Ana Sayfa / Rehberler / Mirastan Çıkarma (Iskat)

TMK m. 510–513

Mirastan Çıkarma (Iskat): Şartları, Vasiyetnamede Gösterme Zorunluluğu ve İspat

Son güncelleme: Av. Arif Gölcan Okuma süresi ~12 dk.

"Oğlumu mirastan mahrum bırakacağım" cümlesi hukukta karşılıksız değildir; ama karşılığı, söyleyenin beklediğinden çok daha dardır. Türk Medeni Kanunu, saklı paylı bir mirasçıyı mirasın dışında bırakmanın tek yolunu mirastan çıkarma (eski dildeki adıyla ıskat) olarak düzenler ve bunu iki sebebe, bir şekil şartına ve bir ispat kuralına bağlar. Şartlardan biri eksikse tasarruf tümüyle çöpe gitmez — ama amacına da ulaşmaz: mirasçı saklı payını geri alır.

Aşağıda çıkarmanın iki sebebi, Yargıtay'ın aradığı ağırlık eşiği, sebebin vasiyetnamede gösterilme biçimi, ispat yükünün dağılımı ve sebep ispatlanamadığında doğan sonuç sırayla inceleniyor. Saklı payın kendisi ve oranları için Tenkis Davası, vasiyetnamenin şekil şartları için Vasiyetname yazımıza bakabilirsiniz.

Mirastan Çıkarma Nedir, Kime Karşı İşler?

Mirastan çıkarma, mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarrufla — vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle — saklı paylı mirasçısını mirasçılık sıfatından yoksun bırakmasıdır. Kurumun varlık sebebi, saklı payın kendisidir: mirasbırakan altsoyunu, ana babasını ve eşini kanunun tanıdığı asgari payın dışında bırakamaz. Çıkarma, bu asgariyi aşmanın kanunda öngörülen tek kapısıdır.

Bunun iki pratik uzantısı vardır.

  • Saklı payı olmayan mirasçı için çıkarmaya gerek yoktur. Kardeşlerin saklı payı 2007'de kaldırıldığından, mirasbırakan kardeşine tek kuruş bırakmak istemiyorsa yapması gereken şey ıskat değil, malvarlığını vasiyetle başkasına özgülemektir.
  • Çıkarma, mirasın kendiliğinden azalması değildir. Tasarruf yapılmadıkça hiçbir mirasçı payından yoksun kalmaz; "yıllardır aramıyor" olgusu tek başına hiçbir sonuç doğurmaz.

İki Sebep: Ağır Suç ve Aile Yükümlülüğünün İhlali

TMK m. 510 sebepleri sınırlı sayıda sayar. Mirasbırakan, saklı paylı mirasçısını ancak şu iki hâlde mirasçılıktan çıkarabilir:

KANUNDAKİ İKİ SEBEP (TMK m. 510)
  1. Ağır suç. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.
  2. Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Bu iki sebep dışında bir gerekçeyle yapılan çıkarma geçerli olmaz. "Sözümden çıktı", "istemediğim kişiyle evlendi", "beni dinlemedi" gibi sebepler kanunun saydığı hâllere girmedikçe sonuç doğurmaz.

"Önemli ölçüde" ne demek? İkinci sebep, uygulamada asıl tartışmanın çıktığı yerdir; çünkü hangi ihmalin yeterli sayılacağı kanunda yazmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.09.2024 tarihli, 2023/53 E. ve 2024/464 K. sayılı kararı ölçütü, kanundaki ilk sebeple karşılaştırma yaparak kurar:

"…aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde yerine getirilmemiş olması, ağır bir suç işlenmiş gibi miras bırakanın mirasçısını saklı payından mahrum bırakarak cezalandırmasını haklı kılacak ağırlık ve yoğunlukta olmalı, bazı yükümlülüklerin ihlâl edilmiş olması tek başına yeterli kabul edilmemeli ve ağır bir ihlâlin varlığı aranmalıdır."

Ölçüt buradan okunur: aranan şey kırgınlık ya da mesafe değil, ağır suç işlemekle kıyaslanabilecek ağırlıkta bir ihlaldir. Aynı kararda, sebebin varlığı için olayda objektif ve subjektif unsurların bir arada bulunması gerektiği de belirtilir.

Hangi davranışlar bu kapsamda değerlendirilir? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 26.01.2021 tarihli, 2019/5571 E. ve 2021/471 K. sayılı kararı, aile hukukundan doğan yükümlülüğün içeriğini şöyle açar: mirasçının "sadakat, yardım, bağlılık, çocuklara itina gösterme görevini yapmaması", "ana baba ve çocukların karşılıklı sevgi ve saygı şefkat bağları", "yoksulluğa ve zarurete düşmede yardım yükümlülüğü, nafaka borcu, aile birlik ve huzurunu bozan davranışlarda bulunmama". Liste, ihlalin nerede aranacağını gösterir; ağırlık değerlendirmesini ortadan kaldırmaz.

Somut olayda eşiğin nasıl uygulandığına dair bir örnek, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2025 tarihli, 2024/4284 E. ve 2025/2708 K. sayılı kararıyla onanan bölge adliye mahkemesi kararındadır. Orada torunun, çocukluk döneminde görüşme imkânı bulunmasa dahi yetişkinlik döneminde de mirasbırakanla hiç görüşmediği, hastalığı döneminde dahi aramadığı, bayram ve özel günlerde de aramadığı saptanmış ve TMK m. 510/2'deki eylemin gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Kararları okurken dikkat. Bu alandaki Yargıtay kararlarının önemli bir kısmı kalıp onama kararıdır: daire kendi gerekçesini yazmaz, bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve kanuna uygun bulup onar. Dolayısıyla "Yargıtay şöyle dedi" diye aktarılan cümlelerin bir bölümü aslında onanan bölge adliye mahkemesi kararına, bir bölümü ise yalnızca tarafların dilekçelerine aittir. Aşağıdaki alıntılarda hangi cümlenin nereye ait olduğu ayrıca gösterilmiştir.

Mirasbırakanın kendi kusuru

Kopukluğun sebebi mirasbırakanın kendi davranışıysa denklem değişir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 11.04.2017 tarihli, 2017/280 E. ve 2017/513 K. sayılı kararında, mirasbırakanın kendi kusurlu davranışlarıyla ıskata yol açan olaylara sebebiyet vermesi hâlinde çıkarma şartlarının oluşmayabileceği belirtilmiştir. Uygulamada bu, "neden aramadı" sorusunun mahkemede "neden arayamadı" biçiminde de sorulması anlamına gelir.

Sebep Vasiyetnamede Gösterilmelidir

Çıkarmanın en çok gözden kaçan şartı burada saklıdır. TMK m. 512/1 açıktır: "Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir."

Sebebin yazılmış olması da tek başına yetmez; somut olması gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/5571 E. sayılı kararı ölçütü şöyle koyar: çıkarma sebebinin açık olması, belirli bir eyleme, işleme ve davranışa dayanması gerekir; "Sadece mirasdan ıskat ettim, miras dışı bıraktım, bana ilgi göstermedi v.b. gibi gerekçesiz sözler yeterli sayılmamalıdır." Aynı karar bir adım daha ileri gider: çıkarma sebebi kabul edilen olayların delillerinin de tasarrufta gösterilmesi, mirasçının itirazı hâlinde diğer tarafa kolaylık sağlayacağından tasarrufta yer almalıdır.

Pratik karşılığı ise şu: vasiyetnamede "kızımı mirasımdan çıkarıyorum" cümlesi hiçbir işe yaramaz. İşe yarayan metin, hangi davranışın hangi tarihte gerçekleştiğini ve bunun neden aile hukuku yükümlülüğünün ağır ihlali sayıldığını anlatan, mümkünse dayanağını da (dava dosyası, tanık, yazışma) gösteren metindir.

İspat Yükü Çıkarmadan Yararlanandadır

Çıkarılan mirasçı tasarrufa itiraz ederse, gösterilen sebebin gerçekten var olduğunu ispat etmek ona düşmez. TMK m. 512/2 yükü karşı tarafa yükler: "Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer."

Bu kural, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2026 tarihli, 2025/2901 E. ve 2026/960 K. ile Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 29.03.2021 tarihli, 2018/2478 E. ve 2021/2215 K. sayılı kararlarında da aynen uygulanmıştır. Dağılım şöyle özetlenebilir:

KimNeyi ispatlar
Çıkarılan mirasçıMirasçılık sıfatını ve tasarrufun varlığını; sebebin yokluğunu ispat yükü altında değildir.
Çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısıVasiyetnamede gösterilen sebebin gerçekten gerçekleştiğini.

Bu dağılım, çıkarmayı isteyen mirasbırakan için de bir uyarı taşır: ispat yükünü taşıyacak olan, ölümünden sonra geride kalan lehtarlardır. Vasiyetnamenin delil gösterecek biçimde yazılması bu yüzden önemlidir.

Sebep İspatlanamazsa: Çıkarma Tenkise Döner

Şart eksikse tasarruf bütünüyle geçersiz olmaz. TMK m. 512/3 iki ayrı sonuç öngörür:

  • Sebep ispatlanamamış ya da tasarrufta hiç gösterilmemişse: tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir. Yani mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısım ayakta kalır, mirasçı saklı payını alır. Dava pratikte bir tenkis hesabına döner.
  • Mirasbırakan çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düşmüşse: çıkarma tümüyle geçersiz olur; hiç yapılmamış gibi sonuç doğurur.

Bunun somut bir örneği Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.10.2011 tarihli, 2011/5504 E. ve 2011/16427 K. sayılı kararındadır: mirasbırakan vasiyetnamesinde çıkarma sebeplerini göstermiş, ancak davalılar gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamamıştır. Daire, TMK m. 512/3 uyarınca ıskatın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağını, başka bir ifadeyle davacının saklı payını isteyebileceğini ve davanın tenkis davası olarak değerlendirileceğini belirtmiştir.

Aynı kural Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2022 tarihli, 2021/6254 E. ve 2022/876 K. sayılı kararında da aynen tekrarlanır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 02.06.2021 tarihli, 2018/3409 E. ve 2021/3708 K. sayılı kararı da kuralı anar; ne var ki o dosyada sonuç başka bir sebeple belirlenmiştir: mirasbırakan taşınmazı sattığı için vasiyetnameden dönmüş sayılmış ve dava bu nedenle reddedilmelidir denilmiştir.

İnteraktif Araç

Vasiyetnameyle mirastan çıkarıldıysanız, izleyeceğiniz yol tek bir soruya bağlıdır: çıkarma sebebi tasarrufta gösterilmiş mi? Miras Yol Haritası bu soruyu sorar ve iki dalı ayrı ayrı gösterir — sebep yoksa saklı payın ne olacağını, sebep varsa ispat yükünün kimde olduğunu, her iki hâlde işleyen süreleri ve atılacak adımları sıralar.

Geçerli Çıkarmanın Sonuçları: Pay Nereye Gider?

Çıkarma geçerliyse sonuçları TMK m. 511'de düzenlenmiştir ve halk arasındaki yaygın beklentinin tersi bir kural içerir:

GEÇERLİ ÇIKARMANIN ÜÇ SONUCU (TMK m. 511)
  1. Çıkarılan kimse mirastan pay alamaz ve tenkis davası açamaz.
  2. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmadıkça, çıkarılanın payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, varsa altsoyuna; yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
  3. Çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.

Yani "oğlumu çıkarırsam torunum da alamaz" beklentisi kanunun kurduğu düzene aykırıdır: pay kural olarak torunlara iner ve torunun saklı payı korunur.

Altsoyu bulunmayan bir mirasçının çıkarılması hâlinde pay diğer yasal mirasçılara geçer. Mirasbırakan payın nereye gideceğini kendisi belirlemek istiyorsa, çıkarma tasarrufunun yanında ayrıca bir kazandırma yapması gerekir.

Borç Ödemeden Aciz Sebebiyle Çıkarma (TMK m. 513)

Kanun, cezalandırıcı nitelikteki çıkarmanın yanında ikinci ve bambaşka amaçlı bir çıkarma daha tanır. Bu ikinci tür, mirasçıyı cezalandırmayı değil, mirasın alacaklılara gitmesini önleyip torunlara ulaşmasını sağlamayı amaçlar:

  • Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir.
  • Şartı vardır: bu yarıyı, çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi gerekir.
  • Miras açıldığında aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.

Bu yol, borca batık bir çocuğun payının doğrudan icra dosyalarına akmasını önlemek isteyen mirasbırakan için tasarlanmıştır. Buna karşılık uygulamada nadirdir: taranan yirmi beş kararın hiçbirinde TMK m. 513'ün uygulanmasına dair tek bir tespit yer almamaktadır. Bu, hükmün işlemediği anlamına gelmez; yalnızca içtihat rehberliğinin bulunmadığını, dolayısıyla metnin şartlarına harfiyen uyulması gerektiğini gösterir.

Çıkarma, Feragat ve Yoksunluk Aynı Şey Değildir

Uygulamada bu üç kurum sık karıştırılır; oysa hem kaynakları hem sonuçları farklıdır.

KurumKaynağıNasıl doğarAltsoya etkisi
Mirastan çıkarma
(TMK m. 510–513)
Mirasbırakanın tek taraflı iradesi Vasiyetname veya miras sözleşmesiyle, sebep gösterilerek Pay altsoya geçer; altsoy saklı payını ister
Mirastan feragat
(TMK m. 528)
Mirasbırakan ile mirasçının sözleşmesi Karşılıklı, çoğu kez bir karşılık (ivaz) sağlanarak Karşılık sağlanmışsa, aksi kararlaştırılmadıkça altsoy için de sonuç doğurur
Mirastan yoksunluk
(TMK m. 578)
Doğrudan kanun Kanunda sayılan ağır fiiller (öldürme, öldürmeye teşebbüs, tasarrufu engelleme…) Yoksun kişinin altsoyu, kural olarak onun yerine mirasçı olur

Kısaca: çıkarma mirasbırakanın kararıdır, feragat anlaşmadır, yoksunluk ise kimsenin iradesine bağlı olmayan kanuni sonuçtur.

Uygulamada Neden Çoğu Kez Muvazaa Tercih Ediliyor?

Mirastan çıkarmanın şartları ağırdır: sebep sınırlı sayıdadır, vasiyetnamede somut olarak gösterilmelidir, ispat yükü geride kalanların üzerindedir ve ispat başarısız olursa tasarruf saklı pay bakımından sonuçsuz kalır. Bu ağırlık, uygulamada mirasbırakanları başka bir yola itmektedir: malvarlığını sağlığında devretmek.

Bu yol da risksiz değildir. Devir görünürde satış, gerçekte bağış ise ve amaç mirasçıdan mal kaçırmaksa, diğer mirasçıların açacağı dava muris muvazaası davasıdır; muvazaa ispatlanırsa tapu iptal edilir. İki yol arasındaki fark şöyle özetlenebilir:

  • Çıkarma hukuka uygun ama dar bir kapıdır: şartları tutarsa mirasçı saklı payını dahi alamaz.
  • Muvazaalı devir geniş görünen ama sonradan çökebilen bir yoldur: ispatlanırsa devir baştan geçersiz sayılır ve taşınmaz terekeye döner.

Bir üçüncü yol daha vardır ve çoğu dosyada en sağlamı odur: mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısım içinde kalarak vasiyet yapmak. Saklı pay bir yasak değil, ölümden sonra kullanılabilecek bir dava hakkıdır; tasarruf edilebilir kısım içinde kalan bir vasiyetname ise tenkise konu olmaz.

Dava, Süre ve Görevli Mahkeme

Çıkarmaya karşı gidilecek yol, çıkarılan mirasçının ne iddia ettiğine göre değişir:

  • Vasiyetnamenin iptali davası — tasarrufun ehliyetsizlik, irade sakatlığı, şekil eksikliği gibi sebeplerle geçersizliği ileri sürülüyorsa. Dava, tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılır (TMK m. 558). Hak düşürücü süre TMK m. 559'dadır: iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl. Hükümsüzlük def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
  • Tenkis — çıkarmanın şartları tutmadığı için saklı payın istenmesi gerekiyorsa. Süreler ve hesap yöntemi için Tenkis Davası yazımıza bakınız.

Uygulamada iki talep çoğu kez birlikte, kademeli olarak ileri sürülür: önce vasiyetnamenin iptali, olmazsa tenkis. 3. HD'nin 2011/5504 E. sayılı dosyasında varılan sonuç da bu olmuştur: iptal istemi reddedilmiş, saklı pay bakımından tenkise hükmedilmiştir.

Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 11/1-a).

Sık Sorulan Sorular

Çocuğumu mirastan çıkarırsam payı bana mı kalır?

Hayır. Çıkarılan kişinin payı, o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi hesaplanır ve varsa altsoyuna geçer; torun kendi saklı payını isteyebilir. Payın başka bir yere gitmesini istiyorsanız çıkarma tasarrufunun yanında ayrıca bir kazandırma yapmanız gerekir.

Vasiyetnamede "mirastan çıkarıyorum" demem yeterli mi?

Yeterli değildir. Sebep tasarrufta gösterilmelidir ve somut olmalıdır: belirli bir eyleme, işleme veya davranışa dayanmalıdır. Gerekçesiz sözler — "ilgi göstermedi", "miras dışı bıraktım" — yeterli sayılmaz. Sebebin dayandığı delillerin de yazılması, sonradan ispat yükünü taşıyacak olanların işini kolaylaştırır.

Yıllardır aramıyor; bu tek başına yeter mi?

Tek başına yetmeyebilir. Aranan eşik, ağır bir suç işlenmiş gibi mirasçıyı saklı payından yoksun bırakmayı haklı kılacak ağırlık ve yoğunlukta bir ihlaldir; bazı yükümlülüklerin ihlal edilmiş olması yeterli görülmez. Yetişkinlik boyunca hiç görüşmeme, hastalıkta dahi aramama gibi olguların bir arada bulunduğu dosyalarda çıkarma geçerli sayılmıştır. Ayrıca kopukluğa mirasbırakanın kendi davranışı yol açmışsa şartların oluşmadığı kabul edilebilir.

Çıkarma sebebi ispatlanamazsa vasiyetname tamamen geçersiz mi olur?

Hayır. Tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; yani tasarruf edilebilir kısım ayakta kalır, mirasçı saklı payını alır. Dava pratikte bir tenkis hesabına döner. Yalnızca mirasbırakanın çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düştüğü hâlde çıkarma tümüyle geçersiz olur.

Çıkarılan mirasçı tenkis davası açabilir mi?

Çıkarma geçerliyse açamaz: kanun, çıkarılan kimsenin mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamayacağını söyler. Çıkarma geçersizse ya da sebep ispatlanamamışsa saklı pay talebi doğar; bu hâlde uyuşmazlık zaten tenkis çerçevesinde çözülür.

İspat yükü kimde?

Çıkarmadan yararlanan tarafta. Çıkarılan mirasçı itiraz ettiğinde, vasiyetnamede gösterilen sebebin gerçekten gerçekleştiğini ispat etmek, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Çıkarılan kişi sebebin yokluğunu ispatlamak zorunda değildir.

Borcu olan çocuğumu mirastan çıkarabilir miyim?

Sınırlı biçimde. Hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunuzu, saklı payının yarısı için çıkarabilirsiniz; ancak bu yarıyı onun doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemeniz şarttır. Miras açıldığında aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya borç, payın yarısını aşmıyorsa çıkarma iptal edilir.

Kardeşimi mirastan çıkarabilir miyim?

Böyle bir işleme gerek yoktur. Kardeşlerin saklı payı 2007'de kaldırıldığından, kardeşinize pay bırakmak istemiyorsanız yapmanız gereken şey ıskat değil, malvarlığınızı vasiyetle başkasına özgülemektir. Mirastan çıkarma yalnızca saklı paylı mirasçılar — altsoy, ana baba ve eş — bakımından anlamlıdır.

Sonuç: Pratik Öneriler

  • Mirasbırakansanız: çıkarma sebebini vasiyetnameye somut biçimde yazın — hangi davranış, hangi dönem, hangi delil. Gerekçesiz bir "ıskat ediyorum" cümlesi, tasarrufu saklı pay bakımından sonuçsuz bırakır.
  • Payın nereye gideceğini de düzenleyin: aksi hâlde pay, çıkardığınız kişinin altsoyuna geçer.
  • Çıkarılan mirasçıysanız: önce tasarrufta sebebin gösterilip gösterilmediğine bakın. Gösterilmemişse tasarruf saklı payınız dışında yerine getirilir; sebebin varlığını ispat yükü sizde değildir.
  • Süreleri kaçırmayın: iptal davası için bir yıllık öğrenme süresi ve on/yirmi yıllık üst süreler işler; talebi kademeli kurmak (önce iptal, olmazsa tenkis) çoğu dosyada doğru yoldur.
  • Sağlararası devirlerle mal kaçırıldığını düşünüyorsanız değerlendirilecek yol farklıdır; muris muvazaası yazımıza bakınız.

Dosyanıza Özgü Bir Değerlendirme

Yukarıdaki anlatım genel çerçeveyi verir; hangi sürenin işlediği ve hangi yolun açık olduğu somut belgelere göre değişir. Kendi durumunuz için görüşmek isterseniz: