Sınır dışı etme kararı tebliğ edildiği anda bir sayaç başlar: yedi gün. Bu süre içinde idare mahkemesinde dava açılırsa yabancı, mahkeme karar verinceye kadar sınır dışı edilemez; süre kaçırılırsa karar kesinleşir ve geriye yalnızca istisnai yollar kalır. Kanunun bu güvencesi otomatiktir, ayrıca yürütmenin durdurulması istemek gerekmez — ama yalnızca dava süresinde açılmışsa işler.
Yedi gün, geri gönderme merkezinde tutulan, Türkçe bilmeyen ve pasaportu idarede olan bir kişi için çok kısa bir süredir. Bu yazı o yedi günü adım adım anlatır: tebliğ tarihinin nasıl belirleneceği, sürenin nasıl sayılacağı, imzalatılmak istenen "gönüllü geri dönüş" formunun ne anlama geldiği, vekâletnamenin geri gönderme merkezinde nasıl düzenleneceği, dilekçede hangi savunmanın işlediği ve mahkeme davayı reddederse ne kalacağı. Dayanak 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun (YUKK) 52–56. maddeleri ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarıdır.
İlk Saatler: Karar Neyi Söylüyor, Tarih Ne?
Sınır dışı etme kararı valilik (İl Göç İdaresi Müdürlüğü) tarafından alınır ve gerekçesiyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Avukatı yoksa yabancıya kararın sonucu, itiraz usulü ve süreleri anlatılmak zorundadır (m. 53/2). Tebliğ edilen belgede üç şeye bakılır:
- Tebliğ tarihi. Yedi gün bu tarihten işler. Tebliğ tutanağındaki tarih ile kararın alındığı tarih farklı olabilir; süreyi başlatan tebliğdir. Belgenin bir kopyası sizde kalmalıdır; verilmediyse fotoğrafı çekilir.
- Hangi bent. Karar m. 54/1'deki bentlerden birine dayanır. Bent, savunmanın nereden kurulacağını belirler: vize süresi aşımı (e) ile kamu düzeni tehdidi (d) aynı dilekçeyle savunulmaz.
- Hangi ülke ve hangi uygulama. Kararda yabancının menşe ülkesine mi, transit ülkeye mi, üçüncü bir ülkeye mi gönderileceği (m. 52) ve doğrudan sınır dışı, Türkiye'yi terke davet (m. 56: 15–30 gün süre) ya da idari gözetim (m. 57) seçeneklerinden hangisinin uygulandığı yazar.
Karar anlaşılmadan tebliğ edilmişse bu, davada ileri sürülecek bir sakatlıktır ama süreyi durdurmaz. Anayasa Mahkemesi, tebliğ formunda tercümanın hazır bulunduğuna ve kararın içeriğinin anladığı dilde açıklandığına dair kayıt olmayan bir yabancının "sınır dışı etme kararına karşı etkili şekilde başvuru yapabilmesini sağlayacak ölçüde" bilgilendirilmediğini kabul edip etkili başvuru hakkının ihlaline karar vermiştir (17.07.2025 tarihli karar, B. No: 2022/33712). Aynı Mahkeme, kararın dayandığı olguları öğrenemediği için iptal davasında bunlara itiraz edemeyen yabancı bakımından da ihlal bulmuştur (04.11.2025 tarihli karar, B. No: 2021/2075). İkisi de tebliğin sakatlığını ihlal sebebi sayar; hiçbiri "yedi gün işlemez" demez. Güvenli varsayım şudur: tebliğ sakat olsa da süreyi tebliğ tutanağındaki tarihten sayın.
| m. 54/1 bendi | Konu | Savunmanın ağırlık merkezi |
|---|---|---|
| a | TCK m. 59 kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler | Ceza dosyasının sonucu, cezanın infazı, ölçülülük |
| b, k | Terör ya da çıkar amaçlı suç örgütü bağlantısı; uluslararası kuruluşlarca tanımlanan terör örgütleriyle ilişki | İddianın dayanağının somut olması; soyut "millî güvenlik" yetmez |
| c | Giriş, vize ve ikamet işlemlerinde gerçek dışı bilgi, sahte belge | Belgenin kim tarafından, ne amaçla kullanıldığı |
| ç | Geçimini meşru olmayan yollardan sağlama | Somut tespit var mı |
| d | Kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit | Tehdidin somut, güncel ve kişiye özgü olması; aile hayatı dengelemesi |
| e | Vize ya da vize muafiyeti süresini on günden fazla aşma; vizesi iptal edilenler | Süre hesabı, mazeret, ölçülülük |
| f, j | İkamet izni iptal edilenler; uzatma başvurusu reddedilip on günde çıkmayanlar | İptal/ret işleminin kendisine de dava |
| g | İkamet izni süresini "kabul edilebilir gerekçesi olmadan" on günden fazla ihlal | Gerekçenin belgelenmesi (aşağıda ayrı başlık) |
| ğ | Çalışma izni olmadan çalışma | Tespitin niteliği; aile hayatı dengelemesi |
| h, ı | Yasal giriş/çıkış hükümlerini ihlal ya da teşebbüs; giriş yasağına rağmen gelme | Geri gönderme yasağı (m. 4), koruma başvurusu |
| i | Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, geri çeken, statüsü sona erenler | Koruma kararına karşı yol; menşe ülke riski |
Yedi Gün Nasıl Sayılır?
Süre tebliğ tarihini izleyen günden başlar; tatil günleri süreye dahildir; son gün resmî tatile ya da hafta sonuna denk gelirse süre izleyen ilk çalışma gününün sonuna kadar uzar (İYUK m. 8). Cuma günü tebliğ edilen bir kararın son günü ertesi cuma değil, izleyen haftanın cumasıdır — ama araya bayram giriyorsa hesabı avukatınıza yaptırın, kendiniz saymayın. Adli tatil (20 Temmuz–31 Ağustos) için İYUK'un "bu Kanunda yazılı süreler" uzar kuralı vardır; yedi günlük süre YUKK'ta yazılı olduğundan bu uzamaya güvenmemek, süreyi takvim günü sayarak açmak doğrusudur.
Sürenin kısalığına itiraz etmenin bir karşılığı yoktur: Anayasa Mahkemesi 25.01.2023 tarihli norm denetimi kararında (E. 2020/30, K. 2023/12) yedi günlük dava süresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir. Savunma süreye değil, süre içinde açılan davanın içeriğine kurulur.
Süre kaçırılmışsa dava süre yönünden reddedilir ve m. 53/3'ün durdurma güvencesi hiç doğmaz. O noktada kalan yollar doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvuru ve tedbir talebi (aşağıda) ile m. 55 kapsamında sınır dışı edilemeyecek kişi olduğuna dair idareye yeni bir başvurudur; ikisi de yedi gün içinde açılan davanın yerini tutmaz.
Dava Açıldığı An Sınır Dışı Durur (m. 53/3)
Kanunun son cümlesi şudur: "Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez." Yani hem yedi günlük süre boyunca hem de dava açıldıysa mahkeme karar verene kadar sınır dışı işlemi kendiliğinden durur. Ayrıca yürütmenin durdurulması istenmesine gerek yoktur; talep edilse de mahkemenin bu konuda karar vermesi beklenmez.
Bu güvence eskiden herkes için yoktu. 2016'da 676 sayılı KHK ile terör (b), kamu düzeni (d) ve uluslararası kuruluşlarca tanımlanan örgüt bağlantısı (k) bentlerinde dava açmak sınır dışını durdurmaz hâle getirilmiş; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu bu dönemde iptal davasının "etkili olmaktan çıktığını" tespit etmişti (30.05.2019 tarihli karar, B. No: 2016/22418). 7196 sayılı Kanun 2019'da istisnayı kaldırdı. Mahkeme sonraki kararlarında bunu açıkça söyler: 53. maddedeki değişiklik sonrasında "hangi nedenle tesis edilmiş olursa olsun sınır dışı etme kararına yasal süresi içinde iptal davası açıldığı takdirde yürürlüğü kendiliğinden duracaktır" (15.03.2022 tarihli karar, B. No: 2019/42965). Bugün hangi bende dayanırsa dayansın, süresinde açılan dava sınır dışını durdurur.
Aynı kararların bir de ters yüzü var. Mahkeme bu güvence sayesinde idare mahkemesini etkili bir yol saydığı için, yedi günlük süre henüz açıkken ya da dava derdestken doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruları "başvuru yolları tüketilmedi" gerekçesiyle kabul edilemez buluyor (B. No: 2019/42965; 15.05.2020 tarihli karar, B. No: 2018/27603; 15.12.2020 tarihli karar, B. No: 2018/4828). Sıra bellidir: önce yedi günde idare mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ancak o yol kapanınca.
Kanun bir de yükümlülük koyar: "Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir." Bu cümle kâğıt üzerinde bir formalite gibi durur, uygulamada davanın en kritik adımıdır. Dava açıldığı gün İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne ve yabancı geri gönderme merkezindeyse merkez idaresine, dava kayıt bilgisini içeren yazılı bildirim yapılır; alındı belgesi saklanır. Anayasa Mahkemesi, dava açılmış ve hatta yürütmenin durdurulması kararı verilmişken sınır dışı edilen, avukatına bilgi verilmeyen ve görüşme talebi sürüncemede bırakılan bir yabancı hakkında hem kötü muamele yasağının hem etkili başvuru hakkının ihlaline karar vermiştir (03.12.2020 tarihli karar, B. No: 2017/29420). İhlal kararı kişiyi geri getirmez; bildirim, o noktaya hiç gelmemek içindir.
"Gönüllü Geri Dönüş" Formu: Kanundaki Tek İstisna
Durdurma güvencesinin tek istisnası yabancının rızasıdır. Uygulamada bu rıza, geri gönderme merkezinde imzalatılan "gönüllü geri dönüş istek formu" ile alınır. Form imzalandığında dava açılmış olsa bile yabancı ülkeden çıkarılabilir; dava konusuz kalır.
Anayasa Mahkemesi bu formun nasıl alındığına bakıyor. 02.05.2023 tarihli kararında (B. No: 2019/24388) avukatıyla görüşüp iptal davası açılması talimatı veren bir yabancının, o davanın açıldığı gün ve avukat ya da sivil toplum kuruluşu temsilcisi bulunmadan gönüllü geri dönüş formu imzalatılarak sınır kapısından çıkarılması karşısında şunu söylemiştir: böyle bir kişinin "rızası ile ve bilinçli bir şekilde gönüllü olarak geri döndüğünü söylemek için oldukça güçlü kanıtlar bulunmalıdır". Mahkeme kötü muamele yasağı ve etkili başvuru hakkının ihlaline karar vermiş, gerekçesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin sınır karakolunda baskı altında ve kopyası verilmeden imzalatılan formu bilinçli bir feragat saymadığı Akkad/Türkiye kararına (21.06.2022, 1557/19) dayanmıştır. Dava derdestken, hiçbir belge düzenlenmeden ve "gönüllü dönüş" adıyla ülkeden çıkarılan bir başka yabancı için de aynı sonuca varılmıştır (12.06.2024 tarihli karar, B. No: 2020/5730).
Bu kararlar formun tamamen değersiz olduğu anlamına gelmez; tercümanla, avukat eşliğinde ve dava talimatı olmadan imzalanan formun geçerliliğine ilişkin bir ihlal kararı yoktur. Kural şudur: imza, dava açma iradesiyle çelişiyorsa ve bilgilendirme belgelenmemişse rıza sayılmaz. Bunu sonradan ispatlamak yerine imzalamamak daha ucuzdur.
Davayı Kim Açar: Vekâletnamenin İki Yolu
Davayı avukat açacaksa vekâletname gerekir ve yabancı geri gönderme merkezindeyse noter dairesine gidemez. Kanun bunun için bir hak tanır: merkezdeki yabancıya "yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme" imkânı sağlanır (m. 59/1-b). Uygulamada iki yol vardır; üçüncüsü yoktur.
Birinci yol: noter merkeze gelir. Noter, yabancının bulunduğu geri gönderme merkezine giderek vekâletnameyi orada düzenler. Kimlik tespiti için pasaport ya da kimlik belgesi gerekir; belge merkez idaresindeyse noter gelmeden önce işlem için hazır edilmesi istenir. Yabancı Türkçe bilmiyorsa noterlik işlemine yeminli tercüman katılır; tercümanı önceden ayarlamak avukatın işidir. Vekâletname düzenlendiği gün dava UYAP üzerinden açılır; mahkemenin bulunduğu ile gitmek gerekmez. Yedi günlük takvimde en güvenli yol budur: noter randevusu ikinci-üçüncü güne alınırsa dava dördüncü günde açılmış olur.
İkinci yol: dilekçe reddi ve yenileme. Noter yetişmiyorsa avukat davayı vekâletnamesiz açar. Mahkeme dilekçeyi İYUK m. 15/1-d uyarınca reddeder ve vekâletname eklenerek otuz gün içinde yenilenmesini ister; yenilenen dilekçede ilk dilekçenin mahkeme kaydına girdiği tarih dava tarihi olarak kalır. Anayasa Mahkemesi, dilekçe reddi üzerine yenilenen davada ilk dilekçenin kayıt tarihi yerine yenileme tarihini esas alarak süre aşımından ret kararı veren mahkeme hakkında adil yargılanma hakkının ihlaline karar vermiştir (07.03.2018 tarihli karar, B. No: 2015/1188). Danıştay da vekâletname eksikliğinin ehliyet reddi değil dilekçe reddi sebebi olduğunu (Danıştay 7. Dairesi'nin 20.03.2003 tarihli, 2001/2696 E. ve 2003/684 K. sayılı kararı) ve vekâletnamesiz açılan davada yolun otuz günlük yenileme olduğunu (Danıştay 10. Dairesi'nin 16.09.2024 tarihli, 2024/1477 E. ve 2024/2965 K. sayılı kararı) uygulamaktadır. Otuz gün de hak düşürücüdür (İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 23.10.2024 tarihli, 2024/1748 E. ve 2024/2518 K. sayılı kararı); bu sürede noter işlemi mutlaka tamamlanmalıdır.
İkinci yol birinciden daha az güvenli değildir ama daha çok iş çıkarır: dilekçe reddi kararı tebliğ edilir, yenileme yapılır, dosya baştan tekemmül eder. Yabancı merkezde tutuluyorsa bu, gözetimde geçen süreyi uzatır. Noter yetişebiliyorsa birinci yol tercih edilir; yetişemiyorsa ikinci yol, süreyi kaçırmaktan her zaman iyidir. Yabancı merkezde değil de Türkiye'yi terke davet edilmiş ya da idari gözetime alternatif yükümlülükle serbestse (m. 57/A), notere kendisi gider; süre aynıdır.
Dilekçede Ne Olmalı — 1. Geri Gönderme Yasağı ve Araştırma Yükümlülüğü
Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı muameleye maruz kalacağına dair "ciddi emare" bulunan yabancı hakkında, hangi bende girerse girsin, sınır dışı etme kararı alınamaz (m. 55/1-a); Kanun'un 4. maddesi bunu herkes için geri gönderme yasağı olarak koyar. Bu savunmanın gücü, iddiayı ispatlamak zorunda olmamanızdan gelir: iddia belli bir ciddiyet düzeyindeyse araştırma yükü idareye ve mahkemeye geçer.
Anayasa Mahkemesi ölçütü şöyle kurar: "Bu yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu, iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı; varsa bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu iddialar da belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır" (31.10.2024 tarihli karar, B. No: 2020/13157). O dosyada vize süresini aşan bir yabancının, ülkesindeki bir gösteriye katıldığını anlatıp uluslararası bir kuruluşun raporuna dayanması "araştırma yapmaya değer" bulunmuş; idare mahkemesinin nasıl bir değerlendirmeyle risk görmediğini gerekçesinde göstermemesi kötü muamele yasağının ihlali sayılmıştır. Aynı yönde: sunulan delilleri tartışmayan ve Göç İdaresi'nden bilgi istemeyen mahkeme (14.04.2022 tarihli karar, B. No: 2021/599); geçici korumadaki bir Suriyeli için ülke genelindeki şiddet ortamını savunulabilir iddia sayan, "güvenli bölge" gerekçesini belgesiz bulan karar (04.10.2023 tarihli karar, B. No: 2020/20131); sivil toplum ve AİHM raporlarıyla desteklenen menşe ülke riskinin araştırılmamasını ihlal sayan karar (24.03.2021 tarihli karar, B. No: 2017/5849). İspat yükünün "niteliğine göre kamu makamlarına ve/veya başvurucuya" düştüğü ilkesi 31.01.2023 tarihli kararda (B. No: 2020/2000) kurulmuştur.
Karşı örnekler de aynı derecede öğreticidir. Soyut, kişiselleşmemiş ve belgesiz genel iddialar araştırmaya değer bulunmamış (23.06.2020 tarihli karar, B. No: 2016/32315); "olasılığın ötesinde gerçek risk" gösterilemeyen kişisel iddialar makul sayılmamıştır (15.02.2017 tarihli karar, B. No: 2016/4405). Genel Kurul, menşe ülkenin genel durumu, geçmiş tecrübe, riskin güncelliği ve kişiselliği ölçütlerini uyguladığı bir dosyada altı karşı oya rağmen ihlal bulmamıştır (01.03.2017 tarihli karar, B. No: 2015/3941). Dilekçede "ülkem tehlikeli" cümlesi yetmez; ne olduğu, kime, neden, hangi tarihte ve elde ne belge olduğu yazılır — tehdit mesajları, mahkeme celpleri, parti üyeliği, din değiştirme belgesi, sağlık raporu, ülke raporlarının ilgili sayfaları.
2. Hangi Ülkeye? Üçüncü Ülke Talebi
Yabancı menşe ülkesine, transit ülkeye ya da üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilebilir (m. 52). Uygulama Yönetmeliği'nin 51/2. maddesi, ülkenin tespitinde yabancının "varsa gidebileceği üçüncü bir ülkeye ilişkin talebi"nin göz önünde bulundurulacağını söyler. Bu, geri gönderme yasağı savunmasının ikiz kardeşidir ve çoğu zaman ondan güçlüdür: menşe ülke riski tartışmalı olsa bile, kararda gönderilecek ülkenin belli olmaması başlı başına bir sakatlıktır.
Anayasa Mahkemesi, sınır dışı edilecek ülke belirlenmeden alınan kararın yargı denetimini imkânsız kıldığını, çünkü hangi ülkede hangi riskin değerlendirileceğinin bilinemeyeceğini söyler (24.01.2024 tarihli karar, B. No: 2020/18186; 29.09.2022 tarihli karar, B. No: 2021/47168 — burada idam kararı bulunan bir yabancının "güvenli üçüncü ülkeye" gönderileceği yazılmış ama o ülkenin belirlendiğine dair hiçbir belge sunulmamıştı). Ülke belirlendiyse bağlayıcıdır: karar ya da eki bir belgede "ülkeler tek tek sayılarak yabancının bu ülkelerden birine sınır dışı edilebileceği açıkça ifade edilmişse yabancının bunlardan başka bir ülkeye sınır dışı edilemeyeceği" kabul edilmiştir (02.07.2025 tarihli karar, B. No: 2022/7982). Kanser ve verem iddiası incelenmeyen bir başvurucu için bile ihlal sağlıktan değil, güvenli üçüncü ülkenin belirlenmemesinden çıkmıştır (02.10.2025 tarihli karar, B. No: 2022/563).
Dilekçeye somut bir ülke yazılır: yabancının ikamet ya da vize hakkı olan, yakınlarının bulunduğu, konsolosluğunun kabul yazısı alınabilecek bir ülke. Kabul belgesi (geçerli vize, ikamet kartı, konsolosluk yazısı) eklenir. İdarenin bu talebi fiilen değerlendirdiği görülmektedir; konsolosluğun kabul etmemesi üzerine talebin sonuçsuz kaldığı bir dosya Anayasa Mahkemesi önüne gelmiştir (11.10.2018 tarihli karar, B. No: 2015/16437). Talep yazılmazsa değerlendirilecek bir şey de olmaz.
3. Sağlık, Yaş ve Hamilelik (m. 55/1-b, c)
Ciddi sağlık sorunu, yaş ya da hamilelik nedeniyle seyahati riskli görülenler ile hayati tehlike arz eden hastalığının tedavisi sürerken gönderileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz (m. 55/1-b, c). Değerlendirme "herkes için ayrı" yapılır ve bu kişilerden belli bir adreste oturmaları, bildirimde bulunmaları istenebilir (m. 55/2) — yani sağlık savunması kabul edilirse sonuç serbest bırakılma ve adres yükümlülüğüdür, merkezde tutulma değil.
Bu savunma belgeyle ayakta durur. Hastane raporu (epikriz, tedavi planı, ilaç listesi), geri gönderme merkezindeki doktor muayene kayıtları ve e-Nabız dökümü dilekçeye eklenir; gönderilecek ülkede aynı tedavinin bulunup bulunmadığına dair bir kaynak (ülke raporu, hekim görüşü) aranır. Ölçüt, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Paposhvili/Belçika Büyük Daire kararında (13.12.2016, 41738/10) çizilmiştir: ölüm riski yakın olmasa bile, uygun tedavinin yokluğu ya da erişilemezliği nedeniyle sağlık durumunda ciddi, hızlı ve geri döndürülemez bir kötüleşme sonucu yoğun ıstırap ya da yaşam beklentisinde önemli azalma riski varsa devlet bunu değerlendirmeden gönderemez. Önceki "yalnızca çok istisnai hâllerde" standardı (N./Birleşik Krallık, 2008) bu kararla aşılmıştır.
Dürüst bir uyarı: Anayasa Mahkemesi'nin sırf sağlık gerekçesiyle sınır dışını ihlal saydığı bir kararı henüz yoktur; 2022/563 sayılı dosyada sağlık iddiası incelenmemiş, ihlal usulden çıkmıştır. Bu yüzden sağlık savunması tek başına değil, üçüncü ülke ve geri gönderme yasağı savunmalarıyla birlikte yazılır. İdare mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri ise hamilelik ve bakıma muhtaç eş gibi durumlarda "Türkiye'den ayrılması makul değil" diyerek sınır dışı ve gözetim kararlarını kaldırmakta, kişiyi adrese yerleştirmektedir (İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi'nin 08.01.2020 tarihli, 2019/1380 E. ve 2020/38 K. sayılı kararı). Bu savunmanın devamı, davayla birlikte doğan insani ikamet izni başvurusudur (m. 46/1-b, c, ç).
4. Aile Hayatı: Türkiye'deki Eş ve Çocuklar
Sınır dışı kararı, yabancının Türkiye'de kurduğu aile hayatına müdahaledir ve Anayasa'nın 20. maddesi ile AİHS'nin 8. maddesi bu müdahalenin ölçülü olmasını ister. Anayasa Mahkemesi'nin bu alandaki içtihadı, sınır dışı kararlarında ihlalin en sık bulunduğu alandır; mekanizma hep aynıdır: idare ya da mahkeme aile hayatını hiç tartışmamış, "kamu düzeni" ya da "millî güvenlik" ifadesiyle şeklî bir denetimle yetinmiştir.
2004'ten beri Türkiye'de yaşayan, Türk eşi ve çocuğu olan bir yabancının izinsiz çalışma gerekçesiyle sınır dışı edilmesinde aile hayatı hiç değerlendirilmediği için ihlal bulunmuştur (15.03.2022 tarihli karar, B. No: 2018/29906). On yedi yıllık ikameti ve sabıkasızlığı soyut bir millî güvenlik iddiasıyla geçilen yabancı (17.11.2021 tarihli karar, B. No: 2018/36798); Türk eşi ve çocuğu bulunan, çocuğun üstün yararı tartışılmayan öğrenci (31.10.2024 tarihli karar, B. No: 2021/14968); "beş yıllık yasak sabittir" gerekçesiyle geçiştirilen talep (27.07.2022 tarihli karar, B. No: 2019/438) aynı çizgidedir. Mahkeme, dengelemede bakılacak unsurları listeler: isnat edilen fiilin niteliği ve ağırlığı, ülkede ikamet süresi, fiilden sonra geçen süre, eşin ve çocukların vatandaşlığı, evliliğin süresi ve gerçek bir aile yaşamının sürüp sürmediği, çocukların varlığı ve yaşı (15.03.2022 tarihli karar, B. No: 2018/36516). Aile, resmî evlilikle sınırlı değildir; Türk nişanlısından çocuğu olan yabancı için evlilik dışı birliktelik de aile hayatı sayılmıştır (16.03.2022 tarihli karar, B. No: 2018/10055). Aile bağı zayıfsa bile uzun yıllar içinde kurulmuş iş, eğitim ve sosyal çevre "özel hayata ilişkin güçlü bağlar" olarak dengelemeye girer (10.02.2026 tarihli karar, B. No: 2022/16161).
Ailenin Türk vatandaşı olması şart değildir; ama statüsü önemlidir. Mahkeme, aile hayatına saygı hakkının "yalnızca vatandaşlar tarafından değil hukuka uygun şekilde ikamet eden yabancılar tarafından oluşturulan aile birliklerini de" koruduğunu, ülkede hukuka aykırı bulunan yabancıların aile yaşamının ise "ancak sınırlı koşullar altında" bu güvenceden yararlanabileceğini söyler (30.09.2020 tarihli karar, B. No: 2017/24261 — sahte belge ve ısrarlı ihlal karşısında kamu düzeni ağır basmış, ihlal bulunmamıştır). Pratik sonuç: eşiniz geçici koruma, uluslararası koruma ya da ikamet izniyle Türkiye'deyse, o statünün belgeleri dilekçenin ekidir; statü ne kadar sağlamsa aile birliği savunması o kadar güçlüdür. Eşiniz Türk vatandaşıysa aile ikamet izni (m. 34) şartlarının taşındığı da ayrıca gösterilir. Karşı örnekleri de bilerek yazmak gerekir: giriş yasağı konulduktan sonra kurulan aile hayatı müdahale sayılmamış (03.10.2024 tarihli karar, B. No: 2020/37579), giriş yasağına rağmen ülkeye gelen ve ihlali sürdüren yabancı için kamu düzeni ağır basmıştır (09.01.2019 tarihli karar, B. No: 2015/19795).
"Kabul Edilebilir Gerekçe": İkamet Süresi Aşımı (m. 54/1-g)
İkamet izni olup da süresinin bitiminden itibaren on günden fazla ihlal edenler hakkında sınır dışı etme kararı alınır; ancak bent, "kabul edilebilir gerekçesi olmadan" der. Bu ifadeyi yorumlayan bir Anayasa Mahkemesi ya da Danıştay kararı yoktur; "geniş takdir yetkisi" ve "kamu düzeni" cümlelerinin geçtiği bir başvuru, idare mahkemesi gerekçesinin aktarımı olarak açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur (15.02.2023 tarihli karar, B. No: 2021/2831). Ölçüt olmadığı için savunma mevzuatın sistematiğinden kurulur: gerekçe belgelenir (hastane yatışı, uçuş iptali, pasaportun yenilenmesini bekleme, uzatma başvurusunun randevu sistemindeki gecikmesi), süre aşımının kısalığı ve yabancının bu süreyi kendi iradesiyle kapatmak için başvuru yaptığı gösterilir. Vize ya da ikamet süresini aşanların, tespit edilmeden önce kendiliğinden çıkış için valiliğe başvurmaları hâlinde idari para cezasını ödemek kaydıyla giriş yasağı kararı alınmayabileceğini düzenleyen m. 9/4, Kanun'un bu tür ihlali ceza ile giderilebilir bir ihlal olarak gördüğünün işaretidir ve ölçülülük tartışmasında dayanak olur. Bu, içtihatla desteklenmiş bir savunma değil, mevzuattan çıkan bir savunmadır; dilekçede öyle sunulur.
Giriş Yasağı Ayrı Bir Karardır, Ayrıca Dava Edilir
Sınır dışı edilen yabancının Türkiye'ye girişi Genel Müdürlük ya da valilikçe yasaklanır; süre en fazla beş yıl, ciddi tehdit hâlinde on yıl daha uzatılabilir (m. 9/2-3). Giriş yasağı sınır dışı kararının otomatik sonucu değil, ayrı bir idari işlemdir ve yalnızca sınır dışı kararının iptali onu kendiliğinden kaldırmaz. Anayasa Mahkemesi önüne gelen dosyalarda sınır dışı kararı iptal edildiği hâlde giriş yasağı sürmüş, yasak ayrıca dava edilmediği için aile hayatı yıllarca askıda kalmıştır (B. No: 2018/36798; B. No: 2021/14968). Danıştay giriş yasağı için sebeplerin "yeterli ve ciddi bilgi" ile ortaya konmasını arar (Danıştay 10. Dairesi'nin 17.05.2021 tarihli, 2016/2309 E. ve 2021/2311 K. sayılı kararı). Tahdit kodu (G-82, G-87, N-82 gibi) tebliğ edilmişse, sınır dışı davasıyla aynı gün ona da dava açılır; tebliğ edilmemişse dilekçede tahdit kaydının sorulması ve davaya konu edilmesi istenir. Giriş yasağı için m. 53/3'teki kendiliğinden durma yoktur; bu davada yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilir.
Mahkeme Süreci: 7533 Sonrası Takvim
Dava, sınır dışı kararını veren valiliğin bulunduğu yer idare mahkemesinde açılır (İYUK m. 32). Her ilde idare mahkemesi yoktur; yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararıyla belirlenir ve komşu ildeki mahkeme yetkili olabilir. Dava UYAP üzerinden açıldığında ve duruşma yapılmadığında o ile gitmek gerekmez.
Kanunun "on beş günde sonuçlandırılır" cümlesi 21.11.2024 tarihli 7533 sayılı Kanun'la yeniden yazıldı ve artık daha uzun bir takvim anlatıyor. Yeni m. 53/3'e göre idarenin savunması verildiğinde ya da savunma süresi geçtiğinde dosya tekemmül etmiş sayılır; davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamazsa savunma süresi iki ay olarak uygulanır; duruşma yapılması mahkemenin takdirindedir; on beş gün, dosyanın tekemmülünden ya da ara karar ve duruşma tamamlandıktan sonra işler. Pratikte karar tebliğden itibaren birkaç hafta değil, birkaç ay sürebilir. Karar kesindir: istinaf ve temyiz yolu yoktur.
Bu takvimin yabancı için iki sonucu var. Birincisi, dava sürdükçe sınır dışı durur; bu iyi haberdir. İkincisi, yabancı geri gönderme merkezindeyse dava sürdükçe gözetim de sürebilir (m. 57/3: altı ay, gerekirse altı ay daha). Bu yüzden sınır dışı davası tek başına açılmaz: idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz (m. 57/6 — beş günde sonuçlanır, dilekçe idareye verilirse hâkime derhâl ulaştırılır, şartlar değiştikçe yeniden başvurulabilir) ve davayla birlikte doğan insani ikamet izni başvurusu (m. 46/1-ç) aynı hafta içinde yapılır. Gözetime itiraz, merkezdeki görüşme ve vekâletname pratiği geri gönderme merkezi rehberinde anlatılmıştır; burada bilinmesi gereken, üçünün birbirinin yerine geçmediğidir.
Dava Reddedilirse: Anayasa Mahkemesi ve Tedbir
İdare mahkemesi davayı reddettiği an m. 53/3'ün durdurma etkisi biter ve karar kesin olduğu için idare sınır dışını uygulayabilir. Kalan yol, kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru ve başvuruyla birlikte İçtüzük m. 73 uyarınca tedbir talebidir. Tedbir kabul edilirse Mahkeme, başvuru sonuçlanana kadar yabancının sınır dışı edilmemesine karar verir.
Tedbir istisnai bir yetkidir ve Mahkeme bunu her dosyada kullanmaz. Ölçüt, başvurucunun yaşamına ya da maddi-manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikenin bulunmasıdır; kişiselleşmiş ve kapsamlı dayanakla gösterilmeyen risk için tedbir reddedilir (16.04.2013 tarihli karar, B. No: 2013/1243). İddianın makul biçimde açıklanması, varsa belgeyle desteklenmesi ve belli bir ciddiyet taşıması gerekir; bunlar yoksa tedbir talebi Bölüm'e bile gönderilmeden başvuru açıkça dayanaktan yoksun bulunabilir (18.11.2025 tarihli karar, B. No: 2021/54284). Tedbir alınmışsa iş bitmiş sayılmaz: tedbir kararından sonra Mahkeme'nin istediği bilgi ve belgeler sunulmayan dosyalarda tedbir kaldırılmış ve başvuru reddedilmiştir (23.02.2022 tarihli karar, B. No: 2018/32335; 02.02.2022 tarihli karar, B. No: 2019/18739). İdare mahkemesindeki dosya ne kadar iyi kurulduysa tedbir o kadar kolay alınır; Anayasa Mahkemesi'nde yeni delil toplamak için zaman yoktur.
Başvuru ihlalle sonuçlanırsa Mahkeme kararı yeniden yargılama için idare mahkemesine gönderir ve gerekli gördüğünde yeniden yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmemesine hükmeder (24.05.2018 tarihli karar, B. No: 2016/5604; B. No: 2021/2075). Tazminat, verildiğinde, sembolik düzeydedir; asıl kazanım kişinin ülkede kalmasıdır.
- Mahkeme harç ve giderleri. İdare mahkemesinde başvuru harcı ve posta gider avansı maktudur (sabit tutar). Giriş yasağı davasında yürütmenin durdurulması harcı ayrıca ödenir. Anayasa Mahkemesi başvurusunun kendi harcı vardır.
- Noter. Vekâletname ücreti ile noterin geri gönderme merkezine gelmesi için dairesi dışında işlem ücreti ve yol gideri. Yabancı Türkçe bilmiyorsa yeminli tercüman ücreti noterlik işlemine eklenir.
- Tercüme. Yabancı dildeki belgelerin (pasaport, evlilik ve doğum belgeleri, sağlık raporları, ülke belgeleri) yeminli tercümesi ve gerekiyorsa noter onayı; sayfa başına ücretlendirilir.
- Avukatlık ücreti. İdare mahkemesindeki dava, sulh ceza itirazı, insani ikamet başvurusu ve Anayasa Mahkemesi başvurusu ayrı iş kalemleridir; her biri Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili kaleminden az olamaz ve yazılı sözleşmeye bağlanır.
- Yol. Dava UYAP'tan açıldığında mahkemeye gidiş masrafı düşer; kalan yol gideri geri gönderme merkezine görüşme ziyaretleridir.
Avukatlık ücretini karşılama imkânı bulunmayanlar için Kanun, idari gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuranlara talepleri hâlinde adli yardım kapsamında avukat sağlanmasını öngörür (m. 57/7); sınır dışı davası için de baroların adli yardım bürolarına başvurulabilir. Ücretlendirme ilkeleri ve öngörülebilir bantlar için maliyet şeffaflığı sayfasına bakılabilir; yedi günlük dosyada masraf kalemlerinin ilk gün yazılı olarak konuşulması, sürenin son gününde bir ödeme sorunuyla karşılaşmamak içindir.
Yakınınız Hakkında Karar Verildiyse: Türkiye'deyseniz, Yurt Dışındaysanız
Bu yazıyı okuyan çoğu zaman kararın muhatabı değil, yakınıdır. Yapılacaklar, yakının nerede olduğuna göre ikiye ayrılır.
Türkiye'deyseniz. Yakınınız geri gönderme merkezindeyse oradaki ilk hafta için ayrı bir rehber var; bu yazı sınır dışı davasına odaklanır. İlk iş tebliğ belgesinin fotoğrafını ve tebliğ tarihini bir avukata ulaştırmaktır; ikinci iş görüşme talebidir — merkezdeki yabancının yakınlarıyla görüşme hakkı vardır (m. 59/1-b, c) ve görüşmede söylenecek ilk cümle, hiçbir belgeyi anlamadan imzalamamasıdır. Yabancının düzenli kullandığı ilaçlar ve sağlık raporları, pasaport kopyası, evlilik ve doğum belgeleri, işyeri kayıtları avukata verilir; noter ve tercümanın ayarlanması avukatın işidir, yakının işi belgeleri ve ödemeyi hazır etmektir. Eşi ya da yakını Türk vatandaşı olan okur için aile ikamet izni belgeleri, eşi geçici koruma ya da uluslararası koruma altında olan okur için kendi kimlik ve kayıt belgeleri dilekçenin ekidir. Kendi statüsü kırılgan olan yakın için bir uyarı: geçici koruma kimliği ile kayıtlı ilin dışına çıkmak yol izni gerektirir; merkez başka ildeyse görüşmeye izinsiz gidilmez, belgeler ve talimat avukat aracılığıyla ulaştırılır. Birlikte yakalanan aile üyeleri için her biri adına ayrı karar tebliğ edilir ve her biri için ayrı dava açılır; aile bir dilekçede birleştirilebilir ama süre her karar için ayrı işler.
Yurt dışındaysanız. Türkiye'de hiçbir yakınınız yoksa bile süreç yürür; sürecin sahibi merkezdeki yabancı ve vekâletname verdiği avukattır, siz belge ve ödeme kanalısınız. İlk gün Türkiye'de bir temas kişisi (avukat) belirlenir; pasaport ve kimlik kopyaları, ülkedeki riske dair belgeler (celp, tehdit, parti ya da cemaat üyeliği kayıtları, gazete haberleri), sağlık raporları ve üçüncü ülkeye kabulü gösterecek belgeler (vize, ikamet kartı, akrabanın oturma izni) e-posta ile gönderilir; asıllarının gerekip gerekmediğini avukat söyler. Ödeme uzaktan yapılır; noter, tercüman ve harç masraflarının ilk gün konuşulması yukarıdaki kutunun sebebidir. Uzaktan yürüyen bir dosyanın işleyişi ayrı bir yazıda adım adım anlatılmıştır; oradaki düzen bu dosya için de geçerlidir, tek fark takvimin yedi gün olmasıdır.
Sık Sorulan Sorular
Sınır dışı kararına itiraz süresi kaç gündür ve ne zaman başlar?
Yedi gündür ve kararın tebliğ edildiği tarihi izleyen günden başlar (YUKK m. 53/3; İYUK m. 8). Son gün hafta sonuna ya da resmî tatile denk gelirse izleyen ilk iş gününe uzar. Tebliğ anlaşılmadan yapılmış olsa da süreyi tebliğ tarihinden sayın; Anayasa Mahkemesi bunu ihlal sebebi sayar ama sürenin işlemediğini söylemez.
Dava açınca sınır dışı durur mu, yürütmenin durdurulması istemek gerekir mi?
Yedi gün içinde açılan dava sınır dışını kendiliğinden durdurur; yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilemez (m. 53/3). Yürütmenin durdurulması istemek gerekmez. Tek istisna yabancının rızasıdır; giriş yasağı davasında ise durma otomatik değildir, ayrıca istenir.
Geri gönderme merkezindeki yakınım vekâletnameyi nasıl verir?
Noter merkeze gelir ve vekâletnameyi orada düzenler; Kanun yabancıya notere erişim hakkı tanır (m. 59/1-b). Türkçe bilmiyorsa yeminli tercüman katılır. Noter yedi güne yetişmezse avukat davayı vekâletnamesiz açar, mahkeme dilekçeyi reddeder ve otuz gün içinde vekâletname eklenerek yenilenir; dava tarihi ilk dilekçenin kayıt tarihi olarak kalır.
"Gönüllü geri dönüş" formunu imzalarsam ne olur?
Form, Kanun'daki "yabancının rızası" istisnasını devreye sokar: dava açılmış olsa bile sınır dışı uygulanabilir. Anayasa Mahkemesi, dava talimatı verildikten bir gün sonra avukatsız imzalatılan formu bilinçli rıza saymamış ve ihlal bulmuştur (B. No: 2019/24388), ama bu sonradan alınmış bir karardır. Anlamadığınız hiçbir belgeyi imzalamayın; imzalamak zorunda kaldıysanız derhâl yazılı olarak rızanızın olmadığını bildirin.
Ülkeme dönersem tehlikedeyim ama elimde belge yok; bu savunma işe yarar mı?
İddiayı ispatlamanız gerekmez; riskin ne olduğunu makul biçimde açıklamanız, varsa belge sunmanız ve iddianın belli bir ciddiyette olması yeterlidir. O eşik aşılınca araştırma yükü idareye ve mahkemeye geçer (B. No: 2020/13157). Belgesiz beyan bile, ülke raporlarıyla ve somut olay anlatımıyla desteklenirse "araştırmaya değer" sayılmıştır; soyut "ülkem tehlikeli" cümlesi ise sayılmamıştır.
Eşim Türk vatandaşı; bu sınır dışını engeller mi?
Kendiliğinden engellemez ama en güçlü savunmalardan biridir. Aile hayatı hiç tartışılmadan verilen sınır dışı kararlarında Anayasa Mahkemesi defalarca ihlal bulmuştur (B. No: 2018/29906, 2018/36516, 2021/14968). Eşin yabancı olması savunmayı düşürmez; hukuka uygun statüyle Türkiye'de bulunan ailenin birliği de korunur (B. No: 2017/24261). Ancak sahte belge, ısrarlı ihlal ya da yasaktan sonra kurulan aile hâllerinde kamu düzeni ağır basmıştır.
İdare mahkemesi davayı reddetti; karar kesin mi, ne yapılabilir?
Karar kesindir, istinaf ve temyiz yoktur. Otuz gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılır ve İçtüzük m. 73 uyarınca tedbir istenir. Tedbir istisnaidir: kişiselleşmiş, belgeli ve ciddi bir tehlike gösterilmelidir; tedbir alındıktan sonra istenen belgeler sunulmazsa kaldırılır. Ret kararının tebliğinden sonra durdurma güvencesi bittiği için başvuru bekletilmez.
Sınır dışı kararı iptal edilirse giriş yasağı da kalkar mı?
Kendiliğinden kalkmaz. Giriş yasağı (m. 9) ayrı bir idari işlemdir; sınır dışı kararı iptal edildiği hâlde yasağın sürdüğü ve aile hayatının yıllarca askıda kaldığı dosyalar vardır (B. No: 2018/36798). Tahdit kaydı tebliğ edilmişse aynı gün ona da dava açılır ve yürütmenin durdurulması istenir.
Sonuç: Pratik Öneriler
- Tebliğ tarihini ilk saatte belgeleyin. Yedi gün oradan işler; tutanağın fotoğrafı avukata ilk gönderilecek şeydir.
- Süreyi takvim günü sayın. Adli tatile, usulsüz tebliğe ya da "anlamadım" savunmasına güvenerek gün kaybetmeyin; bunlar ihlal sebebidir, süre durdurucu değil.
- Hiçbir belgeyi anlamadan imzalamayın. "Gönüllü geri dönüş" formu davayı boşa çıkarır. Yakınınıza ilk görüşmede söyleyin.
- Noteri merkeze getirin; yetişmiyorsa vekâletnamesiz açıp otuz günde yenileyin. Üçüncü bir yol yoktur.
- Davayı açtığınız gün idareye bildirin. Kanun bunu ister; uygulamada sınır dışının fiilen durmasını sağlayan adım budur.
- Dört savunmayı birlikte yazın. Geri gönderme yasağı, üçüncü ülke talebi, sağlık ve aile hayatı birbirinin yerine geçmez; en zayıf görünen (sağlık) en güçlüsüyle (üçüncü ülke) birlikte işler.
- Üç işlemi aynı hafta yapın. Sınır dışı davası, idari gözetime karşı sulh ceza itirazı ve insani ikamet izni başvurusu ayrı yollardır; biri diğerini beklemez.
- Giriş yasağını unutmayın. Sınır dışı iptali yasağı kaldırmaz; tahdit kaydına aynı gün dava açın.
- Anayasa Mahkemesi'ne giden dosya idare mahkemesinde kurulur. Tedbir, orada toplanan belgeyle alınır; sonradan toplamak için zaman yoktur.
İlgili Yazılar
Dosyanıza Özgü Bir Değerlendirme
Yukarıdaki anlatım genel çerçeveyi verir; hangi sürenin işlediği ve hangi yolun açık olduğu somut belgelere göre değişir. Kendi durumunuz için görüşmek isterseniz:
Bu yazı 6458 sayılı Kanun'un 16.09.2026 tarihli metnine (son değişiklikler 7533 ve 7547 sayılı Kanunlar) ve anılan kararların tam metinlerine dayanır; Anayasa Mahkemesi kararlarının başvuru numaraları ile Danıştay kararlarının esas ve karar numaraları metinde verilmiştir. Genel bilgilendirme amaçlıdır; sınır dışı kararının dayandığı bende, gönderilecek ülkeye ve kişinin durumuna göre sonuç değişir. Yedi günlük süre içinde bir avukata başvurulmalıdır.