarafında da uygulama yerleşiktir: tanıma-tenfiz davaları eda değil tespit davası niteliğinde kabul edildiğinden maktu harca ve maktu vekâlet ücretine tabidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02.11.2012 tarihli, 2011/10936 E. ve 2012/17286 K. sayılı kararı, nispi harca ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesini bozma sebebi saymıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2019 tarihli, 2017/19-930 E. ve 2019/812 K. sayılı ilamı da bölge adliye mahkemesi uygulamasında bu davaların maktu harca tabi olduğunun dayanağı olarak anılmaktadır.

Davanın süresini belirleyen etken: tebligat

Davalı Türkiye'de ise tebligat kısa sürer. Davalı yurt dışındaysa tebligat uluslararası yolla (1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi çerçevesinde) yapılır ve tek başına aylar alabilir. Taraflar sonuçta anlaşmış durumdaysa en hızlı çözüm, davalının da Türkiye'de bir vekil görevlendirmesi ve tebligatın bu vekile yapılmasıdır; uygulamada iki tarafın da vekilinin bulunduğu tanıma davaları birkaç ay içinde sonuçlanabilmektedir.

Gerekli Belgeler: Kesinleşme Şerhi, Apostil, Yeminli Tercüme

Hem idari başvuruda hem davada dosyanın omurgası aynı üç belgedir (MÖHUK m. 53):

  1. Kararın aslı veya onaylı örneği. Kararın tamamı gerekir; yalnızca özet veya boşanma belgesi (certificate) çoğu zaman yeterli görülmez.
  2. Kesinleşme şerhi. Kararın verildiği ülke makamlarından alınacak, hükmün kesinleştiğini gösteren yazı veya kararın üzerindeki şerh. En sık eksik çıkan belge budur; kesinleşmemiş kararın tanınması mümkün değildir.
  3. Apostil. Kararın verildiği ülke 1961 Lahey Apostil Sözleşmesi'ne tarafsa (Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa, Belçika, İsviçre, İngiltere, ABD dâhil) belgeye apostil şerhi alınır. Taraf değilse belge, o ülkedeki Türk konsolosluğunun tasdik zinciriyle onaylatılır.

Bu belgelerin tamamı Türkiye'de yeminli tercümanca çevrilir ve çeviri noter veya konsoloslukça onaylanır. Belgelerin eksiksiz hazırlanması, sürecin toplam süresini mahkeme takviminden daha çok etkiler.

Kesinleşme şartı ile kesinleşme şerhinin eksikliği aynı şey değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.12.2019 tarihli, 2019/272 E. ve 2019/1396 K. sayılı kararına göre karar dava tarihinden önce kesinleşmişse, şerhe ilişkin belge eksikliği yargılama sırasında giderilebilir; kesinleşme şerhi MÖHUK m. 50 ve 54'te bir tenfiz şartı olarak sayılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2024 tarihli, 2023/780 E. ve 2024/189 K. sayılı kararı da mahkemenin bu belgeyi sunması için davacıya süre vermesi gerektiğini, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulamayacağını söyler. Verilen süreye rağmen eksiklik giderilmezse sonuç değişir: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.05.2023 tarihli, 2023/816 E. ve 2023/2152 K. sayılı kararı uyarınca dava usulden reddedilir.

Tanımanın Sonuçları: Hangi Tarihten İtibaren Boşanmış Sayılırsınız?

Tanıma kararının en önemli etkisi geçmişe dönük olmasıdır: yabancı kararın kesin hüküm etkisi, Türk mahkemesinin tanıma kararı verdiği tarihten değil, yabancı kararın kendi ülkesinde kesinleştiği tarihten itibaren sonuç doğurur (MÖHUK m. 59). Yani 2015'te Almanya'da kesinleşen boşanma 2026'da tanınsa bile, Türk hukuku bakımından 2015'ten beri boşanmış sayılırsınız.

Bunun zincirleme sonuçları vardır:

  • Yeniden evlenme. Tanıma (veya idari tescil) yapılmadan Türkiye'de yeni bir evlilik yapılamaz. Kadın yönünden TMK m. 132'deki 300 günlük bekleme süresinin hangi tarihten işleyeceğini doğrudan düzenleyen bir hüküm yoktur; MÖHUK m. 59'un geriye etkisinden çıkan sonuç, sürenin yabancı kararın kesinleştiği tarihe göre hesaplanmasıdır ve aradan geçen zaman çoğu olayda süreyi zaten tüketmiş olur. Tereddüt hâlinde pratik çözüm, TMK m. 132/3 uyarınca mahkemeden bekleme süresinin kaldırılmasını istemektir; kadının gebe olmadığının anlaşılması ya da aynı eşle yeniden evlenmek istemesi hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
  • Mal rejimi. Evlilik içinde edinilen malların tasfiyesinde eşler arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2); yabancı boşanmanın tanınması, Türkiye'deki tasfiye davasının önünü açar. Hangi ülke hukukunun uygulanacağı dâhil ayrıntılar için boşanmada mal paylaşımı rehberimize bakınız.
  • Miras. Boşanan eşler birbirine yasal mirasçı olamaz (TMK m. 181). Ancak boşanma Türkiye'de tanınmamışsa, nüfus kaydında evlilik sürdüğünden vefat hâlinde eski eş mirasçı gibi görünür; mirasçılık belgesi ona göre çıkar ve gerçek mirasçılar uzun bir düzeltme uğraşına girer. Bu nedenle tanıma, yalnızca yeniden evlenecekler için değil, Türkiye'de malvarlığı bulunan herkes için âcil bir iştir. Bağlantılı süreçler için yurt dışından miras işlemleri rehberine bakınız.

Tanımadan önce tasfiye davası açılırsa ne olur?

Sıralamanın doğrusu "önce tanıma, sonra tasfiye"dir; ancak tanıma alınmadan açılmış bir mal rejimi davası, güncel uygulamada artık otomatik olarak kaybedilmiş sayılmaz. Yargıtay'ın iki dairesi bu soruya farklı cevap vermiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 23.12.2015 tarihli, 2014/15616 E. ve 2015/23014 K. sayılı kararındaki eski yaklaşım, tanıma kararı verilene kadar eşlerin Türk kanunlarına göre hâlâ evli sayılacağı ve boşanmaya bağlı davaların görülebilirlik ön koşulu gerçekleşmediği için reddedileceği yönündeydi.

Aile dairesinin güncel uygulaması ise usul ekonomisini öne alır: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2024 tarihli, 2023/8422 E. ve 2024/7491 K. sayılı kararına göre mahkeme, davacıya yabancı boşanma kararının tanınması için dava açmak üzere kesin süre vermeli ve tanıma davasının sonucunu bekletici mesele yapmalıdır; davanın bu sebeple doğrudan reddi bozma sebebi sayılmıştır. Pratik sonuç şudur: hak kaybolmaz, ama dosya tanıma sonuçlanana kadar bekler — en temiz yol yine tanımayı öne almaktır.

Tasfiyenin milat tarihi de içtihatla netleşmiştir: TMK m. 225/2 yabancı boşanma kararlarında da uygulanır ve eşler arasındaki mal rejimi, yabancı mahkemedeki boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiş sayılır; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2014 tarihli, 2013/12969 E. ve 2014/10996 K. sayılı kararı bu kuralı açıkça yazar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 07.06.2023 tarihli, 2022/3663 E. ve 2023/3041 K. sayılı kararında da yurt dışında açılan boşanma davasının tarihi tespit edilmeden yapılan tasfiye bozulmuştur. Geriye etki yönünden Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2014 tarihli, 2014/4434 E. ve 2014/4886 K. sayılı kararı, tanıma kararlarının nitelikleri gereği yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarih itibarıyla geriye etkili hüküm ifade ettiğini belirtir.

Tanıma davasında süre sınırı yoktur. On yıllar önce kesinleşmiş yabancı boşanma kararları için de tanıma istenebilir; hak düşürücü süre veya zamanaşımı işlemez. Uygulamada tanıma ihtiyacı çoğu zaman bir miras olayıyla ya da yeni bir evlilik hazırlığıyla ortaya çıkar ve o aşamada süre baskısı altında yürütülmek zorunda kalır — önceden halledilmesi bu yüzden önemlidir.

Tarafların ölümü de tanımayı engellemez. Hukuki yararı bulunan herkes tanıma isteyebilir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 12.07.2017 tarihli, 2016/19230 E. ve 2017/8979 K. sayılı kararında, MÖHUK m. 52/1'deki bu kuralın tanıma istemleri için de geçerli olduğu belirtilmiş ve miras hakları, mirasçının tanıma istemesi için yeterli hukuki yarar sayılmıştır. Kendisine karşı tanıma istenecek taraf ölmüşse husumet mirasçılarına yöneltilir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2009 tarihli, 2009/11856 E. ve 2009/15801 K. sayılı kararı, tanınması istenen ilamda taraf olan ölen kişinin mirasçılarının davaya dahil edilmesini aramıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.06.2015 tarihli, 2015/787 E. ve 2015/11676 K. sayılı kararında da boşanma kararının taraflarından birinin sonradan ölmüş olmasının, o ilamın tanınmasına engel olmadığı ifade edilmiştir.

Süreci Yurt Dışından Yürütmek

Ne idari tescil ne de tanıma davası için Türkiye'ye gelmeniz gerekir. İzlenen yol tipik olarak şudur:

  1. Bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğunda, işlemi yürütecek avukata fotoğraflı ve özel yetkili vekâletname düzenletilir. Tanıma-tenfiz davası ve nüfus tescil başvurusu yetkilerinin metinde açıkça yer alması sağlanır.
  2. Karar, kesinleşme şerhi ve apostil bulunduğunuz ülkede temin edilir; çeviri ve noter onayı Türkiye'de tamamlanır.
  3. Eski eş iş birliğine açıksa iki taraf ayrı ayrı vekâletname verir ve idari tescil başvurusu yapılır; değilse tanıma (gerekiyorsa tenfiz) davası açılır.
  4. Tescil veya kesinleşen tanıma kararı nüfusa işlenir; e-Devlet üzerinden nüfus kayıt örneği alınarak sonuç uzaktan doğrulanır.

Sık Sorulan Sorular

Eşim başvuruya yanaşmıyor; nüfus müdürlüğünde tek başıma tescil yaptırabilir miyim?

Hayır. NHK m. 27/A'daki idari tescil, iki tarafın da — bizzat veya vekilleri aracılığıyla — başvurmasını şart koşar. Eski eşiniz katılmıyorsa veya kendisine ulaşılamıyorsa, aile mahkemesinde tanıma davası açmanız gerekir; davada karşı tarafın rızası aranmaz, kendisi yalnızca davalı olarak yer alır.

Tanıma için Türkiye'ye gelmem gerekir mi?

Gerekmez. Hem idari başvuru hem tanıma-tenfiz davası, konsoloslukta düzenlenecek fotoğraflı ve özel yetkili bir vekâletname ile tamamen uzaktan yürütülebilir. Duruşmalara bizzat katılma zorunluluğu yoktur; vekille temsil yeterlidir.

Yabancı boşanma kararım Türkiye'de hangi tarihten itibaren geçerli sayılır?

Yabancı kararın kendi ülkesinde kesinleştiği tarihten itibaren (MÖHUK m. 59). Tanıma kararı geriye etkilidir: karar 2015'te kesinleşmişse, tanıma 2026'da yapılsa bile Türk hukuku bakımından 2015'ten beri boşanmış sayılırsınız. Bekleme süresi ve mal rejiminin sona ermesi gibi hesaplar da bu tarihe göre yapılır.

Boşanmanın üzerinden yıllar geçti; tanıma için geç kalmış olur muyum?

Hayır. Tanıma ve tenfiz için hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir; on yıllar önce kesinleşmiş kararlar için de başvurulabilir. Ancak beklemek risklidir: tanıma yapılmadan vefat gerçekleşirse eski eş nüfusta mirasçı gibi görünür ve işin düzeltilmesi çok daha zahmetli hâle gelir.

Yabancı karardaki nafaka ve velayet hükümleri de nüfusa işlenir mi?

Hayır. İdari tescil yalnızca boşanmanın kendisini kapsar. Nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımına ilişkin bölümlerin Türkiye'de sonuç doğurması — özellikle icra edilebilmesi — için aile mahkemesinde tanıma-tenfiz davası açılması gerekir; edaya ilişkin hükümler ancak tenfiz kararıyla icraya konabilir.

Eski eşim vefat etti; tanıma davası yine de mümkün mü?

Mümkündür. Hukuki yararı bulunan herkes tanıma isteyebilir (MÖHUK m. 52); uygulamada dava, vefat eden tarafın mirasçılarına karşı yürütülür. Bu durum en çok miras aşamasında ortaya çıkar: boşanma tanınmadıkça nüfus kaydına göre evlilik sürdüğünden, tanıma alınmadan sağlıklı bir mirasçılık belgesi düzenlenemez.

Kararın verildiği ülkeyle Türkiye arasında anlaşma yoksa tanıma yapılabilir mi?

Yapılabilir. Karşılıklılık şartı yalnızca tenfizde aranır (MÖHUK m. 54/a); tanımada aranmaz (m. 58/1). Yani boşanmanın kendisinin Türkiye'de kabulü için iki ülke arasında anlaşma veya fiilî uygulama bulunması gerekmez; karşılıklılık ancak nafaka-tazminat gibi hükümlerin icrası istendiğinde gündeme gelir. Türkiye ile Almanya arasında tenfiz yönünden karşılıklılığın bulunduğu da Yargıtay uygulamasında kabul edilmiştir.

Hangi belgeleri hazırlamam gerekiyor?

Üç belge esastır: boşanma kararının aslı veya onaylı tam örneği, kararın kesinleştiğini gösteren kesinleşme şerhi ve (ülke Lahey Sözleşmesi'ne tarafsa) apostil. Bunların yeminli tercümanca yapılmış, noter veya konsolosluk onaylı Türkçe çevirileri eklenir. Vekille yürütülecekse fotoğraflı ve özel yetkili vekâletname de gerekir.

Sonuç

Yabancı boşanma kararı Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz; tanınmadığı her yıl, yeniden evlenme engelinden mirasçılık kayıtlarına kadar büyüyen bir risk stoku biriktirir. Taraflar anlaşabiliyorsa idari tescil hızlı ve zahmetsizdir; anlaşamıyorlarsa veya karardaki nafaka-tazminat hükümlerinin icrası gerekiyorsa tanıma-tenfiz davası açılır. Sürecin tamamı, doğru düzenlenmiş bir vekâletname ve eksiksiz bir belge setiyle Türkiye'ye gelmeden yürütülebilir. Türkiye'deki malvarlığınızı ilgilendiren bağlantılı konular için yurt dışındaki Türkler rehberimiz üzerinden ilerleyebilirsiniz.

Dosyanıza Özgü Bir Değerlendirme

Yukarıdaki anlatım genel çerçeveyi verir; hangi sürenin işlediği ve hangi yolun açık olduğu somut belgelere göre değişir. Kendi durumunuz için görüşmek isterseniz:

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Tanıma-tenfiz süreçleri, kararın verildiği ülkeye ve karardaki hükümlere göre farklılık gösterebilir; başvuru öncesinde bir avukata danışmanız önerilir.