Yurtdışında yaşayan Türk kökenli kişilerin Türkiye'de taşınmazı bulunması sık karşılaşılan bir durumdur: sahilde bir daire, köyde bir tarla ya da baba evinde bir hisse. Bu kişilerin bulundukları ülkede düzenledikleri vasiyetname, Türkiye'deki malvarlığı bakımından çoğu zaman sanıldığı ölçüde belirleyici değildir. Vasiyetnamenin şekil yönünden geçerliliği ile içeriğinin uygulanma alanı birbirinden ayrı iki sorudur. Şekil yönünden yurtdışında düzenlenen vasiyetname Türkiye'de kabul edilir; içerik yönünden ise Türkiye'deki taşınmaza Türk miras hukuku uygulanır ve Türk hukukunun saklı pay düzeni, birçok Avrupa ülkesininkinden daha güçlü bir koruma sağlar.
İki Soru Her Şeyi Belirler
Şekil kurallarına ve oranlara geçmeden önce iki hususun belirlenmesi gerekir. Bu iki hususun cevabı, terekenin hangi kısmına hangi devletin hukukunun uygulanacağını ve miras bırakanın ne ölçüde tasarruf serbestisi bulunduğunu tayin eder.
- Türk vatandaşlığı devam ediyor mu? Çifte vatandaşlar Türk mahkemeleri önünde Türk vatandaşı sayılır. Çıkma izniyle vatandaşlıktan ayrılanlar — uygulamada Mavi Kart sahipleri — sayılmaz.
- Türkiye'de taşınmaz var mı? Türkiye'de bulunan taşınmaza istisnasız Türk miras hukuku uygulanır; vatandaşlık ve yerleşim yeri bu sonucu değiştirmez.
Birinci husus menkul malvarlığını ilgilendirir ve üzerinde tasarruf edilebilir. İkincisi taşınmazı ilgilendirir ve değiştirilemez.
Bu iki cevaptan dört ayrı durum doğar. Aynı hayat hikâyesine sahip görünen iki kişi — ikisi de Almanya'da büyümüş, ikisinin de İzmir'de dairesi var — miras hukuku bakımından farklı konumlarda bulunabilir:
| Türkiye'de taşınmaz var | Taşınmaz yok | |
|---|---|---|
| TC vatandaşlığı devam ediyor (çifte vatandaş dâhil) |
Taşınmaz: Türk hukuku Menkul: çatışmalı |
Menkul: çatışmalı |
| TC vatandaşlığı sona ermiş (Mavi Kart) |
Taşınmaz: Türk hukuku Menkul: yerleşilen ülke hukuku |
Türkiye ile miras bağı zayıf |
Tablodaki "Türk hukuku" ifadesi, saklı pay oranları dâhil Türk miras hukukunun uygulanmasını anlatır; yurtdışında düzenlenmiş vasiyetname de vatandaşlık değişikliği de bu sonucu etkilemez. "Çatışmalı" ifadesi ise banka hesabı, araç ve şirket payı gibi menkul mallarda Türk ve Avrupa kanunlar ihtilâfı kurallarının farklı sonuçlara varmasını anlatır; hangi sonucun uygulanacağı davanın görüldüğü yere bağlıdır. Sebebi Hangi Mala Hangi Hukuk bölümünde açıklanmıştır.
Alt satırdaki bölünme kalıcıdır. Üst satırdaki bölünme ise hukuk seçimi yoluyla giderilebilir.
Yurtdışında Yapılan Vasiyetname Türkiye'de Geçerli mi?
Şekil yönünden geçerlidir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun bu konuda geniş bir kural benimser. Kanunun 7. maddesine göre hukukî işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya işlemin esasına uygulanan hukukun öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir. 20. maddenin dördüncü fıkrası ölüme bağlı tasarrufun şekli bakımından bu maddeye yollama yapar ve ayrıca ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarrufların da geçerli olduğunu belirtir. Alman noteri önünde düzenlenen bir vasiyetname de o ülkenin usulüne göre yazılmış el yazılı bir vasiyetname de Türkiye'de şekil yönünden ayakta kalır. Türkiye'de malvarlığı bulunması, vasiyetnamenin yeniden düzenlenmesini gerektirmez.
İçerik yönünden sınır vardır. Aynı kanunun 20. maddesinin ilk fıkrası tereke bakımından ikili bir ayrım yapar:
- Türkiye'de bulunan taşınmazlar — arsa, daire, bina payı — Türk miras hukukuna tâbidir. Maddenin lafzı açıktır: "Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır." Ölenin vatandaşlığı ve yerleşim yeri sonucu değiştirmez.
- Menkul malvarlığı — hesaplar, araçlar, şirket payları — kural olarak ölenin millî hukukuna tâbidir. Millî hukukun hangi hukuk olduğu ise ayrı bir sorudur ve aşağıda ele alınmıştır.
AB Miras Tüzüğü bu ayrımı değiştirmez: Türkiye tüzüğe taraf değildir ve yabancı hukuk lehine yapılan bir hukuk seçimi Türkiye'deki taşınmaz bakımından sonuç doğurmaz. Ters yöndeki seçim, yani Türk hukukunun seçilmesi ise sonuç doğurur; bkz. Türk Hukukunu Seçmek.
Uygulanacak hukuk ile yetkili mahkeme farklı sorulardır ve sıklıkla birbirine karıştırılır. Taşınmazın mülkiyetini doğrudan etkileyen davalarda — tapu iptali ve tescil gibi — HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Buna karşılık miras davaları bakımından MÖHUK m. 43 sıradan bir yetki kuralı öngörür: ölenin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesi, bulunmaması hâlinde terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesi. Yurtdışında yürüyen bir miras süreci, Türkiye'de mal bulunması sebebiyle geçersiz sayılmaz; ancak tapu kaydını etkileyen her işlem için Türkiye'de ayrıca dava açılması gerekir.
Hangi Mala Hangi Hukuk: Belirleyici Olan Vatandaşlıktır
Menkul malların ölenin millî hukukuna tâbi olması kuralı, iki vatandaşlığı bulunan ya da vatandaşlığından birini bırakmış kişiler bakımından ayrıca çözülmesi gereken bir soru doğurur. MÖHUK m. 4 bu soruyu açık bir hükümle cevaplar: yetkili hukuk vatandaşlık esasına göre tayin ediliyorsa, birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olup aynı zamanda Türk vatandaşı olanlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Diğer vatandaşlık geri planda kalır; hâkim hangi bağın daha sıkı olduğunu değerlendirmez.
- Çifte vatandaş. Türk mahkemesi önünde millî hukuk Türk hukukudur ve bu yalnız Türkiye'deki değil, bütün menkul malvarlığı bakımından geçerlidir.
- Yalnız Türk vatandaşı. Aynı sonuca doğrudan varılır.
- Vatandaşlıktan çıkmış kişi. Millî hukuk artık kazanılan yeni vatandaşlığın hukukudur. Türkiye'deki taşınmaz bakımından değişen bir şey olmaz; o taşınmaz zaten bulunduğu yer hukukuna tâbidir.
Uygulamada sık karşılaşılan bir karıştırma, Mavi Kart'ın vatandaşlık yerine geçtiği yanılgısıdır. Mavi Kart hakları korur, vatandaşlığı geri getirmez. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 28 uyarınca doğumla Türk vatandaşı olup çıkma izniyle vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar altsoyları, maddede sayılan istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanmaya devam eder. Bu istisnalar seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithali, askerlik yükümlülüğü ve asli-sürekli kamu görevleridir. Taşınmaz edinme ve mirasçılık istisnalar arasında yer almaz; Mavi Kart sahibi Türkiye'de miras alabilir ve mülk edinebilir. Buna karşılık kanunlar ihtilâfı bakımından Türk vatandaşı sayılmadığından, millî hukuku yeni vatandaşlığının hukukudur. Bu ayrımın taşınmaz, kimlik ve vergi bakımından sonuçları için Mavi Kart Hakları yazısına bakınız.
Türk mahkemesinin uygulayacağı kural bu şekilde belirlenir. Avrupa'daki mahkeme ise farklı bir bağlanma noktası kullanır: AB Miras Tüzüğü m. 21 uyarınca, tüzükte aksi öngörülmedikçe mirasın tamamı ölenin ölüm anındaki mutad meskeninin bulunduğu devletin hukukuna tâbidir. Hayatının merkezi Almanya'da olan bir Türk vatandaşı bakımından iki hukuk düzeni menkul malvarlığında farklı sonuçlara varır: Türk mahkemesi Türk hukukunu, Alman mahkemesi Alman hukukunu uygular. Türkiye'deki taşınmaz bu ayrılığın dışında kalır; her iki bakış açısında da Türk hukukuna tâbidir.
Vasiyetname yapma ehliyeti ayrı bir bağlanma kuralına tâbidir. MÖHUK m. 20/5 uyarınca ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna göre belirlenir. Türk hukukunun aradığı "on beş yaşını doldurmuş olma ve ayırt etme gücü" ölçütü, ancak ehliyete Türk hukuku uygulandığında geçerlidir. Türk vatandaşlığından çıkmış bir kişinin ehliyeti, Türkiye'deki taşınmaz hakkında vasiyetname düzenlese dahi kendi yeni millî hukukuna göre değerlendirilir.
Türk Hukukunun Seçilmesi
Menkul malvarlığında ortaya çıkan bu ikili değerlendirme, hukuk seçimi yoluyla giderilebilir. 650/2012 sayılı AB Miras Tüzüğü, mirasa uygulanacak hukukun seçilmesine imkân tanır.
Tüzüğün 22. maddesinin birinci fıkrasına göre bir kişi, mirası bakımından seçim anında ya da ölüm anında vatandaşı olduğu devletin hukukunu seçebilir; birden fazla vatandaşlığı bulunan kişi bu devletlerden birinin hukukunu seçebilir. Tüzüğün 20. maddesi ise belirlenen hukukun, bir üye devlet hukuku olmasa dahi uygulanacağını hükme bağlar. İki hüküm birlikte değerlendirildiğinde Türk hukuku seçilebilir hâle gelir; üstelik terekenin yalnız Türkiye'deki kısmı bakımından değil, tamamı bakımından.
- Vatandaşlık. Seçim anında ya da ölüm anında Türk vatandaşlığı bulunmalıdır. Vatandaşlıktan çıkmış kişi Türk hukukunu seçemez; bu yol Mavi Kart sahiplerine kapalıdır.
- Şekil. Seçim, bir ölüme bağlı tasarrufta açıkça beyan edilmeli ya da tasarrufun hükümlerinden anlaşılmalıdır (m. 22/2). Vasiyetname dışında yapılan bir beyan yeterli değildir.
- Değiştirme ve geri alma. Seçimin değiştirilmesi ve geri alınması, vasiyetnamenin değiştirilmesi ve geri alınmasına ilişkin şekil kurallarına tâbidir (m. 22/4).
Seçimin sonucu şu olur: Avrupa'daki mahkeme terekenin tamamına Türk miras hukukunu uygular ve uygulanan hukuk Türk maddi hukukudur. Tüzüğün 34. maddesinin ikinci fıkrası, 22. madde uyarınca seçilen hukukun atfının dikkate alınmayacağını öngörür. Türk kanunlar ihtilâfı kurallarına başvurulmadığından, dosya bu kurallar üzerinden Avrupa hukukuna geri gönderilemez. Böylece iki ülke aynı kuralları uygular ve ikili değerlendirme ortadan kalkar.
Hukuk seçimi, uygulanacak hukukun tekleşmesini sağlar; tasarruf serbestisini genişletmez. Türk hukukunu seçen kişi, Avrupa'daki malvarlığını da Türk saklı pay oranlarına tâbi kılar. Bu oranlar sağ kalan eş bakımından güçlüdür: altsoyla birlikte mirasçı olan eşin saklı payı, yasal miras payının tamamıdır. Seçimin sonuçta daha geniş mi yoksa daha dar mı bir tasarruf alanı bıraktığı, somut olayda yapılacak hesaba bağlıdır.
Tüzük, 17 Ağustos 2015 ve sonrasında ölenlerin mirasına uygulanır (m. 83/1). Bu tarihten önce yapılmış bir hukuk seçimi, tüzüğün şartlarını karşılıyorsa veya seçim anında mutad mesken devletinin yahut vatandaşı olunan devletin kanunlar ihtilâfı kurallarına göre geçerliyse ayakta kalır (m. 83/2). Ayrıca 17 Ağustos 2015'ten önce, ölenin tüzük uyarınca seçebileceği bir hukuka göre düzenlenmiş bir tasarruf bulunuyorsa, o hukuk seçilmiş sayılır (m. 83/4). Yıllar önce Türkiye'de Türk hukukuna göre vasiyetname düzenlemiş bir kişi, bu sebeple farkında olmadan hukuk seçimi yapmış olabilir.
Hukuk seçiminin bir sınırı vardır ve tek yönde etki doğurur. Seçim üye devlet mahkemelerini bağlar; Türkiye tüzüğe taraf değildir. Türk hukukunun seçilmesi hâlinde bu durum sonucu etkilemez, çünkü Türk mahkemesi taşınmaza zaten Türk hukukunu uygular ve Türk vatandaşının menkulünde de aynı hukuku esas alır. Buna karşılık yabancı hukuk seçen bir çifte vatandaş, Türk mahkemesi önünde bu seçimden yararlanamaz: Türkiye'deki taşınmaza Türk miras hukuku uygulanmaya devam eder ve menkulde MÖHUK m. 4 onu Türk vatandaşı saymayı sürdürür. Bu yöndeki seçim ikili değerlendirmeyi gidermez, aksine derinleştirir.
Saklı Pay Bir Para Alacağı Değildir
Birçok Avrupa hukuk düzeninde saklı pay bir para alacağıdır: dışlanan altsoy mirasçı sıfatı kazanmaz, mirasçılardan alacak talep eder. Türkiye'deki taşınmazı vasiyetle bir çocuğuna bırakan miras bırakan bu sebeple çoğu zaman diğer çocukların yalnızca para talep edebileceğini varsayar.
Türk hukukunda saklı pay sahibi mirasçı sıfatını taşır ve başvuracağı yol tenkis davasıdır (TMK m. 560). Dava, tasarrufun kendisini saklı payı zedelediği ölçüde kısar; lehtarın kişisel malvarlığına değil, kazandırmaya yönelir. Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan bir malda — taşınmaz bölünemez — TMK m. 564 lehtara seçim hakkı tanır: lehtar dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir. Seçim hakkı lehtardadır; ancak denkleştirme bedelini ödeyebilmesine bağlıdır. Ödeyememesi hâlinde taşınmaz terekeye döner.
Türkiye'deki taşınmazı çocuklardan birine bırakan vasiyetname bu sebeple güvenli bir çözüm sayılmaz. Tasarruf geçerlidir, ancak tenkise açıktır ve tenkisin sonucu taşınmazın kendisini etkileyebilir. Taşınmazın tek elde kalması amaçlanıyorsa oranların baştan hesaplanması ve denkleştirmenin önceden planlanması gerekir. Tenkisin şartları, sırası ve süreleri için Tenkis Davası yazısına bakılabilir.
Serbestçe Tasarruf Edilebilen Oran
Saklı pay, terekenin değil yasal miras payının bir kesridir. Oranları TMK m. 506 belirler; kardeşlerin saklı payı 2007 değişikliğiyle kaldırılmıştır:
| Saklı pay sahibi | Yasal miras payının |
|---|---|
| Altsoy (çocuk, torun) | 1/2 |
| Ana ve babadan her biri | 1/4 |
| Sağ kalan eş — altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte | tamamı |
| Sağ kalan eş — diğer hâllerde | 3/4 |
| Kardeşler | saklı pay yok (2007'de kaldırıldı) |
Bu oranlar terekenin Türk hukukuna tâbi kısmı üzerinden hesaplandığında, planlamada esas alınacak sayı olan serbestçe tasarruf edilebilen oran ortaya çıkar:
| Durum | Bağlı | Serbest |
|---|---|---|
| Eş ve çocuklar | 5/8 | 3/8 |
| Yalnız çocuklar | 1/2 | 1/2 |
| Eş ve ana-baba, çocuk yok | 5/8 | 3/8 |
| Yalnız eş | 3/4 | 1/4 |
| Yalnız kardeşler | — | tamamı |
İlk satır uygulamada en sık görülen durumdur ve hesabı şöyledir: çocuklarla birlikte mirasçı olan eşin yasal miras payı 1/4'tür ve saklı payı bu payın tamamı, yani yine 1/4'tür. Çocuklar kalan 3/4'ü paylaşır; saklı payları bunun yarısı, yani 3/8'dir. Bağlı kısım toplam 5/8, serbestçe tasarruf edilebilen kısım 3/8 olur. Somut paylar için miras payı hesaplama aracı kullanılabilir.
Bu oranlar bir yasak değildir. Noter, saklı payı aşan bir vasiyetnameyi düzenlemeyi reddetmez; miras bırakan sağlığında dilediği gibi tasarruf edebilir ve dilediği vasiyetnameyi yapabilir. Aşan tasarruf geçersiz de değildir — yapıldığı gibi hüküm doğurur. Saklı pay kendiliğinden işleyen bir sınır değil, ölümden sonra kullanılabilecek bir dava hakkıdır: saklı payının karşılığını alamayan mirasçı, tasarruf edilebilir kısmı aşan tasarrufların tenkisini dava edebilir (TMK m. 560). Dava açılmazsa tasarruf olduğu gibi kalır. Hak süreye de bağlıdır: saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren on yıl (TMK m. 571); süre geçtikten sonra tenkis yalnızca def'i yoluyla ileri sürülebilir.
Planlamada bunun pratik bir sonucu vardır. Soru "ne kadarını serbestçe bırakabilirim" değil, "aşarsam kim, ne zamana kadar dava açabilir — ve açar mı" sorusudur. Serbest oran, tartışmasız olan kısmı gösterir; ötesi imkânsız değil, ihtilafa açık demektir. Tenkis davası yazısı bu davanın koşullarını ve sırasını ayrıntılı anlatıyor.
Mirasçılıktan çıkarma mümkündür, ancak şartları dardır: kanunda sayılan bir sebep bulunmalı, sebep vasiyetnamede gösterilmeli ve uyuşmazlık hâlinde ispat yükü çıkarmaya dayanan tarafa düşer. Aile içi anlaşmazlık tek başına yeterli sayılmaz.
Vasiyetnamenin Biçimi
Türk hukuku üç vasiyetname türü tanır: resmî vasiyetname (noter, sulh hâkimi veya kanunla yetkili kılınan memur önünde, iki tanıkla), el yazılı vasiyetname (baştan sona el yazısıyla yazılmış, yıl-ay-gün olarak tarihli ve imzalı) ve olağanüstü hâllere özgü sözlü vasiyetname. Türlerin şartları, tanık yasakları ve geçersizlik sebepleri için Vasiyetnamenin Düzenlenmesi, Türleri ve İptali yazısına bakılabilir.
Yurtdışında yaşayanlar bakımından iki nokta ayrıca önem taşır:
- Tarih bir düzen kuralı değil, geçerlilik şartıdır. El yazılı vasiyetnamede yıl, ay ve gün gösterilmemişse vasiyetname sakat sayılır. Bazı Avrupa uygulamalarında tarih ihmal edilebilmektedir; Türk hukukunda bu ihmal vasiyetnamenin iptaline yol açabilir.
- Sonraki vasiyetname öncekini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yeni tasarrufun öncekinin yerine geçtiği tereddüde yer bırakmayacak biçimde anlaşılmadıkça, iki tasarruf birlikte hüküm ifade eder ve uyuşmazlıkta mahkeme metinlerin bağdaşıp bağdaşmadığını inceler. İki ülkede iki vasiyetname düzenlenmesi hâlinde bu kural belirleyici olur.
Türkiye'de Ayrı Bir Vasiyetname Düzenlenmeli mi?
Soru genellikle hangi vasiyetnamenin geçerli olacağı biçiminde sorulur; oysa şekil yönünden her ikisi de geçerlidir. Ayrım geçerlilikte değil, uygulamada ortaya çıkar.
Yurtdışında düzenlenmiş vasiyetname, ölümden sonra Türk sulh hukuk mahkemesine sunulmalı, apostil şerhi taşımalı ve yeminli tercümesi yapılmalıdır. Bu adımların her biri zaman ve masraf gerektirir ve mirasçılar çoğu zaman Türkiye'ye gelmeden yürütmek durumunda kalır. Yalnızca Türkiye'deki malvarlığına ilişkin ayrı bir Türk vasiyetnamesi bu külfeti ortadan kaldırır: Türkçe düzenlenir, noterde kayda geçer ve Nüfus Müdürlüğü'ne bildirildiğinden ölüm hâlinde tespit edilebilir; apostil ve tercüme gerektirmez.
İki vasiyetname düzenlenmesi hâlinde belirleyici olan husus, metinlerin birbiriyle çelişmemesidir. Türk hukukunda sonraki tasarruf öncekini kendiliğinden ortadan kaldırmadığından, Türk vasiyetnamesinin hangi malvarlığını kapsadığı ve yabancı vasiyetnameyi ortadan kaldırmadığı açıkça belirtilmelidir. Aksi hâlde iki tasarruf aynı mal üzerinde çakışır ve önlenmek istenen uyuşmazlık bizzat bu çakışmadan doğar.
Hukuk seçimi yapılacaksa beyanın yeri de burasıdır; seçim ölüme bağlı tasarrufun içinde yer almak zorundadır.
Eşin Yabancı Olması: Mal Rejimi Mirastan Önce Gelir
Karma evliliklerde bir aşama düzenli olarak gözden kaçar. Tereke paylaştırılmadan önce mal rejimi tasfiye edilir. Sağ kalan eşe mal rejiminden düşen kısım terekeye dâhil değildir ve önce ayrılır; miras payları ile saklı paylar ancak kalan kısım üzerinden hesaplanır. Türkiye'deki taşınmazı vasiyetle bırakan miras bırakan bu sebeple zaman zaman sandığından daha az bir değer üzerinde tasarruf etmiş olur.
Mal rejimine uygulanacak hukuku MÖHUK m. 15 sabit bir sıra ile belirler. Öncelikle eşlerin açık seçimi esas alınır; eşler evlenme anındaki mutad mesken hukukunu veya millî hukuklarından birini seçebilir. Seçim yoksa evlenme anındaki müşterek millî hukuk, bulunmaması hâlinde evlenme anındaki müşterek mutad mesken hukuku, onun da bulunmaması hâlinde Türk hukuku uygulanır.
Türk vatandaşı ile yabancı arasındaki evliliklerde müşterek millî hukuk çoğu zaman bulunmadığından, evlenme anındaki ortak mutad mesken belirleyici olur. Almanya'da evlenip orada yaşamış bir çift, İzmir'deki taşınmaz bakımından da Alman mal rejimi düzenine tâbidir. Türkiye'de evlenip o tarihte Türkiye'de yaşayanlar bakımından ise Türk mal rejimi uygulanır.
Aynı maddenin ikinci fıkrası taşınmazlar bakımından daha belirleyicidir ve kolayca gözden kaçar: malların tasfiyesinde taşınmazlar için bulundukları ülke hukuku uygulanır. Mal rejiminin kendisi yabancı bir hukuka tâbi olsa dahi, Türkiye'deki taşınmaza ilişkin tasfiye Türk hukukuna göre yapılır. İki aşamanın ayrı tutulması gerekir; karma evliliklerde miras planlamalarının hatalı kurulduğu nokta genellikle bu ayrımın atlanmasıdır.
İzlenecek sıra bu sebeple bellidir: önce hangi mal rejiminin uygulanacağı ve sağ kalan eşe Türkiye'deki taşınmazdan ne düştüğü belirlenir, ardından miras ve saklı pay oranları kalan kısım üzerinden hesaplanır. Sıranın tersine çevrilmesi, gerçekte var olmayan bir tereke üzerinden planlama yapılması sonucunu doğurur. Katılma alacağının hesaplanması için Boşanmada Mal Paylaşımı yazısındaki tasfiye bölümüne bakılabilir; kurallar ölüm hâlinde de aynıdır.
Eşiniz Türkçe okumuyorsa, saklı pay oranlarını ve Türk vasiyetname biçimlerini İngilizce anlatan Wills and Forced Heirship in Turkey sayfasını paylaşabilirsiniz.
Ölümden Sonra: Açılma, İptal, Tenkis
Vasiyetnameyi elinde bulunduran kişi — mirasçı olsun olmasın — ölümü öğrendikten sonra belgeyi sulh hâkimine teslim etmekle yükümlüdür; bu yükümlülüğü yerine getirmeyen doğan zarardan sorumlu olur. Mahkeme vasiyetnameyi, geçerli olup olmadığına bakmaksızın teslimden itibaren bir ay içinde açar ve ilgililere okur.
Bu aşamadan sonra iki ayrı dava yolu açılır ve ikisi sıklıkla birbirine karıştırılır. İptal davası vasiyetnameyi tamamen veya kısmen ortadan kaldırmayı amaçlar; sebepleri ehliyetsizlik, irade sakatlığı, şekil eksikliği ve hukuka veya ahlaka aykırılıktır. Tenkis davası ise geçerli olmakla birlikte tasarruf sınırını aşan bir kazandırmayı kısar; sebebi saklı payın zedelenmesidir. Süreleri ve sonuçları farklıdır. Ayrımın ayrıntısı, süreler ve görevli mahkeme için vasiyetname yazısının iptal bölümüne ve tenkis davası yazısına bakılabilir.
Yurtdışındaki mirasçılar bakımından iki nokta hak kaybına yol açar. Birincisi, şekil yönünden sakat bir vasiyetname kendiliğinden hükümsüz değildir; iptal edilinceye kadar hüküm doğurur. İkincisi, süreler öğrenme anından itibaren işlemeye başlar ve yurtdışındaki mirasçı Türkiye'deki bir vasiyetname açılmasından çoğu zaman geç haberdar olur. Sıkışan süre bu ikincisidir.
Sağlararası Devir ve Muris Muvazaası
Uygulamada ilk akla gelen çözüm, taşınmazın sağlığında bir çocuğa devredilmesi ve böylece terekeye dâhil olmamasının sağlanmasıdır. Türk hukukunda bu yolun uygulama alanı sanıldığı kadar geniş değildir.
- TMK m. 565 uyarınca miras bırakanın ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yaptığı bağışlamalar tenkise tâbidir.
- Aynı madde uyarınca saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar, herhangi bir süre sınırı olmaksızın tenkise tâbidir.
- Tapuda satış gösterilmekle birlikte gerçekte bağışlama yapılmışsa ayrı bir kurum devreye girer: muris muvazaası. Bu davada hak düşürücü süre işlemez ve yıllar sonra da açılabilir. Ayrıntısı için Muris Muvazaası yazısına bakılabilir.
Aynı kural mirasçılar bakımından tersinden geçerlidir: tapuda satış olarak görünen bir devir, incelemenin sonu değildir. Buna karşılık gerçek ve bedeli ödenmiş bir satışta tenkis istenemez; bu hâlde tereke bir malı değil, onun bedelini kazanmıştır.
Uygulamada tercih edilmesi gereken yol genellikle daha doğrudan olanıdır: oranların hesaplanması, serbestçe tasarruf edilebilen kısım içinde kalınması ve mirasçılar arasındaki denkleştirmenin açıkça düzenlenmesi. Ölümden sonra çözülmesi gereken bir kurgu oluşturmak, çoğu zaman daha fazla uyuşmazlık doğurur.
Sık Sorulan Sorular
Almanya'da yaptığım vasiyetname Türkiye'deki dairem için geçerli mi?
Şekil yönünden geçerlidir: yapıldığı ülke hukukuna uygun olarak düzenlenmiş bir vasiyetname Türkiye'de de şeklen geçerli sayılır. İçerik yönünden ise sınırlıdır; Türkiye'de bulunan taşınmaza Türk miras hukuku uygulanır ve saklı pay kuralları vasiyetnameyle aşılamaz.
Çifte vatandaşım. Almanya'daki hesabıma hangi miras hukuku uygulanır?
Türk mahkemesi bakımından Türk hukuku uygulanır: MÖHUK m. 4, birden fazla vatandaşlığı olup aynı zamanda Türk vatandaşı olanlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağını öngörür. Avrupa'daki mahkeme ise mutad meskeni esas alır ve yerleşilen ülke hukukuna varır. Türkiye'deki taşınmaz bu ayrılığın dışındadır; her iki bakışta da Türk hukukuna tâbidir.
Mavi Kart mirasla ilgili durumumu değiştirir mi?
Haklar bakımından değiştirmez, uygulanacak hukuk bakımından değiştirir. 5901 sayılı Kanun m. 28 uyarınca çıkma izniyle vatandaşlıktan ayrılanlar ve üçüncü dereceye kadar altsoyları, maddede sayılan istisnalar dışında Türk vatandaşlarının haklarından yararlanmaya devam eder; taşınmaz edinme ve mirasçılık bu istisnalar arasında değildir. Ancak kanunlar ihtilâfı bakımından Türk vatandaşı sayılmadığından millî hukuk, kazanılan yeni vatandaşlığın hukukudur.
Vasiyetnamede Türk hukukunun uygulanmasını kararlaştırabilir miyim?
Türk vatandaşlığı bulunuyorsa kararlaştırılabilir. AB Miras Tüzüğü m. 22 uyarınca kişi, seçim anında ya da ölüm anında vatandaşı olduğu devletin hukukunu seçebilir; birden fazla vatandaşlık hâlinde bunlardan birini. Seçimin vasiyetnamede açıkça beyan edilmesi gerekir. Bu hâlde Avrupa'daki mahkeme terekenin tamamına Türk maddi hukukunu uygular ve atfı dikkate almaz. Vatandaşlıktan çıkmış kişiler Türk hukukunu seçemez.
Türk hukukunun seçilmesi her zaman avantajlı mıdır?
Hayır. Seçim uygulanacak hukukun tekleşmesini sağlar, tasarruf serbestisini genişletmez: Avrupa'daki malvarlığı da Türk saklı pay oranlarına tâbi olur ve bu oranlar sağ kalan eş bakımından güçlüdür. Altsoyla birlikte mirasçı olan eşin saklı payı yasal miras payının tamamıdır. Avantajlı olup olmadığı somut olayda yapılacak hesaba bağlıdır.
Eş ve çocuk varsa Türkiye'deki dairenin ne kadarı serbestçe bırakılabilir?
Üç sekizi. Çocuklarla birlikte mirasçı olan eşin yasal miras payı 1/4'tür ve saklı payı bu payın tamamıdır; çocuklar kalan 3/4'ü paylaşır ve saklı payları bunun yarısı, yani 3/8'dir. Bağlı kısım toplam 5/8, serbest kısım 3/8 olur.
Türkiye'de ayrı bir vasiyetname düzenlemek gerekir mi?
Genellikle gerekir, ancak hukuki değil pratik sebeplerle. Yurtdışında düzenlenen vasiyetname ölümden sonra Türk sulh hukuk mahkemesine sunulmalı, apostil şerhi taşımalı ve yeminli tercümesi yapılmalıdır. Yalnız Türkiye'deki malvarlığına ilişkin bir Türk vasiyetnamesi bu adımları ortadan kaldırır. İki metnin çelişmemesi ve Türk vasiyetnamesinin kapsamının açıkça belirtilmesi şarttır; Türk hukukunda sonraki vasiyetname öncekini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Eşim yabancı. Bu durum Türkiye'deki daireyi etkiler mi?
Etkiler; üstelik miras hükümleri uygulanmadan önce. Tereke paylaştırılmadan mal rejimi tasfiye edilir ve sağ kalan eşe mal rejiminden düşen kısım terekeye dâhil olmaz. Uygulanacak hukuku MÖHUK m. 15 belirler: seçim yoksa evlenme anındaki müşterek millî hukuk, bulunmaması hâlinde müşterek mutad mesken hukuku. Tasfiyede ise taşınmazlar için bulundukları ülke hukuku uygulanır; Türkiye'deki daire bakımından Türk hukuku.
Daireyi sağlığımda çocuğuma devredersem saklı paydan kurtulur mu?
Kural olarak kurtulmaz. Ölümden önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar tenkise tâbidir; saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar ise süre sınırı olmaksızın tenkise tâbidir. Tapuda satış gösterilip gerçekte bağışlama yapılmışsa muris muvazaası gündeme gelir ve bu davada hak düşürücü süre işlemez.
İlgili Yazılar
Dosyanıza Özgü Bir Değerlendirme
Yukarıdaki anlatım genel çerçeveyi verir; hangi sürenin işlediği ve hangi yolun açık olduğu somut belgelere göre değişir. Kendi durumunuz için görüşmek isterseniz: