Av. Arif Gölcan Hukuk Bürosu İletişim
+90 542 312 01 02 WhatsApp SMS info@arifgolcan.av.trE-posta Konum İletişim Formu

Ana Sayfa / Rehberler / Yapı Kusuru ve Müteahhidin Sorumluluğu

TBK m. 474-478 · 4708 s. K.

Yapı Kusuru ve Müteahhidin Sorumluluğu: Ayıptan Sorumluluk, Zamanaşımı ve Deprem Hasarı

Son güncelleme:

Bir binanın kusuru, çoğu zaman yıllarca görünmez kalır. Duvardaki çatlak boyayla kapatılır, ıslanan bodrum "nem" diye geçiştirilir, kolonun içindeki eksik demir kimsenin aklına gelmez. Kusur, ya bir deprem gecesinde ya da tadilat için duvar açıldığında ortaya çıkar. Ortaya çıktığında sorulan ilk soru da hep aynıdır: bunun hesabı kime, hangi süre içinde sorulur?

Cevap tek bir maddede değildir. Yapı kusurunda aynı olaydan doğan birbirinden bağımsız dört sorumluluk hattı vardır: müteahhidin eser sözleşmesinden doğan ayıp sorumluluğu, konutu ondan satın alan tüketicinin 6502 sayılı Kanun'dan gelen hakları, can ve mal zararında haksız fiil ile ceza sorumluluğu ve ruhsat–denetim zincirindeki idarenin sorumluluğu. Her birinin muhatabı, mahkemesi ve süresi ayrıdır. Uygulamada hak kaybının büyük kısmı davanın kaybedilmesinden değil, yanlış hattın yanlış zamanda seçilmesinden doğar.

Bu yazı, yapı kusurunda hangi yolun kime karşı ve ne kadar süre içinde açılacağını, beş yıllık zamanaşımının yirmi yıla nasıl döndüğünü, depremin müteahhidi sorumluluktan kurtarıp kurtarmadığını ve kusurun nasıl ispatlanacağını ele alıyor. Sözleşmenin kuruluş aşaması için Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, binanın riskli çıkması hâlinde izlenecek süreç için Riskli Yapı Tespiti ve İtiraz yazılarımıza bakabilirsiniz.

İçindekiler
  1. Dört Ayrı Sorumluluk Hattı
  2. Eser Sözleşmesi Yolu: Müteahhidin Ayıptan Sorumluluğu
  3. Zamanaşımı: Beş Yıl mı, Yirmi Yıl mı?
  4. Konutu Müteahhitten Satın Alan Tüketicinin Yolu
  5. Deprem Müteahhidi Sorumluluktan Kurtarır mı?
  6. Müteahhitten Başka Kim Sorumludur?
  7. Kusur Nasıl İspatlanır?
  8. Can Kaybı ve Yaralanmada Tazminat ile Ceza Boyutu
  9. Kat Mülkiyetinde Kim Dava Açar?
  10. Hangi Yol, Ne Zaman?
  11. Sık Sorulan Sorular
  12. Sonuç: Pratik Öneriler

Dört Ayrı Sorumluluk Hattı

Aynı çatlağın hesabı, kiminle aranızda hangi ilişki varsa o hattan sorulur. Bu hatlar birbirinin alternatifi değildir; şartları varsa aynı anda işletilebilir.

HatDayanakKime karşıMahkeme
Eser sözleşmesi (ayıp)TBK m. 474-478Müteahhit (yüklenici)Asliye hukuk / ticaret
Ayıplı mal (tüketici)6502 s. K. m. 8-12Satıcı müteahhitTüketici mahkemesi
Haksız fiil / cezaTBK m. 49, 72; TCK m. 85, 184Kusurlu herkesAsliye hukuk / asliye ceza
İdarenin hizmet kusuru2577 s. K. m. 12-13Belediye, ilgili idareİdare mahkemesi

Sözleşme hattı yalnızca müteahhitle doğrudan sözleşme ilişkisi olanlara açıktır: arsa sahibi, konutu doğrudan müteahhitten alan kişi, kat karşılığı sözleşmenin tarafları. Binayı ikinci elden satın alan malikin müteahhide karşı sözleşmesel bir talebi kural olarak yoktur; onun yolu haksız fiil ve varsa satıcıya karşı ayıp hükümleridir. Buna karşılık haksız fiil hattı sözleşmeden bağımsızdır: yıkılan binada zarar gören bir kiracı da, komşu binanın maliki de kusurlu müteahhide karşı bu hattan dava açabilir.

İlk yapılacak iş, muhatabınızla aranızdaki bağın ne olduğunu netleştirmektir. Sözleşme mi var, yoksa yalnızca zarar mı var? Bu ayrım hem zamanaşımını hem görevli mahkemeyi hem de ispat yükünü değiştirir. Sözleşme varsa kusur karinesi lehinize işler; yalnızca zarar varsa kusuru ispat kural olarak size düşer.

Eser Sözleşmesi Yolu: Müteahhidin Ayıptan Sorumluluğu

Müteahhitle iş sahibi arasındaki ilişki bir eser sözleşmesidir (TBK m. 470). Yüklenicinin borcu yalnızca binayı bitirmek değil, onu sözleşmeye, projeye, ruhsata, imar mevzuatına ve fen kurallarına uygun biçimde meydana getirmektir. Bu ölçütlerden herhangi birine aykırılık, hukuken ayıptır.

Yapı kusuru davalarında ayıp genellikle üç grupta toplanır:

  • Taşıyıcı sistem kusurları. Beton dayanımının projedekinin altında olması, donatının eksik veya yanlış yerleştirilmesi, kolon kesitlerinin küçültülmesi, etriye aralığının açılması, yumuşak kat oluşturulması, kolon kesilmesi. Depremde yıkılan yapılarda en sık rastlananlar bunlardır.
  • Projeye ve ruhsata aykırılık. Kat ilavesi, bağımsız bölüm sayısının artırılması, çekme mesafelerinin ihlali, ortak alanın küçültülmesi, iskân alınamaması. Bu tür aykırılıklar aynı zamanda idari yaptırıma ve cezai sorumluluğa da yol açar.
  • İmalat ve malzeme kusurları. Su ve ısı yalıtımının yapılmaması, çatı ve bodrum sızıntısı, tesisat arızaları, sözleşmede yazılandan düşük nitelikte malzeme kullanılması.

Muayene ve ayıp ihbarı

İş sahibi, eseri teslim aldıktan sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (TBK m. 474). Bildirim yapılmazsa eser zımnen kabul edilmiş sayılır ve yüklenici ayıptan sorumluluktan kurtulur.

Bu kural yapı kusuru davalarında kritik bir ayrımla birlikte okunmalıdır:

  • Açık ayıp: teslim sırasında yapılan olağan bir incelemeyle fark edilebilecek ayıptır. Derhâl bildirilmelidir; bildirilmezse hak düşer.
  • Gizli ayıp: olağan incelemeyle görülemeyen, sonradan ortaya çıkan ayıptır. Beton dayanımının düşüklüğü, eksik donatı, gizlenmiş statik hatalar tipik gizli ayıplardır. Gizli ayıpta süre teslimden değil, ayıbın ortaya çıktığı andan işlemeye başlar ve o anda derhâl bildirilmelidir (TBK m. 477).

Gizli ayıbın tanımı, deprem davaları bakımından özel bir önem taşır. Yargıtay 23. HD, 2015/7892 E. ve 2017/189 K. sayılı 26.01.2017 tarihli kararında gizli ayıbı, eserin tesliminde ilk bakışta görülemeyen, muayeneyle hemen anlaşılamayan, sonradan kullanmakla ya da deprem ve benzeri bir olay vesilesiyle ortaya çıkan ayıp olarak tanımlamıştır. Bu tanım, depremin hukuki konumunu da özetler: deprem kusuru yaratmaz, mevcut kusuru görünür kılar.

Yapı kusuru dosyalarının neredeyse tamamı gizli ayıp niteliğindedir. Buna rağmen ihbarın "derhâl" yapılması şartı ortadan kalkmaz: gizli ayıbın ortaya çıktığını öğrenen iş sahibi durumu gecikmeksizin yükleniciye bildirmezse, eseri kabul etmiş sayılır. Bu nedenle kusur fark edilir edilmez noter ihtarnamesi gönderilmesi, yalnızca ihbar değil aynı zamanda tarih tespiti işlevi görür.

İhbar gecikmesinin sonuç doğurmadığı hâller

İhbar yükümlülüğünün iki önemli istisnası vardır ve yapı kusuru dosyalarının çoğu bu istisnaların kapsamına girer:

  • Kasten gizlenen ayıp. Eserin açık veya örtülü kabulü yükleniciyi sorumluluktan kurtarır; ancak kendisi tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplarda sorumluluk devam eder (TBK m. 477/1). Taşıyıcı sistemdeki eksiğin sıva altında bırakılması tipik örnektir.
  • Ağır kusurla ifa. Yerel mahkeme uygulamasında, edimini ağır kusurlu biçimde ifa ettiği kabul edilen yüklenicinin sorumluluğunun ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın devam ettiği kabul edilmektedir.

Bu istisnalar pratikte şu anlama gelir: ihbarı geciktirmiş olmak dosyayı baştan kaybettirmez, ama savunmayı ağırlaştırır. İhbar zamanında yapılmışsa tartışma doğrudan esasa geçer; geç yapılmışsa önce kasıt veya ağır kusurun ispatı gerekir. Bu yüzden ihbar, sonradan telafi edilebilir olsa da geciktirilmemesi gereken bir adımdır.

Ayıp ihbarını "usul formalitesi" sayıp atlamak, esasa girmeden kaybedilen davaların başlıca sebebidir. İhbar sözlü de yapılabilir ama ispatı size düşer. Noterden tek bir ihtarname, hem ayıbı hem öğrenme tarihini hem de talebinizi kayda geçirir; sonradan yapılacak bilirkişi incelemesinin dayanağı olur.

İş sahibinin seçimlik hakları

Eser ayıplıysa iş sahibi TBK m. 475 uyarınca üç haktan birini kullanır. Bunlara ek olarak, yüklenici kusurluysa tazminat da istenebilir:

  • Sözleşmeden dönme. Yalnızca ayıp veya sözleşmeye aykırılık, eseri iş sahibi için kullanılamaz hâle getiriyor ya da kabulü beklenemeyecek derecedeyse mümkündür. Yapılarda bu ağır bir eşiktir; oturulabilen bir binada kural olarak kabul edilmez.
  • Bedelden indirim. Eserin ayıplı hâliyle değeri ile ayıpsız değeri arasındaki fark istenir. Uygulamada en çok kullanılan ve en kolay ispatlanan seçenektir.
  • Ücretsiz onarım. Giderilmesi aşırı masraf gerektirmiyorsa, ayıbın yüklenici tarafından bedelsiz giderilmesi istenir. Yüklenici onarımdan kaçınırsa iş sahibi işi başkasına yaptırıp masrafı ondan tahsil edebilir.

Yapı kusuru davalarında en sık kurulan talep, onarım bedelinin tahsili biçimindedir: bilirkişi kusurun giderilmesi için gereken bedeli hesaplar, mahkeme bu bedele hükmeder. Bu talebin bir avantajı, dava değerinin bilirkişi raporuyla netleşmesidir; harç ve masraf planlaması için dava masrafı hesaplama aracımızdan yararlanabilir, kalemlerin ayrımı için Maliyet Şeffaflığı sayfamıza bakabilirsiniz.

Onarım bedeli hangi tarihe göre hesaplanır?

Yüksek enflasyon ortamında bu soru, davanın kazanılıp kazanılmamasından sonra gelen ikinci önemli sorudur: bilirkişi bedeli hangi yılın fiyatlarıyla hesaplayacak? İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. HD'nin 2021/805 E. ve 2023/2538 K. sayılı 29.12.2023 tarihli kararı, uygulamada benimsenen ölçütü üç noktada toplar:

  • Esas alınacak tarih: ayıbın ortaya çıktığı tarihe, ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenerek bulunacak tarih.
  • Fiyat ölçütü: mahallî piyasa rayici.
  • Eklenmeyecek kalemler: mahallî piyasa fiyatları KDV ve yüklenici kârını zaten içerdiğinden, bulunan bedele ayrıca KDV ve yüklenici kârı eklenmez.

Bu ölçüt, iki yönlü bir sonuç doğurur. Ayıbın ortaya çıktığı tarih geçmişte kaldıysa hesap o günün rayicine göre yapılacağı için, aradaki değer kaybının faizle karşılanması gerekir; faiz talebinin dilekçede açıkça ve doğru başlangıç tarihiyle istenmesi bu yüzden önemlidir. Talep sonradan artırılacaksa ıslah yoluna zamanında başvurulmalıdır. Gecikme faizinin işleyişi için gecikme faizi hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.

Zamanaşımı: Beş Yıl mı, Yirmi Yıl mı?

Yapı kusuru dosyalarında kaderi belirleyen madde TBK m. 478'dir. Yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğu:

  • Taşınmaz yapılarda teslimden itibaren beş yıl,
  • Taşınmaz yapı dışındaki eserlerde iki yıl,
  • Yüklenicinin ağır kusuru varsa, eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Bu üç kademeli yapı, Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin 2025/1514 E. ve 2025/1972 K. sayılı 04.12.2025 tarihli kararında da açıkça vurgulanmıştır: ayıptan doğan sorumlulukta iki, beş ve yirmi yıllık sürelerin hangisinin uygulanacağı, eserin niteliği ve yüklenicinin kusur derecesiyle belirlenir.

Deprem sonrası açılan davaların büyük çoğunluğu beş yılı çoktan aşmış binalarla ilgilidir. Bu davaların ayakta kalması ağır kusurun ispatına bağlıdır. Ağır kusur, basit bir ihmalin ötesinde, yapının güvenliğini doğrudan tehlikeye atan bilinçli veya kaba aykırılıkları anlatır.

Yirmi yıllık süre kendiliğinden işlemez. Ağır kusur iddia edilmekle değil ispatlanmakla sonuç doğurur ve ispat yükü davacıdadır. Uygulamada, ağır kusurun dosya kapsamında ortaya konulamadığı gerekçesiyle tazminat taleplerinin tümden reddedildiği kararlar vardır. Bu nedenle dava dilekçesi kurulurken ağır kusur iddiası, hangi teknik bulguya dayandığı açıkça gösterilerek yazılmalıdır.
DurumSüreBaşlangıç
Taşınmaz yapıda ayıp, yüklenici kusurlu5 yılTeslim tarihi
Yüklenicinin ağır kusuru (TBK)20 yılTeslim tarihi
Ağır kusur, 1.7.2012 öncesi teslim (mülga BK)10 yılTeslim tarihi
Ayıp değil, eksik iş varsa5 yılTeslim tarihi
Ayıp hile ile gizlenmişse20 yılTeslim tarihi
Haksız fiil (can/mal zararı)2 yıl / 10 yılZararın ve failin öğrenilmesi
Fiil suç oluşturuyorsaCeza zamanaşımıTBK m. 72/2 uyarınca daha uzun süre

Uygulamada ağır kusur sayılan tipik hâller şunlardır: projede öngörülenden belirgin biçimde düşük dayanımlı beton kullanılması, donatının kasten eksik bırakılması, deniz kumu kullanımı, taşıyıcı sistemin projeye aykırı biçimde değiştirilmesi, ruhsatsız kat ilavesi. Bu hâllerde beş yıllık süre işlemez; süre yirmi yıla çıkar.

Tablodaki "eksik iş" satırı ayrı bir ayrıma işaret eder. Ayıplı iş, yapılmış ama kusurlu imalattır; eksik iş ise hiç yapılmamış, sözleşmede taahhüt edildiği hâlde ifa edilmemiş imalattır. Eksik iş bir ayıp değil, ifa edilmemiş bir edim sayıldığından TBK m. 478 değil, eser sözleşmesinden doğan alacaklar için öngörülen beş yıllık genel zamanaşımı uygulanır (TBK m. 147). Aynı binada iki iddia birlikte ileri sürülüyorsa, hangi kalemin ayıp hangisinin eksik iş olduğu bilirkişi raporunda ayrıştırılmalıdır.

Ağır kusur bir hukuki niteleme olsa da dayanağı tamamen tekniktir. Yirmi yıllık süreden yararlanabilmek için beton karot sonuçları, donatı tespiti, proje ile imalat karşılaştırması gibi somut teknik verinin dosyaya girmesi gerekir. Bu nedenle zamanaşımı tartışması, aslında bilirkişi incelemesinin ne kadar iyi hazırlandığıyla belirlenir.

Eski binalarda hangi kanun uygulanır?

Deprem davalarının konusu çoğu zaman on yıllar önce yapılmış binalardır. Bu noktada gözden kaçan bir ayrım vardır: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiştir. Daha önce teslim edilmiş yapılarda kural olarak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır ve eski kanunda yüklenicinin ağır kusuru hâlinde süre yirmi yıl değil, on yıldır (BK m. 125, m. 126/4).

Pratikte bu, aynı iddianın iki farklı sonuç doğurabileceği anlamına gelir: 2012 sonrası teslim edilmiş bir yapıda ağır kusur yirmi yıl kazandırırken, 1999 depreminden önce yapılmış bir binada aynı iddia on yılla sınırlıdır. Bu yüzden dosyanın ilk sorusu her zaman "teslim hangi tarihte gerçekleşti" sorusudur.

Teslim tarihi hangisidir?

Zamanaşımı teslimden işlediğine göre, teslim tarihinin tespiti tek başına davanın kaderini belirler. Uygulamada tek bir ölçüt yoktur; mahkemeler somut olayın özelliğine göre farklı anlara bakar:

  • İskân (yapı kullanma izni) tarihi. Yargıtay 6. HD, 2022/4164 E. ve 2023/3686 K. sayılı 06.11.2023 tarihli kararında, sözleşme taraflarının açacağı davada zamanaşımının teslim tarihi sayılan iskân tarihinden başlayacağını kabul etmiştir.
  • Fiilî teslim ve kullanım. Yapı kullanma izninin alınmasıyla birlikte fiilî ve resmî teslimin gerçekleştiği hâllerde süre bu tarihten işler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2023/71 E. ve 2024/156 K. sayılı 06.03.2024 tarihli kararında kooperatif üyeliği ilişkisinde süreyi, üyenin taşınmazı teslim alarak kullanmaya başladığı tarihten başlatmıştır.
  • Tapu tescili. Buna karşılık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2024/92 E. ve 2025/562 K. sayılı 24.09.2025 tarihli kararında, mülkiyetin geçmesi için tescilin de şart olduğunu belirterek yalnızca fiilî teslimle zilyetlik kurulmasının edimin ifa edildiği anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştır.

Bu üç ölçüt birbiriyle çelişmez; hangisinin esas alınacağı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine ve sözleşmede teslimin nasıl tanımlandığına göre değişir. Pratik sonuç şudur: teslim tarihi bir varsayım değil, ispat konusudur. Teslim tutanağı, iskân belgesi, abonelik başlangıçları, aidat kayıtları ve taşınma tarihini gösteren belgeler bu yüzden dosyanın en değerli evraklarıdır.

Ceza zamanaşımının hukuk davasına etkisi

Yapı kusuru ölüm veya yaralanmaya yol açmışsa, tazminat talebi bakımından ayrı bir imkân doğar. TBK m. 72/2 uyarınca, tazminat istemi ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa, o zamanaşımı uygulanır. Taksirle ölüme sebebiyet gibi suçlarda ceza zamanaşımı, haksız fiilin iki ve on yıllık sürelerinden uzundur. Bu kural, yıllar sonra açılan tazminat davalarının önünü açan en önemli dayanaktır.

Konutu Müteahhitten Satın Alan Tüketicinin Yolu

Konutu ticari veya mesleki amaç gütmeksizin müteahhitten ya da inşaat şirketinden satın alan kişi tüketicidir; ilişkiye 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uygulanır. Bu yolun eser sözleşmesi yoluna göre iki belirgin üstünlüğü vardır.

  • Görev ve harç. Uyuşmazlık tüketici mahkemesinde görülür; belirli parasal sınırın altındaki taleplerde önce tüketici hakem heyetine başvurulur. Tüketici davalarında harç muafiyeti, dava açmanın önündeki mali eşiği düşürür.
  • Süre. Ayıplı maldan sorumluluk kural olarak teslimden itibaren iki yıl olmakla birlikte, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre beş yıldır (6502 s. K. m. 12).

Tüketicinin seçimlik hakları da benzerdir (m. 11): sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim. Konutta "misliyle değişim" fiilen işlemediği için pratikte onarım bedeli veya bedelden indirim talep edilir.

En kritik hüküm ise zamanaşımının istisnasıdır: ayıp, ağır kusur ya da hile ile tüketiciden gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz. Taşıyıcı sistemdeki bir eksiğin sıva altında kalması, iskânsız yapının iskânlı gibi satılması, projeye aykırılığın gizlenmesi bu kapsamda değerlendirilir. Böyle hâllerde beş yıllık süre geçmiş olsa dahi tüketici talep hakkını korur.

Aynı olay hem eser sözleşmesi hem tüketici hükümlerine girebilir. Bu bir çakışma değil, seçim imkânıdır: alıcı, kendisi için daha elverişli olan rejime dayanabilir. Konut alıcısı için bu genellikle tüketici yoludur — harç yükü düşük, süre beş yıl ve gizlenen ayıpta zamanaşımı savunması kapalıdır.

Deprem Müteahhidi Sorumluluktan Kurtarır mı?

Deprem sonrası dosyalarda en sık ileri sürülen savunma, depremin mücbir sebep olduğu ve sorumluluğu kaldırdığıdır. Bu savunma, hukuken kabul edilebilmesi için üç şartın bir arada bulunmasını gerektirir: olayın öngörülemez olması, kaçınılmaz olması ve zararla arasında nedensellik bağını kesecek yoğunlukta bulunması.

Yerleşik yaklaşım şudur: Türkiye'nin büyük bölümü deprem bölgesidir ve deprem yönetmelikleri, yapıların belirli büyüklükteki depremlere dayanacak biçimde inşa edilmesini zaten emreder. Dolayısıyla deprem, mühendislik açısından öngörülen bir olaydır. Yönetmeliğe ve fen kurallarına uygun yapılmış bir binanın, öngörülen sınırların üzerindeki bir sarsıntıda hasar görmesi hâlinde mücbir sebep gündeme gelebilir. Buna karşılık:

  • Beton dayanımı projedekinin altındaysa,
  • Donatı eksik veya yanlış yerleştirilmişse,
  • Taşıyıcı sistem projeye aykırı biçimde değiştirilmişse,
  • Ruhsatsız kat ilavesi yapılmışsa,

bina zaten yönetmeliğin öngördüğü dayanımı taşımıyor demektir. Bu durumda deprem, zararın sebebi değil, mevcut kusuru ortaya çıkaran tetikleyicidir; nedensellik bağını kesmez ve mücbir sebep savunması sonuç doğurmaz. Aynı depremde yan yana duran iki binadan birinin ayakta kalıp diğerinin yıkılması, bilirkişi incelemesinde bu değerlendirmenin en güçlü göstergesi sayılır.

Depremin mücbir sebep sayıldığı hâl: gecikme

Depremin mücbir sebep olarak kabul edildiği bir alan gerçekten vardır, ama bu alan yapının dayanımı değil teslim süresidir. Uygulamada, büyük bir deprem sebebiyle inşaatın belirli bir süre aksadığı kabul edilerek sözleşmedeki teslim tarihinin o kadar ötelendiği kararlar bulunmaktadır. Yani deprem, yükleniciyi gecikme sorumluluğundan kısmen kurtarabilir.

Bu ayrım karıştırılmamalıdır. Depremin işi geciktirmiş olması, yüklenicinin ürettiği yapının yönetmeliğe uygun olmamasını mazur göstermez. Birinci hâlde tartışılan sözleşmenin ifa zamanı, ikinci hâlde ise eserin ayıplı olup olmadığıdır. Deprem savunması bu iki başlıktan yalnızca birine cevap verir.

Bilirkişi raporunda cevaplanması gereken soru bu nedenle "deprem ne kadar büyüktü" değil, "bina, inşa edildiği tarihte yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olsaydı bu depremde yıkılır mıydı" sorusudur. Kusur oranı ve tazminat, bu sorunun cevabına göre belirlenir.

Müteahhitten Başka Kim Sorumludur?

Yapı kusurunda sorumluluk tek kişide toplanmaz. Ruhsattan iskâna kadar uzanan zincirin her halkasının ayrı bir yükümlülüğü vardır ve bunlar müteselsil sorumluluk doğurabilir. Müteahhit şirketin tasfiye edilmiş, tüzel kişiliğinin sona ermiş veya malvarlığının kalmamış olduğu dosyalarda, tahsil kabiliyeti olan muhatap çoğu zaman bu zincirin diğer halkalarıdır.

SorumluDayanakKapsam
Müteahhit (yüklenici)TBK m. 470 vd.Eserin projeye ve fen kurallarına uygunluğu
Yapı denetim kuruluşu4708 s. K. m. 3Taşıyıcı sistemde 15 yıl, diğer imalatta 2 yıl
Proje müellifi3194 s. K. m. 28Projenin mevzuata ve fen kurallarına uygunluğu
Fenni mesul / şantiye şefi3194 s. K. m. 28İmalatın projeye uygun yürütülmesinin denetimi
Belediye / ilgili idare2577 s. K. m. 12-13Ruhsat, denetim ve iskânda hizmet kusuru

Yapı denetim kuruluşunun on beş yıllık sorumluluğu

4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamındaki yapılarda, yapı denetim kuruluşu ile denetçi mimar ve mühendisler, yapının taşıyıcı sistemine ilişkin kusurlardan on beş yıl, taşıyıcı olmayan diğer kısımlarda ise iki yıl süreyle sorumludur. Bu süre yapı kullanma izni (iskân) tarihinden işler. Müteahhide karşı beş yıllık sürenin dolduğu dosyalarda, yapı denetim kuruluşuna karşı hâlâ açık bir kapı bulunabilir. Kuruluşların zorunlu mali sorumluluk güvencesi bulunması da tahsil ihtimalini artırır.

İdarenin hizmet kusuru

Ruhsatı veren, imalatı denetlemesi gereken ve iskân belgesini düzenleyen idarenin görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi hizmet kusuru oluşturur ve idari yargıda tam yargı davasına konu olur. Bu yolun kendine özgü bir usulü vardır: zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde zarar doğuran olaydan itibaren beş yıl içinde önce ilgili idareye başvurulur; başvurunun reddi veya zımnen reddi üzerine idare mahkemesinde dava açılır (2577 s. K. m. 13). Bu ön başvuru bir formalite değil, dava şartıdır; atlanırsa dava usulden reddedilir.

Kusur Nasıl İspatlanır?

Yapı kusuru davalarında sonucu belirleyen şey hukuki niteleme değil, dosyaya giren teknik veridir. Delilin bir kısmı da zamanla yok olur: enkaz kaldırılır, çatlak sıvanır, tadilatla iz silinir. Bu yüzden ispat hazırlığı davadan önce başlar.

  • Delil tespiti (HMK m. 400). Dava açılmadan önce sulh hukuk mahkemesinden istenen delil tespiti, mevcut durumu bilirkişi eliyle kayda geçirir. Enkaz kaldırma, onarım veya yıkım ihtimali varsa ilk yapılacak iş budur; sonradan telafisi yoktur.
  • Karot ve donatı tespiti. Beton basınç dayanımı karot numuneleriyle, donatı düzeni röntgen (donatı tarama) yöntemiyle belirlenir; sonuçlar projeyle karşılaştırılır.
  • Ruhsat ve proje dosyası. Belediyeden alınacak mimari, statik ve zemin etüdü projeleri ile ruhsat ve iskân belgeleri, imalatın projeye uygunluğunun tek karşılaştırma zeminidir.
  • Yapı denetim dosyası. Hakediş raporları, seviye tespit tutanakları, beton döküm ve numune kayıtları, denetim zincirinin hangi halkasında kopukluk olduğunu gösterir.
  • Sözleşme ve ekleri. Kat karşılığı sözleşme, teknik şartname ve mahal listesi, malzeme kalitesine ilişkin iddiaların dayanağıdır.
  • Teslim ve ihbar kayıtları. Teslim tutanağı zamanaşımının başlangıcını, ihtarname ise ayıp ihbarının yapıldığını ispatlar.
Yıkılmış ya da yıkılacak bir binada teknik delil geri döndürülemez biçimde kaybolur. Enkaz kaldırılmadan, riskli yapı yıkılmadan veya onarıma başlanmadan önce delil tespiti istenmesi, dosyanın sonradan kurtarılamayacak tek aşamasıdır. Riskli yapı sürecindeki süreler için Süre Takvimi sayfamızdan yararlanabilirsiniz.

Can Kaybı ve Yaralanmada Tazminat ile Ceza Boyutu

Yapı kusuru ölüm veya yaralanmaya yol açmışsa, mal varlığı zararının yanında ayrı talepler doğar:

  • Destekten yoksun kalma tazminatı. Ölenin desteğinden yoksun kalan eş, çocuk, anne ve baba tarafından istenir; hesap, ölenin gelirine, yaşına ve destek süresine göre aktüerya esaslarıyla yapılır.
  • Manevi tazminat. Ölenin yakınları ile ağır bedensel zarara uğrayanlar bakımından TBK m. 56 uyarınca istenir.
  • Tedavi ve iş göremezlik zararları. Yaralanma hâlinde tedavi giderleri, kazanç kaybı ve kalıcı iş göremezlik zararı talep edilir.

Taksirle öldürme ve bilinçli taksir

Yapı kusuru ölüm veya yaralanma sonucu doğurduğunda taksirle öldürme (TCK m. 85) ve taksirle yaralama (TCK m. 89) suçları gündeme gelir. Taksirle öldürmenin temel hâli iki ilâ altı yıl hapis cezasını gerektirir; birden fazla ölüm veya bir ölümle birlikte yaralanma varsa nitelikli hâl uygulanır ve ceza ağırlaşır.

Uygulamada asıl tartışılan nokta bilinçli taksirdir (TCK m. 22/3): fail öngörülebilir bir sonucu öngörmüş, ancak şansına veya deneyimine güvenerek riski yine de göze almışsa ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Yargıtay 12. CD'nin 2020/12133 E. ve 2022/10714 K. sayılı kararında, deprem bölgesinde standardın altında kalitesiz beton kullanılması sebebiyle çöken bir binada; taahhütnameyi imzalayan fenni mesul mühendisin, inşaat ustasının, bina sahibinin ve müteahhidin bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu işlediğine hükmedilmiştir.

Bu karar, makalenin başında anlatılan mücbir sebep tartışmasının ceza hukukundaki karşılığıdır: "deprem oldu, kaderdi" savunması cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Önceden öngörülebilir bir riskin bilerek göze alınması, sorumluluğu hafifletmek şöyle dursun ağırlaştırır. Taksirle öldürme suçunda dava zamanaşımı TCK m. 66 uyarınca on beş yıldır.

İmar kirliliğine neden olma (TCK m. 184)

Ruhsat alınmadan ya da ruhsata veya projeye aykırı biçimde yapı yapılması ayrıca bir suçtur. Ruhsatsız yapı yapmak veya yaptırmak bir ilâ beş yıl, yapı kullanma izni alınmadan binada sınai faaliyette bulunmak iki ilâ beş yıl hapis cezasını gerektirir; fail müteahhit, yapı sahibi ya da inşaatı fiilen yaptıran kişi olabilir. Dava zamanaşımı bu suçta sekiz yıldır.

Kanunun dikkat çekici bir yönü etkin pişmanlık hükmüdür: yapı ruhsata ve imar planına uygun hâle getirilirse kamu davası açılmaz, açılmışsa düşer. Ancak bu imkân yalnızca hâlâ ayakta duran ruhsatsız yapılar için anlamlıdır. Bina yıkıldıktan sonra "uygun hâle getirme" fiilen mümkün olmadığından hüküm işlemez — yani deprem, bu suç bakımından failin elindeki tek çıkış kapısını da kapatır.

DASK ödemesi dava hakkını tüketir mi?

Zorunlu deprem sigortası bulunan konutlarda DASK, binaya gelen fiziki zararı poliçe limitleri dâhilinde öder. Ödemeyle birlikte DASK, ödediği tutar kadar sigortalının yerine geçer (halefiyet); malikin müteahhide veya yapı denetim kuruluşuna karşı sahip olduğu tazminat hakkı bu tutar kadar DASK'a geçer ve DASK kendi adına rücu davası açabilir.

Malik açısından iki pratik sonucu vardır. Birincisi: DASK tazminatı almış olmak dava hakkını tüketmez. Poliçe limitini aşan zarar, taşınma ve geçici barınma giderleri, can kaybı veya yaralanmaya bağlı tazminat gibi kalemler DASK'ın ödemediği kısımdır ve bunlar için malik ayrıca dava açabilir. İkincisi: poliçesi bulunmayan ya da hasarı limiti aşan malikler, yukarıda anlatılan hatlardan doğrudan müteahhide, yapı denetim kuruluşuna veya idareye yönelebilir.

Ceza dosyası ile hukuk dosyasının ilişkisi

Ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporları ve belirlenen kusur dağılımı, hukuk davası için de güçlü bir dayanak oluşturur. Ceza mahkemesinin maddi olguya ilişkin kesinleşmiş tespitleri hukuk hâkimini bağlar; kusur değerlendirmesi ise bağlayıcı olmasa da fiilen belirleyicidir. Bu nedenle iki süreç çoğu zaman birlikte yürütülür ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılması istenir.

Kat Mülkiyetinde Kim Dava Açar?

Yapı kusuru iddiasının konusu çoğu zaman taşıyıcı sistem, temeller ve merdivenlerdir; bunlar Kat Mülkiyeti Kanunu m. 4 uyarınca ortak yer sayılır. Bu da davayı kimin açacağı sorusunu doğurur.

Yönetici ortak yerlerdeki hasar için dava açabilir, ancak bunun için kat malikleri kurulunca özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir; kendiliğinden dava açma yetkisi sınırlıdır. Buna karşılık Türk Medeni Kanunu m. 693'teki paydaşların koruma hakkı gereği, her kat maliki ortak yere yönelik zarara karşı tek başına da dava açabilir.

Pratik sonuç şudur: kat malikleri kurulu toplanamasa veya karar alamasa dahi her malik, kendi bağımsız bölümüne isabet eden pay oranında münferiden dava açabilir. Depremde ağır hasar görmüş bir binada maliklerin dağılmış ve çoğu zaman ulaşılamaz durumda olduğu düşünülürse, bu imkân teorik değil son derece pratik bir kolaylıktır. Kurul kararı alınabiliyorsa yöneticiyi yetkilendirmek daha ekonomiktir; alınamıyorsa beklemek gerekmez. Kat mülkiyetine ilişkin diğer uyuşmazlıklar için Kat Mülkiyeti Uyuşmazlıkları yazımıza bakabilirsiniz.

Hangi Yol, Ne Zaman?

Seçim, üç sorunun cevabıyla belirlenir: müteahhitle aranızda sözleşme var mı, aradan ne kadar zaman geçti, zarar yalnızca yapıda mı yoksa can kaybı da var mı?

DurumunuzYolMerciSüre
Arsa sahibisiniz, yapı ayıplıEser sözleşmesi — onarım bedeli / bedelden indirimAsliye hukuk veya ticaret5 yıl, ağır kusurda 20 yıl
Konutu müteahhitten satın aldınızAyıplı mal hükümleriTüketici mahkemesi / hakem heyeti5 yıl; gizlenen ayıpta süresiz
Konutu ikinci elden aldınızSatıcıya karşı ayıp, müteahhide karşı haksız fiilAsliye hukuk / tüketiciGenel hükümler
Bina yıkıldı, can kaybı varMaddi ve manevi tazminat + ceza şikâyetiAsliye hukuk / asliye cezaCeza zamanaşımı (TBK m. 72/2)
Taşıyıcı sistemde kusur, iskândan 15 yıl geçmediYapı denetim kuruluşuna davaAsliye hukuk15 yıl
Ruhsat ve denetimde idari ihmalTam yargı davasıİdare mahkemesi1 yıl / 5 yıl, önce idareye başvuru
Ölüm veya yaralanma varSuç duyurusu — taksirle öldürme, bilinçli taksirCumhuriyet başsavcılığı15 yıl (dava zamanaşımı)
Yapı ruhsatsız veya ruhsata aykırıİmar kirliliğine neden olma (TCK m. 184)Cumhuriyet başsavcılığı8 yıl
DASK poliçesi var, hasar limiti aşıyorDASK'tan tazminat + aşan kısım için davaDASK / adli yargıAşan kısımda genel hükümler
Bina riskli, kusur ayrıca dava konusuRiskli yapı süreci ile birlikte yürütmeİdare + adli yargıTebliğden 15 gün / 30 gün

Bu tablodaki satırlar birbirini dışlamaz. Yıkılan bir binada aynı anda müteahhide karşı tazminat davası, yapı denetim kuruluşuna karşı dava, idareye karşı tam yargı davası ve savcılığa suç duyurusu gündeme gelebilir. Doğru strateji, hepsini birden açmak değil, tahsil kabiliyeti en yüksek muhatabı ve süresi en kısa yolu önce belirlemektir — çünkü süresi kaçırılan yol geri gelmez, tahsil edilemeyen ilam ise kâğıt üstünde kalır.

Sık Sorulan Sorular

Bina teslim edileli on yıl oldu, artık müteahhide dava açamaz mıyım?

Beş yıllık süre dolmuş olsa da yol kapanmış sayılmaz. Yüklenicinin ağır kusuru varsa zamanaşımı yirmi yıldır (TBK m. 478); ancak ağır kusur iddia edilmekle yetinilemez, ispatlanması gerekir ve ispat yükü davacıdadır. Teslim 1 Temmuz 2012'den önceyse mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu uygulanacağından ağır kusurda süre yirmi değil on yıldır. Ayrıca yapı denetim kuruluşuna karşı taşıyıcı sistemde on beş yıllık, ölüm veya yaralanma varsa ceza zamanaşımına bağlı daha uzun süreler işleyebilir.

Zamanaşımı hangi tarihten başlar; iskân tarihi mi, taşındığım tarih mi, tapu tarihi mi?

Tek bir ölçüt yoktur; mahkemeler somut olayın özelliğine göre değerlendirir. Yargıtay 6. HD bir kararında süreyi teslim tarihi sayılan iskân tarihinden başlatmıştır. Hukuk Genel Kurulu ise bir kararında taşınmazın teslim alınarak kullanılmaya başlandığı tarihi esas almış, başka bir kararında mülkiyetin geçmesi için tescilin de şart olduğunu, yalnızca fiilî teslimle edimin ifa edilmiş sayılamayacağını vurgulamıştır. Karar künyeleri yukarıdaki "Teslim tarihi hangisidir?" bölümündedir. Bu nedenle teslim tutanağı, iskân belgesi, abonelik ve taşınma kayıtları dosyanın en kritik belgeleridir.

Onarım bedeli bugünkü fiyatlarla mı hesaplanır?

Hayır. Uygulamada bedel, ayıbın ortaya çıktığı tarihe onarım için gereken makul süre eklenerek bulunan tarihteki mahallî piyasa rayicine göre hesaplanır. Piyasa fiyatları KDV ve yüklenici kârını zaten içerdiğinden bulunan bedele ayrıca KDV ve yüklenici kârı eklenmez (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. HD). Aradaki değer kaybı faizle karşılanacağı için faizin doğru başlangıç tarihiyle istenmesi ve gerekirse ıslah yoluna zamanında başvurulması önemlidir.

Deprem mücbir sebep değil mi; müteahhit bundan sorumlu tutulabilir mi?

Deprem tek başına sorumluluğu kaldırmaz. Deprem yönetmelikleri yapıların belirli büyüklükteki sarsıntılara dayanmasını zaten emrettiği için deprem mühendislik açısından öngörülen bir olaydır. Bina yönetmeliğe ve fen kurallarına uygun yapılmamışsa deprem zararın sebebi değil, mevcut kusuru ortaya çıkaran tetikleyici sayılır ve nedensellik bağı kesilmez. Mücbir sebep savunması ancak yapı mevzuata uygunken öngörülen sınırın üzerindeki bir sarsıntıda gündeme gelebilir.

Daireyi müteahhitten değil, önceki malikten satın aldım. Müteahhide dava açabilir miyim?

Müteahhitle aranızda sözleşme olmadığı için eser sözleşmesine dayalı ayıp hükümlerinden kural olarak yararlanamazsınız. Ancak iki yolunuz vardır: satıcıya karşı ayıplı ifa hükümlerine dayanmak ve müteahhide karşı haksız fiil hükümlerine göre tazminat istemek. Yapı kusuru can veya mal zararı doğurmuşsa haksız fiil yolu sözleşme ilişkisi aranmaksızın herkese açıktır.

Müteahhit şirket kapandı, kimden tazminat isteyeceğim?

Zincirin diğer halkaları sorumluluktan kurtulmaz. Yapı denetim kuruluşu taşıyıcı sistem kusurlarından on beş yıl süreyle sorumludur ve zorunlu mali sorumluluk güvencesi bulunur. Proje müellifi ile fenni mesulün 3194 sayılı Kanun'dan doğan sorumluluğu devam eder. Ruhsat ve denetimde ihmal varsa idareye karşı tam yargı davası açılabilir. Şirketin tasfiye edilmiş olması hâlinde ayrıca yöneticilerin ve ortakların sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Çatlakları fark ettim ama henüz dava açmak istemiyorum. Ne yapmalıyım?

İki işi geciktirmeyin: ayıp ihbarını noter ihtarnamesiyle yapın ve mevcut durumu sulh hukuk mahkemesinden delil tespitiyle kayda geçirtin. İhbar, gizli ayıpta dahi öğrenir öğrenmez yapılması gereken bir yükümlülüktür; geciktirilirse ayıptan sorumluluk düşebilir. Delil tespiti ise onarım, tadilat veya yıkım hâlinde yok olacak teknik verinin bilirkişi eliyle korunmasını sağlar. Bu iki adım, davayı sonraya bırakma imkânını korur.

Tüketici mahkemesi mi, asliye hukuk mahkemesi mi?

Konutu ticari veya mesleki amaç gütmeksizin müteahhitten ya da inşaat şirketinden satın aldıysanız tüketici sayılırsınız ve uyuşmazlık tüketici mahkemesinde görülür; parasal sınırın altındaki taleplerde önce tüketici hakem heyetine başvurulur. Arsa sahibi olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafıysanız ilişki eser sözleşmesidir; dava asliye hukuk mahkemesinde, taraflardan biri tacir ve iş ticari nitelikteyse asliye ticaret mahkemesinde açılır.

DASK'tan tazminat aldım; artık müteahhitten bir şey isteyemez miyim?

İsteyebilirsiniz. DASK ödediği tutar kadar sizin yerinize geçer (halefiyet) ve o kısım için müteahhide kendisi rücu eder; ancak DASK'ın ödemediği kısım sizde kalır. Poliçe limitini aşan zarar, taşınma ve geçici barınma giderleri, eşya zararı, can kaybı veya yaralanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat DASK kapsamı dışındadır ve bunlar için doğrudan dava açabilirsiniz.

Kolonlardaki kusur için tek başıma dava açabilir miyim, kat malikleri kurulu kararı şart mı?

Şart değil. Taşıyıcı sistem ortak yer sayılsa da, Türk Medeni Kanunu m. 693'teki paydaşların koruma hakkı gereği her kat maliki tek başına dava açabilir. Yönetici de dava açabilir, ancak bunun için kat malikleri kurulunca özel olarak yetkilendirilmesi gerekir. Kurul toplanabiliyorsa yöneticiyi yetkilendirmek daha ekonomiktir; toplanamıyorsa beklemenize gerek yoktur.

İskân (yapı kullanma izni) alınmışsa bina kusursuz sayılır mı?

Hayır. Yapı kullanma izni idari bir belgedir; imalatın fen kurallarına ve projeye her yönüyle uygun olduğunu ispatlamaz. Uygulamada iskân alınmış binalarda da beton dayanımı düşüklüğü, eksik donatı ve projeye aykırılık tespit edilmektedir. Aksine, ruhsata aykırı bir yapıya iskân verilmiş olması, ruhsat ve denetim zincirindeki idarenin hizmet kusuru yönünden ayrıca değerlendirilmesi gereken bir olgudur.

Sonuç: Pratik Öneriler

  • Önce ilişkiyi tespit edin. Müteahhitle sözleşmeniz var mı, yoksa yalnızca zarar mı gördünüz? Bu ayrım zamanaşımını, görevli mahkemeyi ve ispat yükünü birlikte belirler.
  • Ayıp ihbarını geciktirmeyin. Gizli ayıpta bile süre, ayıbın öğrenildiği anda başlar. Tek bir noter ihtarnamesi hem ihbarı hem tarihi kayda geçirir.
  • Delil tespitini davadan önce isteyin. Enkaz kaldırıldığında, onarım yapıldığında veya bina yıkıldığında teknik delil geri gelmez.
  • Ağır kusuru teknik veriyle kurun. Beş yıllık sürenin yirmi yıla çıkması karot, donatı tespiti ve proje karşılaştırmasıyla ispatlanır; ispat yükü sizdedir, hukuki niteleme tek başına yetmez.
  • Teslim tarihini belgeleyin. Zamanaşımı buradan işler ve iskân, fiilî kullanım ile tapu tescili farklı tarihlere işaret edebilir. Teslim tutanağı, iskân belgesi, abonelik ve taşınma kayıtlarını baştan toplayın.
  • Faizi ve ıslahı atlamayın. Onarım bedeli bugünün değil, ayıbın ortaya çıktığı dönemin rayiciyle hesaplanır; aradaki farkı yalnızca doğru istenmiş faiz ve zamanında yapılmış ıslah kapatır.
  • Tüketici yolunu atlamayın. Konut alıcısı için beş yıllık süre, düşük harç yükü ve gizlenen ayıpta zamanaşımı savunmasının kapanması ciddi avantajlardır.
  • Zincirin tamamına bakın. Müteahhide ulaşılamıyorsa yapı denetim kuruluşu, fenni mesul, proje müellifi ve idare hâlâ muhatap olabilir; yapı denetimde taşıyıcı sistem sorumluluğu on beş yıldır.
  • İdareye başvuruyu kaçırmayın. Tam yargı davasında bir yıllık ve beş yıllık süreler içinde idareye ön başvuru bir dava şartıdır; atlanırsa dava esasa girmeden reddedilir.
  • Ceza ve hukuk sürecini birlikte planlayın. Ölüm veya yaralanma varsa ceza dosyasındaki kusur tespiti hukuk davasının en güçlü delili olur; ayrıca ceza zamanaşımı tazminat talebinin süresini uzatır. Kalitesiz malzemenin bilerek kullanıldığı hâllerde tartışma taksirden bilinçli taksire taşınır.
  • DASK ödemesini son söz saymayın. Sigorta yalnızca binanın fiziki zararını limit dâhilinde karşılar; limiti aşan zarar, barınma giderleri, eşya ve can zararı için dava hakkınız durur.
  • Kurul kararını beklemeyin. Taşıyıcı sistem ortak yer olsa da her kat maliki payı oranında tek başına dava açabilir; kat malikleri kurulunun toplanamaması davayı geciktirmemeli.

Dosyanıza Özgü Bir Değerlendirme

Yukarıdaki anlatım genel çerçeveyi verir; hangi sürenin işlediği ve hangi yolun açık olduğu somut belgelere göre değişir. Kendi durumunuz için görüşmek isterseniz: